Puan vermedi·177 syf.·
2026 199. kitabı
Hazan Bülbülü Hüseyin Rahmi'den okuduğum ikinci eser oldu ve artık şunu çok iyi biliyorum ki Hüseyin Rahmi'nin şu kitabını okurken sıkıldım, zor bitirdim, hiç akıcı değil gibi eleştirilerde bulunmak mümkün değil. Eğlenceli ve mizahi anlatımıyla okuru yakalıyor, güldürüyor, eğlendiriyor ve ince mesajlarıyla da toplumumuzun genel yapısını önümüze seriyor. Bir iki eserini okumak bile onun tarzını, kalemini tanımak için yeterli. Yazar bu eserini tiyatro oyunu olarak kaleme almış, önsözde o dönem için ülkemizde tiyatronun hakettiği gibi icra edilmediğini, dönemin sanatçılarını, oyuncalarını eleştirerek her ne kadar oyun yazmış olsam da roman okur şekilde okuyabilirsiniz demiş biz okurlara. Hazan Bülbülü zengin yaşlı bir adamın kızından küçük bir kadınla evlenmesi ve bu evlilik etrafında konağında yaşanan olayları konu alıyor. Özellikle bu eserinde de oluşturduğu kadın karakterler arasındaki diyaloglar öyle ustaca, öyle incelikle yazılmış ki sanki yazar ömrünün bir kısmını kadın olarak yaşamış da kadınlar gibi düşünebiliyor, hissedebiliyor ve olayları onların bakış açısıyla değerlendirebiliyor. Kısacası kadınları çok iyi tanıyor. Böyle canınızın sıkkın olduğu, ne okusam da kafamı dağıtsam, neşem yerine gelse diye düşündüğünüzde kesinlikle Hüseyin Rahmi'nin herhangi bir kitabını okuyabilirsiniz. Kısaca kitabı yorumlamışken biz okurlar hakkında küçük bir eleştiride bulunacağım. 1000kitap uygulamasının bize sunduğu veriler bizler için neler ifade eder bilemiyorum ama gereksiz onca kitabın binlerce kişi tarafından okunduğunu görüp, Hüseyin Rahmi'nin bu kadar az okunduğunu görünce ister istemez insan üzülüyor. Hüseyin Rahmi'nin kitapları tamamen bizim içimizden çıkmış, resmen toplumumuzun kağıda dökülmüş halidir. Lütfen kendi eserlerimize de, değerlerimize de hakettikleri değeri
İnceleme
Hazan BülbülüHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,991 okunma
Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu
Puan vermedi·436 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüflere dayalı bir şey oldu. Bir gün ilk kitabını kırkından sonra çıkaran yazarlar hakkında bir araştırma yapıyordum (şu an neden öyle bir araştırma yaptığımı dahi hatırlamıyorum..) ve karşıma çıkan kitaplardan biri de Richard Adams’ın Watership Tepesi oldu. Kitap hakkında okuduğum birkaç küçük tanıtım yazısından sonra meraklanıp, (ki bence bu merak ve heyecan, bir kitaba başlamak için en önemli tetikleyici ve motive edici bir unsur) hevesle satın alıp ve dün itibari ile de bitirdim. Watership Tepesi’nin bende bıraktığı izlenime gelecek olursak, bilgilerim taze iken sıcağı sıcağına anlatmak istedim. Kendi sözlüğünü yaratan kitap Kitabı okumak ilk etapta nedense çok zor geldi. Sürekli notlar alıyor ve hikayeyi bir bütün olarak zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Sebebi ise her tavşanın ayrı bir isminin olması, geçen mekanlar ve daha da önemlisi tanrının, kötülüğün, yırtıcıların, doğa ananın her şeyin tavşan diliyle (bkz. Lapin dili) bir karşılığı olmasıydı. Mesela sıradan bir kitapta “tanrı korusun” deniyor ama Watership Tepesi’nde tavşan diliyle bu “Frith korusun” olarak karşılık buluyordu. İşin komik yanı ve ne yazık ki üç yüz sayfa sonra fark edip kendime gülmeme sebep olan durum ise; tüm bu karşılıkların kitap arkasında zaten var olduğuydu. Notları boşuna almış olmadım ama en başta görseydim, en azından okurken neydi bu diye son sayfaya hızlıca göz atardım. Sadece bir tavşan hikayesi mi? Kitap gerçekten muazzam bir emekle hazırlanmış. Yazar sadece yüzeysel bir hikaye değil, aynı zamanda insan doğasına yakın duyguların başka bir dünyada nasıl yankı bulabileceğini titizlikle anlatmış. Bunun yanı sıra tavşanların doğasıyla ilgili de oldukça derin araştırmalar yapmış. (Kitabın önsözünde de special thanks olarak kaynaklarına
Edebiyat
Watership TepesiRichard Adams · Arkabahçe Yayıncılık · 2009232 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·360 syf.··
2026 84. kitabı
Dört kitaplık serinin önsözü niteliği taşıyan bir kitap da diyebiliriz. Yazarın kendisiyle yaptığı iç çatışmaları Tanrı ile sohbet ediyormuş gibi yansıtması ve tanrı ile insan arasında nasıl bir ilişki olduğunu görüyoruz kitap boyunca. Okurken sorgulanması gereken ne kadar fazla olgunun olduğunu da görmekteyiz. Tanrı ya da yaratıcının kuranda belirttiği “Onu düzenleyip içine ruhumda üfledim” ayetine dolaylı olarak bir çok kereler vurguda bulunuyor. Beni başka yerde arama, ben sendeyim , sen de bendesin. Hallacı Mansur’un canıyla ödediği Enel Hak düşüncesi kitapta kendini sıklıkla gösteriyor. Kitap boyunca bireyin ben merkezci bir kişilik taşıması gerektiğine vurgu yapıyor. Önce kendini kurtaracaksın, kendisini kurtaran insan tüm dünyayı kurtarır. İnsanların başına gelen her şeyden kişinin kendisi sorumludur. Neyi düşünüp, neyi çağırırsan başına gelecek olan yine o olacaktır, vurgusuyla Tanrı bütün sorumluluğu insanın üzerine yıkmaktadır. Cennet, cehennem, siyaset, ekonomi, cinsellik ve başka konular ile ilgili yorumlarla karşılaşmaktayız kitap boyunca. Kitabın sonun da serinin diğer kitaplarının içeriğiyle ilgili bilgilere veriyor.
Tanrı İle Sohbet 1: Alışılmadık Bir DiyalogNeale Donald Walsch · Ötesi Yayıncılık · 20191,421 okunma
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Duyguların bedenden taşarak kaleme aktarılması denilebilir bu eserdeki şiirler için. Bu duyguların anlatılıp okuyucuya sunulması gerekiyordu. Şairin önsöz yazısında da belirttiği gibi şiirleri okuyucunun duygularına ortak olmak için sayfalara aktarılıp onlarla buluşturulmuştur. "Benim tek bildiğim sevgili, Bu şair sadece bir şiiri sevdi. Bir şiir uğruna çok kalem tüketti, Ve bu şair Bir şiir uğruna, Hayatını kaybetti..." Şiiri tıpkı sevgiliyi sever gibi aşık olan veya sevgiliyi değerli bir varlık olarak görülen şiire benzeten mısralar ile kalbinden taşanların dile gelişi denilebilir. Şiir gibi sevme... Ana hatlarıyla şiirsiz veya sevgilisiz kalınan bir dünyanın onda hissettirdiklerini kendisine has bir dil ile sunuyor. Bu dil anlaşılır olduğu için şiir okumaya yeni başlayacak kişilerin de rahatlıkla sayfaların içerisinde kendisinden bir şeyler bulacağını düşünüyorum. "Yüreğimden mantığıma giden yolda Bir deniz manzarasıydı varlığın Bu yolda inip sadece seni izledim Ben imkansızı değil seni sevdim İmkansızda umut vardı Sende şiir" İmkansız aşk, umudun kırıntısı, sevdiğine duyulan özlem ve bekleyişin sabrını ilmek ilmek kağıdına damlayan mürekkebine ruhuyla işler. "Seninle aynı şiirde geçmeliydi adımız Farklı kitaplardan okumamalıydık birbirimizi Çok devrik bırakmışlar seni Bütün yüklemleri de almışlar üstelik Yarım bir cümle olup kalmışsın belli Sevdiğim Ben seni tamamlayacak olan şairim Gözlerine baktım güldüğün vakit Gözlerinde bir şiir var ki ışıl ışıl
Şiir TutkusuTutku Yılmaz · Kalan Yayınları Yayınevi · 20263 okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:02
Herkese merhaba, Donanma SEAL’i olarak Orduda görev yaptığım sırada sahip olduğum güvenlik izinlerin hassas doğası nedeniyle kurmaca eserler de dahil olmak üzere kamuya açıklanması amaçlanan her türlü yazılım materyali Savunma Bakanlığı’na sunmam gerekiyor bu yükümlülüğü yasal olarak yerine getirmek için bu kitabın taslağı savunma bakanlığı yayın öncesi inceleme ofisine sunuldu ve bu ofis tarafından düzenlenmiş şekilde onaylandı. Önsöz’den. Seal komutanı olarak donanmada görev yapan binbaşı James Reece yanlış giden birşeyleri hisseder fakat emir büyük yerden gelince ekibiyle birlikte Afganistan’da ki görevlerinde pusuya düşürülürler. Tüm ekip öldürülürken sadece Reece ve Boozer sağ kalır. Ve bu yaşananların ardından döndüklerinde Boozer de intihar eder. Gerçekten de bu intihar mıdır? Döndüklerinde Reece’yi soruşturma birimi beklerken kendisinin ve ölen arkadaşlarının da beyninde tümör olduğunu öğrenir. Bu bir tesadüf olamaz değil mi? Büyük bir heyecanla eşine ve 3 yaşında ki kızına kavuşmak üzere evine doğru yola çıkar, vardığında ise… Hamile eşi ve kızı öldürülmüştü. Belki de düşman en yakınındaydı? Ve Reece artık biliyordu neler döndüğünü ve ilk başta operasyon hatası olarak görünen olayların arkasında bir düzen olduğunu öğrendiğinde infaz listesini hazırlar. Tüm donanımlara ve zekaya sahip olan James Reece’nin öldürülememek gibi kötü bir huyu da vardı. Baştan sona kadar gerilim ve aksiyonun durmadığı kitaptı soluk soluğa okudum. Mükemmeldi, kesinlikle öneriyorum okuyun. Kitap ve sevgiyle kalın.
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 041 okunma
Özün özü...
Puan vermedi·168 syf.·
2026 135. kitabı
Mesnevi'nin kalbi sayılan ilk 18 beytin şerhi olan bu eser Bursevi hazretlerinin gözünde de tasavvuf deryasının özünün özü olduğu anlaşılıyor. Tek bir beytin altında bile birçok değişik kavramın açıklaması, başka aşıklardan sözler, beyitlerle bezenmiş. Sonuçta 18 beyitte neredeyse bir tasavvuf nazariyatı özeti ortaya çıkmış. Sadeleştirmeye rağmen dilin ağırlığı, kuramlara arka arkaya değinilmesi, konunun ağırlığı itibariyle bir temel olmadan anlayarak okumak zor. Anlasak bile uzun uzun düşünmek lazım sindirebilmek daha doğrusu sindirmeye çalışmak için. İçerikle ilgili eleştirim olmasına haddim yok ama kitabın yayınlanışı daha güzel olabilirmiş. Öncelikle bu eser bir giriş, bir önsöz, mesnevi ve şerhlerin durumu, Bursevi hazretlerinin diğer eserleri, fikirleri halleri hakkında yazıları hakkediyor. Sol tarafta latinize edilmiş orjinal hali neden verilmiş tartışılır, orjinal nusha resimleri olsa anlayacağım. Ekbilgilerin sayfa sonunda dipnot şeklinde değil kitap sonunda olması ise okumayı yavaşlatan ve konsantrasyonu bozan bir uygulama. Konu ile meraklı ve ilgili olanların kütüphanesinde olması gereken ve sadece mesnevi ilk 18 beyit için değil neredeyse tüm nazariyat için rehber niteliğinde eser. Okuduğuma çok memnunum, layıkıyla anlamakta nasip olur umarım.
Mesnevi'nin Ruhuİsmail Hakkı Bursevi · İnsan Yayınları · 202129 okunma