Onur

Onur
Sana durlanmış kelimeler getireceğim pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler İsmet Özel
Puan vermedi·112 syf.··
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 23:08
Kitap Jung’un yazığı arkaik insan makalesiye başlıyor. makalede ilkel insanın dünyaya bakış ele alınır . Jung makaleyi yazarken kitaplara gömülüp teoriler üretmemiştir. İlkel insanı bizzat kendi gözlemek için modern topluma az iletişimde olan yerleri ziyaret etmiştir . Afrika’da kabilerin; ritüellerini , rüyalarına verdikleri önemi , dünya bakış açasını derinlemesine incelemiştir. Peki bu ilkel insan kim? Uygar insan ile arasındaki farklıklar nelerdir ? İlkel insan kendi başına gelen ölüm , doğa olaylarını kontrol edilmeyen bir güç Tarafından yapıldığına inanır ,çevresinde gelişen olaylara “bunun bir anlamı var mı? Bu Ne anlama geliyor?” Diye sorarken uygar insan ise bu olayları neden-sonuç ilişkisinde inceliyor onlarda çevresinde gelişen olaylara “ bu nasıl oldu? Neden oldu?“ şekilde düşünmeye, sorgulamaya , olayları çözmeye çalışır. Jung makalesinde uygar insan ile ilkel insanı karşılıklı olarak ele aldığı için Aralarındaki farklıkları görebiliyoruz. Bizim anlam arayışımız neden- sonuç ilişkisinde olduğundan, Jung rasyonalist bir dünyaya evrimleştiğimizi söyler. Ama zihnimizin derinliklerinde bir yönümüz hala ilkel insan gibi davrandığında belirtir. Kitabın aslında ana konusu birey ve kitle diyebilirim . Kitlerin büyüdükçe insan kendi önemsiz biri olarak göremeye başlar. Karar yetsini kitlere bırakır. Kendi benliğinden uzaklaşır . Jung işte burda tehlikenin başaladığını vurgular . Çünkü insanın kendi içindeki karanlık dışardaki silahlardan daha tehlikelidir. Birey yalnızken daha kibar ve nazik olabilir ama kitlerin içindeyken birsel sorumluk azalacağında karanlık yüzünü serbest bırakır. Arkadaş çevremizde karşılaşmışsınızdır topum içinde farklı bireysel farklı davran insanlara… Kitlerin ne kadar tehlikeli olabileceğini başka bir örnekle göstermek
Keşfedilmemiş BenlikCarl Gustav Jung · Barış İlhan Yayınevi / Psikoloji Dizisi · 20132,750 okunma
Reklam
Puan vermedi·335 syf.··
2026 14. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 21:30
“herkes için ve hiç kimse için bir kitap” Kitabın girişinde sizi böyle bir cümle karşılıyor ve kitabın size nasıl davranacağını sorgulama başlıyorsunuz? Kitabı ikinci defa okusamda bu sorunun cevabı halla bulamadım Neden herkes için ? Çünkü İnsanın en temel meselelerine dokunuyor ;acı , varoluş … çoğu insan hayatın bir döneminde “ bu dünyanın anlamı var mı ? Neden yaşıyoruz ? “ sorunlarını kendilerine sormuştur. Bu yüzden herkes için bir kitap ,ortak bir soruna dokunuyor Peki Neden hiç kimse için bir kitap? Nietzsche burda okuyucun konfor alanı yıkar. Düşünmeye, sorgulamaya iter. Hayatı boyunca hiç hayal kırıklığına uğramamış , yalnız kalmamış birisi Zerdüşt anlamaya uygun kulaklara sahip olabilir mi? Sanmıyorum.Zerdüşt ” Ben bu kulaklara göre ağzı değilim “ sözü boşuna söylenmemiştir. Aynı hisleri paylaşmadığın kimse sizi anlayamaz yani kısaca acıyla yoğrulmuş bir hayatan geçmeyen birisi için , Aforizmalar üstün körü çizilmiş bir resim olarak kalır. “Tanrı öldü , onu biz öldürdük “ Tanrı öldü derken fiziksel bir ölümden söz etmiyor yada Tanrı yok anlamına da gelmiyor . Sonuçta var olmayan bir şey ölmez. İnsanlar bir karar vermesi gerektiğinde referans aldığı yer belliydi ; tanrı ve din’ idi. İyi nedir ? Kötü nedir ? Hayat nasıl yaşanmalı ? Vs .Gibi soruların cevaplarını dinle temellendiriyordu. Kitabın yazıldığı dönemin Avrupa’sında kilise gücünü yitirmeye başlamasıyla . Tanrının insanlar üzerindeki etkisi azaldı. Kendi değerlerini yaratsalar bile hayatın anlamı ne ? Gibi sorular cevapsız kalacaktı. Bu sefer de“Hiç bir şeyin anlamı yok“ düşüncesi insanlar üzerinde etkili olacaktı. Nietzsche bunu ön konuşmasında “son insan” olarak tasvir ediyor. son insan risk almayan acıdan kaçan , sürüye uyan kişilerdir Nietzsche “Çoban yok ve bir
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 7. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 17:51
Rougon-Macquart serisinin ikinci kitabı “Tazı payı” ( farklı yayın evlerinde farklı isimlerle görebilirsiniz)kitabı ikinci imparatorluk dönemininde Paris’te geçiyor. Pierre Rougon oğlu olan Aristide Paris’e Taşınıp bir an önce zengin olmayı hedefleyen ve bu hedefi uğrana her şey yapabilicek biridir. Para hırsı , kıskançlık ,yalan , ihanet , hırsızlık , yolsuzluk vs . gibi konular Zola çok güzel incelemiş ama çok fazla ayrıntı var; mekanı , doğayı , giyim ,insanları Tasvir ederken çok fazla ayrıntı veriyor. okurken sıkılabilirsiniz. kitapta geçen kıyafet balosununda "Güzel Narkissos'la orman perisi Ekho'nun aşkları" canlandırdıkları etkinliği çok dikkatimi çekti. Kitapta tam hikaye anlatılmıyor kısaca anlatayım : Antik Yunan mitolojisinde Ekho sesiyle herkesi etkileyen ,çok konuşan ,neşeli bir peridir. Tanrıça Hera tarafından cezalandırılır ve sadece Başakların söylediği son sözleri tekrarlar edebilir halle gelir. Narkissos ise çok yakışıklı ve kibirli biridir. Ekho Narkissos aşık olur. Fakat Narkissos onu reddeder. Sadece kendi güzelliğine aşıktır .Narkissos bir gün suya eğilir ve kendi yansımasını görür kendine aşık olur ve ordan ayrılmaz açlıktan ve susuzluktan ölür. Öldüğü yerde ise Narkissos( nergis) çiçekleri açar ismide ordan gelir. Reene orman perisi Ekho , Maxime ise yakışıklı Narkissos canlandırıyordu ama bu iki karakterin Ekho ve Narkissos birebir karşıladıklarını söyleyilemem ama İkisin bence ortak buluştukları tek bir yer var bir birlerinin yansımalarını sevmeleridir. Buna aşk denir mi ? bilmiyorum Sadece görünen fiziksel özeliklerine beğenmek bana sadece hayranlık gibi geliyor sonuçta insan tek görüneni değil , görünmeyende hissedebilmeleridir. Gerçek bağlar gözle değil kalple görülür Günümüzde insan ilişkilerin büyük bir kısımı dış görünüşe çok önem
Tazı PayıEmile Zola · Yordam Edebiyat · 2020231 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 5. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 21:52
İnsanlar bazen bir anlık duyguyla, hayatlarını değiştiren kararlar verir.Bu onları ahlaksız ya da kötü yapmaz. Sadece insan yapar. Stefan Zweig göre tutkuların insan iradesinin çok ötesine geçebilecek güçtedir. Kadın yaşadığı bu 24 saatlik zaman diliminde tutkuların peşinden istemsiz bir şekilde sürükleniyor. Kadın içsel dönüşümü o kadar karmaşık ki , Ani değişimleri çok iyi aktarıyor. Özelikle başta sadece iç güdesel olarak kurtarma ve şefkat eylemi ,sonrasında tutkuya dönüşüyor. Başta belirtiğim gibi bu duygular sadece sizi insan yapar. tutkular iradenin ötesinde midir? İnsanlar çoğu zaman en çok kendilerine yardım edene kötü davranır. Bunun birçok nedeni vardır. Bazı insanlar kurtarılmaya hazır değildir. Çünkü tutku gibi, iradenin ötesinde kalan bir duyguyu insanın kontrol etmesi kolay değildir. Özellikle kumar gibi bir tutkudan vazgeçmek hiç de kolay değildir. Bu yüzden insan, kendisine uzatılan eli bir kurtuluş değil, bir tehdit olarak görür. Sonunda ise ne yardım eden kalır ne de kurtulmak isteyen; geriye sadece aynı döngüde sıkışıp kalmış bir çaresizlik kalır.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 12:29
Kitap kısaca Halley kuyruklu yıldızın dünyaya çarpacağı söylentisiyle başlar. Mahalle kadınları arasında bu olay kulaktan kulağa yayılır. Korku giderek büyür. İrfan Galip ise Genç bir kadına duyduğu ilgiden karşılık bulamayınca Kadın düşmanı kesilir. Kuyruklu yıldızdan en çok korkak kadınlar olduğundan , tüm kadınlardan öç almak ister. İrfan Galip insanları bilgiledirmek için Konferans düzenler. Halley dünyaya çarptığını rüyasında gördüğü gibi anlatır. Konferans sırasında isimsiz bir mektup alır ve kadının mektubundan çok etkilerin ve aşık olur. Gülpınar toplumun cehaletini ile bilim arasındaki uçurumu mahalle kadınlarının komik diyaloglara anlatıyor. İrfan Galip ise akılı ve bilimle savunan bir karakter olsa bile toplumdan kopuktur. Kibirli özeliklede kadınlara iletişim kurmakta zorlanan biridir. Gülpınar aslında burda yalnız toplumun cehaletini eleştirmiyor aynı zamanda bilim halk arasındaki uçurumu gösteriyor. İki taraftın hatalarıyla ele alıyor. Mizah ; bilim ve halk arasında köprü vazifesi görüyor. Mahalle kadınları arasındaki eğlenceli diyaloglar , okuru metnine bağlıyor , bağlan okurda düşünmeye daha açıktır. Ama kitapta Astroloji hakkında bence çok fazla ayrıntı vardı. Oraları okurken sıkılabilirsiniz. Gürpınar’ın okuduğum ilk eseri,güzel bir kitaptı. Diğer kitaplarında sıraya okumayı düşünüyorum.
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,6bin okunma
Reklam