Kur'an'da "ırmağın sularına bırakma" akışa endişesizce teslim olmayı singeler.
Kendini, akışa emanet edenlerin gerçekte geleceği görmesine hiç ihtiyacı yoktur. Akışa emanet edildiysen, o seni gitmen gereken yere götürecektir. Akışın son durağı Cennet'tir.
Yaşamın seni sıkıştırdığı her yerde, kendini sonsuzluğun o ılık sularına bırakmanı istiyorum. Kendini suda hayal etmekle işe başlayabilirsin.
Su, seni kaldıracak güce sahiptir. Bu yüzden yüzmene gerek yoktur. teslim olursan o seni yüzdürür. Tek yapman gereken kendini rahat bırakmaktır. Su, üzerinde huzurlu olduğunu hissederse seni kaldırır. Dalgaları senin adına kulaç atar. Ne kadar güvenirsen, hayatın ırmağında o kadar az su yutarsın.
Yüzün suyun akış yönünün tersine dönüktür. Bu yüzden sadece geçtiğin yerleri görürsün. Geleceği göremezsin. Görmene de gerek yoktur. "Su" her şeyden haberdardır.
Suyun gidiş yönüne baksaydın, ileride seni bekleyen şelaleleri görür ve korkuya kapılırdın. Bu da sana dengeni kaybettirirdi. Unutma, suyun seni kaldırması sadece senin ona izin vermenle mümkün olabilir. Gerçekte, şelaleyi ve arasından geçeceğin kayalıkları görmene de gerek yoktur. Eğer, gerçekten kendini teslim ettiysen, akış tüm girdapların içinden seni kendi cennetine taşıyacak güce sahiptir.
Sabra ihtiyacın olduğu her ortamda bunları düşünmeni istiyorum. Irmağa teslim olma duygusu, ruhunu esenlikle dolduracaktır. Endişe duyduğun ne varsa, o irmağın kıyısına git ve onu simgeleştirip suya birak. Bir gemiyi kaldırmaktan bile çekinmeyen su, seninle birlikte senin olgularını da taşımaktan yorgunluk duymayacaktır. Altından kalkamadığın sorunları bırak, suyun kendisi kaldırsın.
Suya açılabilmemiz için seni limana bağlayan halatları çözmen gerekiyor. Akışın içinde güven altına alınmak, sadece hareket etmek isteyenlere dönük