Puan vermedi
Soner Yalçın kimdir diye Soracak olursanız, Mesleğini ve bu meslekteki yeteneğini Belki de en iyi şekilde Kullanan bir kimsedir diyebilirim. Kitabın ilk sayfalarında ( önsöz kısmındaki ) Montaigne'ye ait söz ise Soner Bey'in artık daha gözü kara Bir kimse olmaya karar verdiğinin Benim açımdan en büyük göstergesidir. Ve yine aynı sayfada Tevrat'taki Âdem ve Havva'nın Cennetten kovuluş anlatıları üzerinden, Onlar sorumluluk almadılar Ve birbirlerini suçladılar, ( Yaratıcı'ya ithafen ) Bizler, bizi nasıl yarattıysan öyleyiz deyip Suçu Yaratıcı'ya atmak Kitabın önsözündeki mantık kurgusuna Ters düşmektedir. Şayet sizin ya da Kitabın editörlüğünü yapan beyefendi Ya da hanımefendinin gözünden Kaçmış bir şey ise bir şey diyemem. Ama bile isteye ve düşünülerek Kitabın ilk sayfalarına konulduysa Bu kitap daha ilk sayfadan Kendisiyle çelişiyor demektir.
1000Kitap
TağutSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2024395 okunma
Kitap yorumum
10/10
·188 syf.··
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:44
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım bugün sizlere @doganulkudadasoglu kaleminden çok güzel bir anı kitabını anlatacağım. Kitabın konusu: Murat, Erzurum'un Karadeniz'e bakan sınır köylerinde büyümüş, mesleği gereği çok sevdiği Karadeniz'e, Giresun Bulancak'a tayin olmuş bir jandarma. Deniz manzaralı, Sarayburnu Camii'ni gören bir ev almış; eşi Canan ve iki çocuğuyla birlikte huzurlu bir hayat kurmuş. Spor yapan, işinden evine giden, sağlığına dikkat eden, hayat dolu bir adam... ️Bir gün halı saha maçında kendini tarif edemediği bir yorgunluğun içinde buluyor. O kadar bitkin hissediyor ki maçı tamamlayamıyor. Ardından başlayan bacak ve vücut ağrıları önce kas sıkışması sanılıyor, iğne tedavileri uygulanıyor. Ağrılar kısa süreliğine hafiflasa da yeniden başlıyor. Yapılan kan tahlilleri ise hayatlarını tamamen değiştirecek gerçeği ortaya çıkarıyor: Lösemi... Sonrasında GATA'ya sevk süreci başlıyor. Zorlu geçen nakil işlemlerinin ardından tedaviye başlanıyor. Kitabın en etkileyici yanı ise, yazarın bunları bir kurgu olarak değil, bizzat kendi yaşadığı hayatın içinden anlatması. Her satırında çaresizliği, umudu, korkuyu ve hayata yeniden tutunma mücadelesini hissediyorsunuz. Ben de okurken birçok yerde gözyaşlarıma engel olamadım. ️Tedavinin ardından ilik nakline karar veriliyor. Kardeşi Öznur'un iliği uyum sağlıyor ve nakil başarıyla gerçekleşiyor. Ancak asıl mücadele bundan sonra başlıyor. Vücudu yeni iliği kabul edecek mi? Bir daha evine, çocuklarına, deniz manzarasına kavuşabilecek mi? Sayfaları çevirirken bu soruların cevabını büyük bir heyecan ve umutla bekliyorsunuz. ️Bu kitap bana, insanın sahip olduğu en büyük hazinenin sağlık olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kendime ne kadar az özen gösterdiğimi fark ettim. Daha sağlıklı beslenmeye, spor yapmaya karar verdim.
LösemiliydimDoğan Ülkü Dadaşoğlu · Luna Yayınları · 20247 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hüsran
5/10
·424 syf.··
2026 1. kitabı
Yabancı booktok trope'larına köle olmuş bir fantastik kitap daha. Artık bıkkınlık geldi valla. Gökten baş karaktere büyü gücü yağıyor, ve bilin bakalım kim bunun farkında değil ve inatla reddediyor? Her neyse, konusu güzel, oldukça potansiyel barındırıyor fakat yazar karakterlerin gelişimi ve fantastik dünyanın detaylıca oluşturulması konusunda epey eksik kalmış. İlk yarısında güzel gittiğini düşünürken ikinci yarısında işler Diem'in saçma sapan, dayanağı ve mantığı olmayan kararları sebebiyle sarpa sarıyor. Diem, başta güçlü kadın karakter olarak bize sunulurken gelişim sürecinde aslında hiç de öyle olmadığını gördüm. Memleketinin sorunlarının intikamını soydanlardan almak için Koruyucu'lara katılıyor ama dönüp dolaşıp yine masumların ölümüne sebep oluyor. Birçok insan basit bir sebep sonuç ilişkisiyle dahi bu sonucu öngörebilirdi. Henri'yle olan sallantılı ilişkisi ise ayrı bir konu. Henri'yi sadece Diem Luther'in değerini anlasın diye koymuş yazar sanırım, bir nevi Tamlin kopyası. Kısacası Diem ve Henri kesinlikle okuyucuya aktarılamamış, tuhaf karakterler olarak zihnimde yer etti. Onlar dışında kaybolan anne ve Luther hikayede çok önemli bir rol oynamasına rağmen çok çok az bilgi edinilebiliyor. Dünyanın yaratımının ise çok havada kaldığına inanıyorum, birçok farklı krallık hanesi var ama kitap çok az şeyin üzerinde duruyor.
Sonsuz Alevin KıvılcımıPenn Cole · Beta Byou · 202632 okunma
8/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 01:28
Kitap bitti ama başkahraman hala zihnimin bir köşesinde benimle yaşıyor sanki. İlk başta kitap sıkıcı gibi geldi fakat biraz ilerleyince beni hikayenin en güzel kısmına doğru sürüklemeye başladı. Başkahraman olan Hamlet Danimarka Prensi fakat bu hakkı elinden alınıyor. Amcası, babasına suikast düzenleyip öldürüyor, daha sonra annesi ve amcası evleniyorlar. Tahtın yeni varisi artık Hamlet’in amcası. Böylece Hamlet’in krallık hakkını elinden almış bulunuyorlar. En üzücü kısım her kitapta olduğu gibi sonuydu: Ophelia ölüyor, Hamlet ve Laertes son kez düello yapıp zehirlenme sonucu hayatlarını kaybediyorlar ve yeni gelen kral onlar adına ihtişamlı bir cenaze töreni hazırlıyor böylelikle halkın zihninde kahramanca yer ediniyorlar. En azından Ophelia’na kavuştun Hamlet bu yönden içim rahatladı;)
Spoiler içerir!
HamletWilliam Shakespeare · Koridor Yayıncılık · 202458,6bin okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 23:49
Maggie O'Farell'ın bir iki kitabını daha okumuştum. Bunu da onlar gibi kurmacadır diye düşünerek aldım. Meğer yazar kendi hayatında ölümle on yedi kez nasıl burun buruna geldiğini anlatıyormuş. Farklı geldi. İnsanın yaşamaya tutunma direncini hissettirmesi çok hoşuma gitti.
Roman
Ben BenMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 2021410 okunma
Puan vermedi·502 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:22
Kelebeğin Rüyası, kurgunun değil, bizzat hayatın kalbinden kopup gelmiş tamamen gerçek ve sansürsüz öğretmenlik hikayeleridir. Kitabın sayfalarını çevirdikçe gerçekten yaşanmış olan o hikayelere tanık oluyor ve okudukça daha çok etkileniyordum.Kendi kendime bir öğretmen bir öğrencinin hayatına ne kadar etki edebilir ki diye düşündüm. Okuduğum bölümler arasında öyle yaşanmışlıklar vardı ki insanın duygusal olarak etkilenmemesi mümkün değil. İdealist öğretmenlerin öğrencileri için yaptığı fedakarlıklar, öğrencilerinin öğretmenlerini unutmayıp hatta bazılarının onlar gibi öğretmen olması ve onları bu kitapta anlatarak ölümsüz kılması paha biçilmez. Kısacası bu kitap adını, bir tırtılı kanatlandırıp kendi rüyasını yaşamaya uçuran o kutsal dokunuştan alır. Sayfalar boyunca okuduğunuz şey edebi bir metin değil; tebeşir tozuna, sürgünlere, gözyaşlarına ve her şeye rağmen pes etmeyen o muazzam dirence şahitlik eden toplumsal bir hafıza anıtıdır. Bir çocuğun hayatına dokunmanın ve bedeli ne olursa olsun ışık kalabilmenin sarsıcı bir belgesi.
Kelebeğin RüyasıKolektif · Eğitim-Bir-Sen Yayınları · 20201,572 okunma