Bu defa önceden hazırladığım bir kitabı verdim. İçine küçük bir kâğıt koymuş, "Hep seni düşünüyorum" diye yazmıştım. Kitabı geri getirdiğinde baktım benim verdiğim kâğıda, o cümlenin altına "Ben de seni" diye yazmış.
Bu iki kelime boğulmakta olan ruhuma bir hayat öpücüğü kondurmuştu sanki.
Baktım küpe çiçeği tomurcuklarını patlatıvermiş.
Saka kuşu sevinçle sıçrayıp ötüyor.
Ulan kuş sen hep böyle öter miydin be.
Fırlayıp dükkânı dört dönmeye başladım.
“senin adınla
ey yüceler yücesi
sevgi evimizde sende
sana secde ederiz.
seninle dolu
kendi benliğimizden boş
esirgenmemizi iste sen iste iste sen
işte sakınmamız
işte cevarihi azamızın
fenaya düğümü
işte elimizin açıklığı
gözümüzün sabrı
dilimizin damağımızdaki yapışıklığı
esirgenmemizi iste sen iste sen”
Farkına varmadan "Bütün bunların, hatırasız haftaların, kalbimi fark etmelerinden korkmamın sebebi var." diyordum. Şimdi bir şeysin benim için... Varsın. Fakat bocalıyordum. Gizlice düşündüğüm, fark edilmesinden korktuğum hakikat sen miydin, yoksa ben, hatırasızlığı, boşluğu, en ucuz şekilde, sırtımdan korkakça, hiçbir teşebbüste bulunmadan birdenbire atmak için yine hayal mi kuruyordum. Dedim ya işte, bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?