ONUR MURATOĞLU

ONUR MURATOĞLU
@onrmrtoglu
Sadece bilmek yetmez, bilgiyi kullanmak gerekir. Sadece istemek yetmez, harekete geçmek gerekir. #vongoethe #rezonanskanunu Hakikat vurur ve yoluna devam eder. #levhimahfuz
#tanrininevrensekdogasi
Hepimiz özümüzde kusursuz, ruhsal varlıklarız. Her birimiz evrensel zihnin ya da içimizdeki Tanrısal bilincin kusursuz bir ifadesiyiz. Böyle olmak sıfatıyla, yaşamımız boyunca parlak bir sağlığa, güzelliğe, sınırsız bir enerjiye, canlılığa ve neşeye sahip olmak bizim, yaradılıştan gelen doğal hakkımızdır. Gerçekte ne kötülük ne de sınırlama vardır. Yalnızca cehalet ya da Tanrının evrensel doğasının yanlış anlaşılması söz konusudur. Sağlığımız, güzelliğimiz, enerjimiz, canlılığımız ve neşemiz üzerindeki tek sınırlama, korku ve cehalet nedeniyle kendi yarattığımız engellerden, hayatın mükemmelliğine ve iyiliğine direnmemizden kaynaklanır. Bedenimiz bilincimizin fiziksel bir ifadesidir aslında. Kendimizle ilgili taşıdığımız kavramlar sağlığımızı ve güzelliğimizi ya da bunların eksikliğini belirler. Kavramlarımızı derinlemesine değiştirdiğimizde, fiziksel varlığımız da takıma uyar. Beden sürekli değişir, her an kendini yeniler ve yeniden inşa eder; ve o bunu yaparken zihin tarafından gösterilenden başka bir örneği izlemez. Bilincimizi en yüksek ruhsal idrakle ne kadar çok uyuma getirirsek, bedenimiz de bireysel kusursuzluğumuzu o kadar çok ifade eder.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
#akıştaveripalmak
Evren, doğası hareket etmek ve akmak olan saf enerjiden oluşmuştur. Yaşamın doğası sürekli değişim, sürekli akıştır. Bunu anladığımızda, onun ritmine uyum sağlayabilir ve gerçekte daima kazandığımızı, asla hiçbir şey yitirmediğimizi bilerek, özgürce verip alabiliriz. Evrenin mükemmelliğini ve iyiliğini kabullenmeyi öğrenmeye başlayınca, enerjimizden başkalarına verdikçe, bize daha fazla akması için boşluk yaratmakta olduğumuzu idrak eder ve evrenin bereketini doğal olarak paylaşmak isteriz. Enerji; sevgi, şefkat, takdir etme, onaylama ve kabullenme, maddi kazanımlar, para, arkadaşlık v.s. gibi birçok şekle bürünür ve prensipler tüm bu şekillere eşit uygulanır. İçimizdeki "vericilik" yerini bulduğumuzda, akışı tersine çevirmeye başlarız. Vericilik özveriden, kendini üstün görmekten veya ruhsallık fikrinden değil, bizzat vermenin saf hazzından kaynaklanır çünkü bu eylem insana sevinç ve neşe verir. O yalnızca sevgi dolu bir yerden kaynaklanabilir. Hepimiz içimizde sınırsız bir sevgi ve mutluluk kaynağına sahibiz. Mutlu olabilmek için dışarıdan bir şeyler almak zorunda olduğumuzu düşünmeye alışmışızdır; ama gerçekte tam tersi bir işleyiş söz konusudur: Asıl, içimizdeki mutluluk ve doyum kaynağıyla bağlantı kurmayı öğrenmeli ve onu başkalarıyla paylaşmak için dışarı akıtmalıyız böyle davranmak erdemlilik olduğu için değil, ama gerçekten harika bir duygu olduğundan! Bir kez o kaynakla uyum sağladığımızda, onu paylaşmayı doğal olarak isteriz; çünkü bu sevginin esasıdır ve biz hepimiz seven varlıklarız. Sevgi dolu enerjimizi dışarı akıttığımızda, daha fazlasının bize akması için yer açmış oluruz. Çok geçmeden de bu sürecin kendisi öylesine haz vermeye başlar ki, onu giderek daha fazla, daha fazla yapmak istediğimizi keşfederiz. Ve size ait olan şeyleri bu yaklaşımla
Alıntı
#bağlılıklardankurtulma
Araştırmamız boyunca da birçok farklı deneyimden ve süreçten geçebiliriz, ama er geç, yavaş yavaş kendimize, kendi özümüze dönmeye başlarız. Bu, gerçek benliğimizi, hepimizin içindeki Tanrı'yi ya da evrensel zihni yeniden deneyimleme sürecidir. Bu deneyim vasıtasıyla, en sonunda, ruhsal gücümüzün tümüne yeniden sahip oluruz. İçimizdeki boşluk yine içimizden doldurulur ve bizler içimizden gelen sevgiyi ve ışığı çevredeki herkesle paylaşan, neşe ve ışık saçan varlıklar haline geliriz. Bu, aydınlanma denen süreçtir ve ben bunun her birey için, tüm insanlık tarafından paylaşılmadıkça tamamlanamay.acak olan sonsuz bir tekâmül süreci olduğuna inanıyorum. Yani, hepimiz kendi aydınlanmamızdan ve gezegenimizdeki tüm insanların aydınlanmalarından eşit derecede sorumluyuz... Şimdi sözde paradoksumuza geri dönelim. Boş, açgözlü, yönetme heveslisi halden çıkarken en başta öğrenmemiz gereken ders, her şeyin olduğu gibi akmasına izin vermektir, özgür bırakmaktır. Gevşemeli, mücadeleye son vermeli, zorlamaktan vazgeçmeli, istediğiniz ve gereksindiğiniz şeyleri elde edebilmek için insanları ve nesneleri yönlendirmeye çalışmaktan vazgeçmelisiniz; daha doğrusu, bu kadar çok şey yapmaktan vazgeçmeli ve bir süre sadece olmayı deneyimlemelisiniz Bunu yaptığınızda, aslında herhangi bir şeyi değiştirmeye çalışmadan olduğunuz gibi olmaya ve dünyanın da olduğu gibi olmasına izin verdiğinizde kendinizi çok harika hissettiğinizi, gerçekten mükemmel bir durumda olduğunuzu keşfedersiniz birden. Bu, şimdi burada olmanın temel deneyimidir ve Budist felsefesinin "bağlılıklardan kurtulma" yaklaşımından kastettiği de budur. Kendinin bilincine varma yolunda en temel ve son derece özgürleştirici bir deneyimdir bu. Bu hali giderek daha sık deneyimledikçe, kendi Yüksek Ben'inizle ilişki kurmak için bir
Alıntı

ONUR MURATOĞLU

, bir kitap okudu
Puan vermedi·639 syf.·
61 günde okudu
·
2024 63. kitabı
Yaşar Kemal
9.2/10 · 21,5bin okunma
#sevgiyedoğmak
Dünya kurulduğundan bu yana güzel dünya savaştadır, kötü dünyaya karşı, çirkin dünyaya karşı her gün başka bir gün doğuyor, her gün yeni yıldızlar döşeniyor gökyüzüne, Her doğan gün, her gece gökyüzüne yeniden döşenen yıldızlar savaştadır. Her sabah yeni çiçekler açıyor, dünkünden daha güzel , yeni bebeler doğuyor, her gün, her gün yeniden, eskisinden daha sağlıklı. Dünya her gün, her gün, her gün güneş doğarken deri değiştiriyor, yepyeni terütaze oluyor. İnsan, her insan, eğer insansa, her gün, her gün tanyerleri ışırken yeniden doğuyor. Toprağa düşen her tohum, toprağı yaran her filiz yenidir. Gökyüzü her ışıyışında yeniden kuruluyor, dünya yeniden kuruluyor her tan atışında, tohum yepyeni uçuyor, su yepyeni akıyor, ışık yepyeni akıyor. İnsan yüreği yepyeni yepyeni atıyor. Çiçek sevgiye duruyor, yürek sevgiye duruyor, şırlayıp gelen ışık sevgiye duruyor. Ölüm yok, insana ölüm yok. İnsan muhabbete, insan sevgiye doğuyor. İnsan sevgiye doğmuyorsa insan olamazdı, o zaman ölürdü işte.
Alıntı