Yüksek Kaldırımdan indiğinde, baktı ki kendi kalem efendilerinden bir kişi karşısında yürüyor. Efendi, ona yanaşıp, baş eğip dikkatle yüzüne baktı, işaretler etti. Talat Bey, bir taraftan "beni tanimasin!" diye korkmakta, bir taraftan da herifin bu türlü rezilce davranışı canını sıkmaktaydı. Yakasını kurtarmak istedi,
.
.
.
Daha sonra kendi kendine;
Ah zavallı kadınlar neler çekerlermiş? Biz erkekler onları kukla gibi kullanıyoruz. Yolda serbest ve rahat yürümelerine mâni oluyoruz. Bu ne rezalet! Ne küstahlık! Bir erkek, tanımadığı bir başka erkeğe rast gelse yüzüne bakmaz, söz söylemez, lâkin tanımadığı ve hiç görmediği bir kadına rast gelince, gülerek yüzüne bakmaya ve söz söylemeye başlar, kovsalar bile yanından ayrılmaz.
NOKTA.