📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Garibiz; her yerde, her şeyin içinde ve herkesin ortasında garibiz... Vatanımız burası sanmayın!.. Ve bu gurbet Allah hasretinden başka hiçbir şey değil... Her şeye ve herkese uzaklığında aks-i davası o Allah... Yakın olan o, ama biz farkında değiliz. #alıntı
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in seneler önce Çöle İnen Nur’dan sonra okuduğum ikinci kitabı ‘O ve Ben'. Kitabını aldığımda O diye tabir ettiği kişinin şeyhi olduğunu bilmiyordum. Okudukça fark ettim ve keşke daha önce okusaydım dedim. Çünkü otobiyografi şeklinde kitap okumayı özlemişim galiba. Ve cidden kitabın benim için zamanlaması muhteşem oldu. Necip Fazıl Kısakürek, hayatını bize üç kısımda anlatıyor. Tanıyıncaya kadar ( 1904-1934) , Tanıdıktan sonra (1934-1943) ve O günden beri (1943’den sonra).
Bu kısımlarda Necip Fazıl’ın yaşadığı zorlukları, şeyhi Es Seyyid Abdulhakim Arvasi ile tanışıncaya kadar yaşayışını, tanıştıktan sonra yaşadıklarını kendi dilinden güzel bir üslupla bize anlatıyor. Kitabı okumanızı öneririm.
Kitaptan birkaç alıntı daha paylaşmak istiyorum.
Her şeyi o türlü kaybettim ki, Allah'ı kazandım.
<<-- Kur'an şifadır; fakat şifa, suyun geldiği boruya tabi... Pis borudan şifa gelmez.>> (Üfürükçüleri ve üfürükçülüğü sanat edinenleri düşünün.)
Dokunabiliyor olmak, dokunmak demek değilmiş. Bunu anlamaman hiç zor olmadı. İnsan et değil ruhmuş. Varlığı sevinçlerinde, hüzünlerinde, anlayışlarında ve gülüşlerinde saklıymış.