türker alkan bu kitapla ilgili olarak söyle bir yorumda bulunmus: „bu konuyu hamasi nutuklarla ve kitlelerin duygularini oksayacak hareketlerle degil, sogukkanli bir bicimde verilerle tartismamiz gerekiyor. ali tayyar önder'in calismasi bu yönde atilmis bir adim olabilir.“ kitabi okuduktan sonra beni düsüncem, calismanin fena halde türk ve türklük duygularini oksayacak yönde tezlere dayaniyor oldugu ve kimi noktalarda nesnelliktan tamamen uzak kaldigi. oysa etnik kimliklerle ilgili bir calismanin temel almasi gereken unsur nesenelliktir bence, bilimin verileriyle yola cikmaktir. kitapta türklük, kürtlük, alevilik ve zazalikla ilgili olarak derin arastirmalara dayandigi belli olan saptamalar var. ancak bu calismalara ragmen ilk bölümlerde ortaya sürülen tez, türkiye'nin etnik bir mozaik olmadigi. etnik mozaik tanimi batililarin türkiye'ye empoze etmeye calistigi bilincli ve maksatli bir politika imis. türk milleti bütünüyle kaynasik bir toplummus. (sf. 42-43) etnik mozaik olarak tanimlanmanin bu ülkenin temellerini yerinden oynatacagi yönündeki paranoyayi neden asamadagimizi anlamis degilim ama yine de herkesin düsüncesidir, kelimelerden korkmak da bir düsünce seklidir. en ilgi cekici bölüm kürtlükle ilgili olani tabii ki. sayin yazar kürtler'in ve kürtce'nin kökeninin türklük ve türkce oldugunu kanitlama cabasina girerek, farkli görüslerden hic birine yer vermeden kendi fikirlerini ispata girismis. kürtce'nin bugün özgün bir dil oldugunu kabul etmekle beraber, kürtce'deki türkce ögelerin kürtlerin asli kökeninin türk oldugunu, türk- kürt kaynasmasinin bir göstergesi olarak da cok önemli oldugunu savunmus. (bkz: sf. 151) kürt kelimesinin acik anlam ifade ettigi tek dil türkce imis. ayrica sadece kürtler degil zazalar da türk imis. (sf. 215; zazalar) hem kürtler, hem