"Dağ eşkıyası eskidenmiş. Şimdi eşkıyalar şehre inmiş de kanun kitabına bakıp bakıp maddeye uygun adam soyuyorlar."
Aziz NESİN ___________ZÜBÜK
(Sayfa 112)
Türkiye Cumhuriyeti'nin Mustafa Kemal Atatürk sonrası siyasi tarihi tam bir zübük siyaset tarihidir.
Kanunla çalmak nedir bilmezdik.
İdeoloji bataklığı siyasi partiler bunu başardı.
Dinci ideolojiler hiç değişmiyor. Devlet yeme alışkanlığı onlar.
Selçuklu ve Osmanlı yetmedi sıraya insanlık tarihinin sonsuzluk adına kurulmuş devleti Türkiye Cumhuriyeti'ni koymaya kalktılar.
Önder Karaçay
Kitabın içerisinde yer alan yazıların hemen hepsi muhafazakâr yazarlardan seçilmiş ve yazıların içeriğine bakıldığında kesinlikle masum bir seçmeye gidilmemiş. Bu seçmenin tamamen ideolojik olduğu düşünülmesin diye aralara birkaç tane sanatsal yazı sıkıştırılmış ancak geri kalan yazılarda iğneleyerek büyük önder deyip Atatürk'ü eleştirenler, "saçmalayan" Ecevit'ten söz edenler, 1500 yıllık Ayasofya'nın tarihini yalnızca 500 yıldan ibaret sanıp uzunca bir dönem -olması gerektiği gibi- müze olmasını eleştirenler, Balkan Savaşı üzerinden dolaylı bi bakışla başkentin İstanbul'dan -haklı gerekçelerle- taşınması meselesinin konuşulmasının saçmalığından söz edenler, harf devrimini eleştirip İslâmiyet olmaksızın Türklerin vâr olamayacağını söyleyenler hatta bunu Türklerin "hipermetrop" gözleriyle göremediğini ancak işin bilirkişisi (!) olan ABD büyükelçisi tarafından görüldüğünü ("dışardan bakan bir göz" güzellemesi yapmak gayretiyle ) söyleyenler, ocak ayına kanun-ı sani aralık ayına kanun-ı evvel demenin ne derece yerli ve milli (!) olabileceğinden söz edenlerle dolu, merkez sağ siyasetin kanonik söylemlerini güçlendirmek amacıyla derlenmiş bir kitap. Umarım okurları kendilerini bekleyen algı oyunlarını idrak edebilecek yetkinlikte olurlar...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitapta Sovyet topraklarında insanların himayesi altında yaşamaktan sıkılan bir grup çiftlik hayvanının, bütün dünyada hayvan egemenliğini istemesi anlatılır.
Çiftlikteki hayvanlar çok çalışıp karşılığında az miktarda yemek aldığı Beylik Çiftliği’nde yaşamaktalar. Çiftlik sahibi Mr. Jones hem hayvanları çok çalıştırıp hem de onlara eziyet eden biri. Bu durum zamanla hayvanların isyan etmesine sebep olmaya başlar. Bir gece çiftlik sahibi ortalıklarda yokken Koca Reis adlı domuz tüm çiftlik hayvanlarını bir araya toplayıp bir konuşma yapar. Konuşmasında hayvanlara bir rüya gördüğünü söyler: rüyasında dünya insanların olmadığı ve tüm hayvanların özgür bir biçimde yaşadığı, tüm emeklerin karşılığının alındığı bir yerdir. Bunu duyan hayvanların içine umut tohumları ekilir. Bu konuşmadan sonra hayvanlar hep bir ağızdan İngiltere’nin Hayvanları şarkısını söyler. Bu geceden sonra bütün hayvanlar daha güzel bir dünya hayali kurmaya başlar ve isyan çıkarma planları yaparlar. Birkaç gün sonra Koca Reis adlı domuz ölür. Bunun üzerine hayvanlar nasıl yapacaklarını düşünürken isyanı fitilleyen olay baş gösterir.
Çiftlik çalışanları o gün hayvanlara yiyecek vermeyi unuturlar, bunun üzerine hayvanlar ağıl kapılarını kırarak yemeğe ulaşırlar. Bunu gören Mr. Jones hayvanlara kırbaç cezası verir ve hayvanlar buna daha fazla katlanmak istemezler. Sonunda isyan başarıya ulaşır ve hayvanlar insanları çiftlikten kovar.
Beylik Çiftliği’nin adı Hayvan Çiftliği olarak değiştirilir. Hayvanlar aralarında bir önder seçmek ister. Bunun üzerine akıllı olduğunu düşündükleri domuzlardan bir grup seçerler. Bu grupta kendi içinde çatışmaya başlar; Snowball ve Napoleon adlı iki domuz arasında liderlik kavgası başlar. Snowball hayvanların iyiliğini düşünürken Napoleon hep kendini düşünen bencil bir
Kitap gerçekten her alanda farklı bilgiler bulabileceğiniz Avrupa tarihin de hatrı sayılır olayları güzel bir şekilde ele almış.Gerçekten zaman ayırıp 2 3 günde okuyabileceğiniz güzel bir kitap.
Lider kime denir?
ya da Önder, bulunduğu çevreye yarar sağlayan, süregelen gelenekte köklü değişiklikler yapan ve çevreyi yönetmek için sorumluluğu; sezgi, zeka ve bilgiye dayalı karar ve uygulamalarla taşıyan kişiye denir. Lider; elindeki gücü kullanabilme kapasitesine bağlı olarak, çevresini etkileyen kişidir
Peki .Liderlik İlkeleri Nelerdir?
Rol Model Olun. ...
İletişimi Kolaylaştırmak. ...
Net Bir Vizyona Sahip Olun. ...
Hataları Kabul Etmek. ...
Dayanıklı kalabilmek. ...
Güç Üzerinden İkna yöntemini kullanın. ...
Misyona İnanın. ...
Liderler İlham Vermeli.
Tek Bir Kişi Yüzlerce Kişiye Nasıl Liderlik Edebilir?”
Churchill ve Napoleon gibi ödüllü kitapların yazarı Andrew Roberts’tan tarihin en kanlı savaşlarında liderlik eden, güçlü ve zayıf yanlarıyla insanlık tarihine yön verenlerin karşılaştırmalı olarak incelendiği yepyeni bir çalışma: Savaşta Liderlik.
Okuru Fransız İhtilali’nin coşkulu karmaşasından Soğuk Savaş’ın gergin atmosferine taşıyan Roberts, modern tarihin ana figürlerinden olan Napoléon Bonaparte, Horatio Nelson, Winston Churchill, Adolf Hitler, Joseph Stalin, George C. Marshall, Charles de Gaulle, Dwight D. Eisenhower ve Margaret Thatcher’ı objektif bir şekilde ele alıp derinlemesine analiz ediyor.
Peki, savaşta liderlik becerisi her birinde farklı şekilde mi vücut bulmuştu, yoksa onların zamanı ve mekânı aşıp kendilerinden sonraki liderlere sirayet eden ve çatışmanın doğasıyla doğrudan bağlantılı olan bir dizi ortak özellikleri, vasıfları ve teknikleri mi vardı?
Stalin öylesine saftı ki, Alman işgalinin başladığı gün Nazi-Sovyet Paktı’nın yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla Almanya'ya yakıt ve tahıl yüklü trenler göndermeyi sürdürdü. Stalin'in kimseye güvenmeyip dünyadaki en güvenilmez adam olan Adolf Hitler’e güvenmesi de büyük bir
Yazar, bu belgesel ve anı kitaplarında büyük önder Atatürk'ü ilk tanıdığı günlerden başlayarak, birlikte tanık oldukları olayları, kişileri anlatmıştır. Bu olaylar günü gününe tuttuğu notlar ve sonradan anımsadığı hatıralardan oluşmakta...