Kitabı okuyup bitirmem biraz zamanımı aldı fakat bu kitaptan tamamen bağımsız kişisel bir durumdu. Her kitabın bir vakti olduğunu düşünen bir insanım. Bu kitapta vakti gelince kendini su gibi okuttu. Kitap, içinde üç farklı insanın yaşamını barındıran ve bunu titizlikle dile getiren bir anlatıma sahip. Meryem'in hikayesi beni derinden etkiledi. Bilgisiz ve cehalet dolu bir ailede yaşayıp yine de umut etmekten vazgeçmeyen bir karakter. Başına gelen -ki okuduğum her an bunu tam içimde hissedip, iyi ki diyorum okuyabiliyoruz ve cahilliğimize dur diyebiliyoruz- şeye rağmen kitabın sonunda o umut ettiği özgür hayatı yaşaması hayatın yıllar sonra onun yüzüne gülme şekliydi. Her şeye rağmen asla unutamayacağım bir karakter oldu. Cemal, asker hayatından çıkıp küçüklükten beridir yetiştirildiği kalıplar neticesinde hareket eden ve tam aksi şekilde hareket etmenin günah ve babasına saygısızlık olacağını düşünen bir karakter. Yine de Cemal'i en sevdiğim yer, Meryem'i öldürmekten vazgeçtiği an olabilir. Profesör İrfan Kurudal, başlı başına bir yaşam öyküsü. İçinde bulunduğu o kalıp hayattan vazgeçmek belki herkesin harcı değildir ama buna rağmen Profesör bunu başarıyor. Kendini bulma adına uzun bir yolculuğa çıkıyor ve sonunda bir durağa varması onun adına mutluluk verici bir olay. Kitabın geneli insanlık için çok büyük dersler çıkartılması gereken ve aydınlık toplumlar için bilginin ne kadar değerli olduğunu haykıran bir başyapıt. Livaneli'nin dili de eklenince iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Şiddetle tavsiye ederim.