Puan vermedi·416 syf.··
2024 44. kitabı
Dakikalar İçinde Atatürk ve Dünyası kitabı , Osmanlı'nın son dönemini ve Cumhuriyet'in ilk yarısını merkeze Kurucu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü alarak konulara göre özel seçilmiş görseller eşliğinde sunuyor.
Dakikalar İçinde Atatürk ve Dünyasıİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20231,518 okunma
Önder (S.A.V.) ve Tolerans
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2024 08:17
Efendimizin (sav) affediciligi ve hoşgörüsü ile ilgili gayet sade bir dille yazılmış bir kitap . Belki bir çoğu bilinen olaylar ancak böyle ara ara okuyup tefekkür etmelik tatlı bir kitap olmuş . Ben çok severek okudum . Nihat Hatipoğlu Önder (S.A.V.) ve Tolerans
Din
Önder (S.A.V.) ve ToleransNihat Hatipoğlu · Turkuvaz Kitap · 202150 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sokak Nöbetçileri
Puan vermedi·872 syf.··
2024 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2024 10:41
Merhabaaaa Spoiler var Öncelikle kitap birtık kopyaladı bence çok güzel bir kitap kaliteli bazı yerlerde edebi şeylerde içeriyor şaşırtıcı bir şekilde ama yarala Sara birtık fazla benziyor gerçekten yazar güzel yazmış ama yarala sar‘dan bayağı bir de benziyor yani hani bu az sanacak gibi değil bence çünkü kitabı okurken durmadan aklıma yaralasar geldi Hani bunun dışında çok kötü bir şey yok bazen fazla o tarz sahneler vardı ama küfürlü falan ama onun dışında yine güzel bir konusu zaten severim böyle şeyleri ben gerçekten ben Helin in yaptığı her şeye tamam dedim ama Yankı’nın yaptığı şey hiç hoş değildi kitabın sonunda şoka uğradım yani böyle bir şey yapmaya hakkı yoktu helin bunların hepsinin zorunda kaldığı için yaptı ama yankı sadece merakına yenik düştüğü için yaptı ve güvenmediği için Helen’in böyle bir şansı bile yoktu onu zorladılar o yüzden bu durumda yankı haksız yani hiç kimsenin geçmişine o kişiden habersiz okuyamazsın çünkü üzdü onun dışında yan karakterler çok güzeldi Lali şu an sevmiyorum ileride Allah ne gösterir bilmiyorum ama şu an o kızdan gerçekten hiç hoşlanmıyorum bartu en sevdiğim karakter yankı‘yı Helin’i herkesi boş verebilirim ama bartu en sevdiğim karakter gerçekten mükemmel bir karakter koza kozaya kızamıyorum ama bir yandan da kızıyorum yaptığı şeyler hoş değil ama haklı da bir anda yankı da ona bir şeyler yapmış . ışığı da çok seviyorum yankııyla yaptığı planları böyle çaktırmadan yapması çok hoşuma gidiyor gerçekten aşırı akıllı ve ben çok üzülmüş hani kozaya nasıl inanıyor diye inanmıyormuş inanmaması beni mutlu etti onun dışında Önder‘den de nefret ediyorum Önder cehenneme kadar yolun var yani helin‘i seviyorum bazen gerçekten ama sinirimi bozuyor çünkü bu kadar aciz olmaz bir insan yani bazen gerçekten gerçekten abarttığını
Sokak Nöbetçileri 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 202110,5bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2024 21. kitabı
Kitabın orjinal adı “The Schopeanhauer Cure” olmasına rağmen dikkat çeksin diye Türkçesine “Bugünü Yaşama Arzusu” büyük puntolarla eklenmiş. Bence bu isim kitabın içeriği hakkında biraz alakasız bir önyargıya neden oluyor. Ben kitabı satın alırken; yaşam enerjisini yükseltmeyi vaadeden ufak ipuçları içeren bir kişisel gelişim kitabı gibi bir yargı oluşmuştu kafamda. Alakası yokmuş. Kitap Schopenhauer’in biyografisini içerisine çok güzel yedirmiş psikolojik bir roman. Irvin Yalom bu içine yedirme işini romanlarında çok güzel kullanıyor, ve kendisi 21 yüzyıl insanını çok iyi tahlil eden benim çok sevdiğim bir psikolog ve yazar. Romana gelirsek. Hasta olduğunu öğrenen terapist Julius tedavisinde başarısız olduğu hastalarından birini arar ve son durumunu sorar. Eski Hastası Philip kariyerini değiştirerek felsefe öğretmeni olmuş ve Schopenhauer felsefesi sayesinde kendi kendisini tedavi etmiştir. (Öyle düşünmektedir) Schopenhauer felsefesine göre hayatta acı çekmemenin yolu kimseye bağlanmamak ve hazların esiri olmamaktır. -bir şeyi isteriz, alırız, kısa bir süre tatmin yaşarız. bu tatmin hızla sıkıntıya dönüşür, ardından mutlaka bir sonraki istiyorum gelir. arzuyu doyurarak kurtuluş olmaz. can sıkıntısıyla ilgili en korkunç şey nedir? neden aceleyle can sıkıntısını gidermeye çalışırız? çünkü bu, varoluşla ilgili tatsız gerçeklerin (önemsizlik, anlamsız varoluş, ölüme doğru ilerleyiş) kısa süre içerisinde ortaya çıktığı, dikkat çelicilerin olmadığı bir durumdur. bundan dolayı insan hayatı; sonsuz bir istem, tatmin olma, can sıkıntısı ve sonra yeniden isteme döngüsü üzerine kuruludur. zekâ arttıkça acının yoğunluğu da artmaktadır.- Bu alıntılar kulağa çok doğru geldiği için Kitaptaki Philip karakteri gibi Schopenhauer’u önder kabul edeceklere hatırlatmalarım var. Annesi
Bugünü Yaşama ArzusuIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20174,858 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2024 00:00
İnalcık Hoca'nın farklı yıllarda yazdığı çeşitli konulardan oluşan makalelerinin bir araya gelmesiyle yayımlanan bir kitaptır. Eserde yazar; Atatürk'ü ulu önder yapan süreçleri, nitelikleri, Türkiye'nin temellerini oluşturan yapı taşlarını, Türkiye'yi bekleyen tehlikeler ve bu tehlikeler karşısında alınabilecek önlemleri ifade etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli Atatürkçülük, devrimler ve bu devrimlerin fikir babası Ziya Gökalp hakkında fikir belirten İnalcık; Batı'nın gözündeki Türk imajına parmak basmış, İngilizlerin Hilâfet tuzağını anlatmış, Atatürk'ün siyasî dehâsı konusunda birçok yoruma değinmiş, Devrimler'in gerekçelerini bir bir sıralamıştır. Türkiye ve Japonya'yı aydınlanma ve Batılılaşma süreçleri bakımından mukâyese eden İnalcık, iki devletin benzerlikleri olduğu karar farklılıkları bulunduğu hususunda yorumlarını açıklamıştır. Türk-Yunan husumetinin tarihsel temellerini (Kıbrıs, Girit, Mora, isyanlar, savaşlar, Kardak krizi vs.) gerekçelendirmekte olup Türkiye ve Türk milletini şu anki Yunan tehlikesi Kardak uyarmaktadır.
Atatürk ve Demokratik TürkiyeHalil İnalcık · Kronik Kitap Yayınları · 20201,277 okunma
Uyan artık uykudan uyan, uyan esirler dünyası…
4/10
·216 syf.··
2024 12. kitabı
Baştan söyleyeyim. Kurgu edebiyatta okuyucunun korkularına oynamak bana ucuz bir numara gibi geliyor. Daha önce ‘Radikal Şıkların Sayımı’ için de söylemiştim –orada da cahil halk kitlelerinin entelektüellere karşı nefreti ‘kitap okuyanlar’a yönelmiş bir öfke haline geliyor, ortaya çıkan şiddetin o kitabı okuyanlarda bir dehşet uyanması bekleniyordu. ‘Kıskançlık’ halk nezdinde elitizm-karşıtlığına, sonra da ‘hınç’ politikasına dönüyordu güya. Böyle anlatıyorum ama kitapta bunlar hiç de aleni değil. Belki de bu, kitabın aşırı yorumlanması; lakin okuma eylemi okuyucuda oluşan duygu ve düşüncelerden fazlasını da ifade etmiyor. O halde devam… Uyuyamayanlar da bu kolaycılıktan hareket ediyor. Düşünsenize bir gün uyuyamıyorsunuz, hiç kimse uyuyamıyor, her şey paramparça oluyor çünkü insan zihni yok oluyor: tüm toplumsal yaşamın sonu! Elbette öyle. İyi de o gün insanlar neden uyuyamamaya başladılar? Kabul ediyorum, kurgu bir durumu verili kabul edip üzerine inşa edebilir, nedeni meçhul bırakabilir, anlatacağı başka bir şeydir. Mesela Jose Saramago’nun ölmenin artık yürürlükten kaldırıldığı bir ülkeyi anlatan ‘Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’ kitabında da bir salgın sonucu insanların ekseriyetinin artık görmez olduğu ‘Körlük’ kitabında da belli bir neden yoktur; ancak anlatacak bir derdi vardır bu kitapların. Uyuyamayanlar kitabının derdi ne? Bir söyleşisini okudum Adrian Barnes’in, gerçekliği sorgulamak gibi mühim bir derdi varmış, kendisi imsomniadan muzdarip bir kişiymiş ve hayatı boyunca gerçekliği sorgulamak zorunda kalmış. Ama olmamış, gerçekliği bu kitapta sorgulayamamış, ya da sorgulamak istediği hangi gerçeklikmiş ki? Bir kere kitabın orijinal ismi ‘Nod’. ‘Uyuyamayanlar’dan ziyade ‘Uyuklayanlar’ diye çevrilmeliydi. Uyuklamak normal bir hal, günlük yaşamda sıklıkla
UyuyamayanlarAdrian Barnes · April Yayıncılık · 2017530 okunma