onur canik

onur canik
@onurcanik
doktor
cerrahpaşa tıp fakültesi
istanbul
istanbul
24 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·186 syf.··
2021 7. kitabı
yaklaşık 40 civarı kısa kısa sohbet tadında denemelerden oluşan ve bir çırpıda okunabilecek bir kitap. kadınların erkeklere bakışını, erkeklerin kadınlara bakışını, birbirlerinden beklentilerini, söylediklerini, söylemediklerini anlatan, yer yer "erkekler şöyledir" "kadınlar böyledir" şeklinde kat'i genellemelere kaçsa ve bazılarını hiç isabetli bulmasam da birçoğu doğru tespitler diyebilirim. gençlerin sağdan soldan çarpık bilgiler edinmesindense, aile yapısı gözetilerek halk eğitim kurslarında - kuran kurslarında - okullarda hem evliliğe hem de cinselliğe dair eğitim verilmesi ve basit bir motor kullanımı için bile ehliyet şartı aranırken sıfırdan bir insanı dünyaya getirip onu yetiştirmek için bir ehillik şartı aranmamasının tutarsızlığına dair serzenişine kesinlikle katılıyorum. son olarak; "söylemişler gelenler bizden evvel kulak aşık olurmuş gözden evvel" aynen öyle
Kulak Aşık Olurmuş Gözden EvvelSema Maraşlı · Profil Kitap · 2016900 okunma
9/10
·484 syf.··
2021 6. kitabı
- SPOİLER içerir - zülfü livaneli abimizin okuduğum ilk kitabı oldu ama kuvvetle muhtemel son olmayacak.. hem bu kadar fazla olayın bu kadar tereyağından kıl çeker gibi birbirine eklemlenmesi, hiç sırıtmaması, hem de bugüne kadar tarih derslerinde öğrenmediğim pek çok tarihi hakikatle yüzleştirmesi açısından çok beğendiğim bir kitap oldu. 1930'larda avrupa'nın göbeğinde bir kesimin toplumdan yavaş yavaş afaroz edilmesiyle başlayıp günbegün tırmanan ve gaz odalarında biten ırkçılığa sinirlendim. oradaki en parlak beyinlerin buraya beyin göçü yaparak türkiye'de üniversite kültürünün temelini atmasından, ne yalan söyleyeyim, memnun oldum. insanların dişinden tırnağından artırıp kendilerinin parası yetmediği için çocuklarını / yakınlarını yeni bir hayat ümidiyle bindirdikleri struma gemisi eski püskülükten motoru bozulup karadenize çapaladığında devletlerin kayıtsızlığına çıldırdım.. ey amerika, ey ingiltere, ey romanya, ey türkiye bi şey yapın ya dedim. sovyetler çoluk çocuk 800 kişiyi gözünü kırpmadan karadenizi soğuk sularına batırdığında bir küfür de onlara savurdum. 2. dünya savaşı'nda sovyetlere karşı nazilerle saf tutup, sovyetler savaşta üstün gelince infaz edeceği göz göre göre belli olan mavi alay'daki kanımızdan, canımızdan, soyumuzdan kırım türkleri için kılımızı kıpırdatmamamıza çok üzüldüm. türkiye'de dul bir kadın olmanın zorluklarıyla yüzleşen maya hanım'la zaman zaman empati kurdum, maximillian wagner'i ajanların en büyüğü sandım, ve tabi ki en çok da max wagner ve nadia'nın aşkına ağıt yaktım. bir solukta okuyup bitirdim ve çok çok beğendim.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
5/10
·464 syf.··
2021 5. kitabı
macondo isimli semtimizde, 6 nesil boyunca yaşayıp giden bir ailenin hikayesini anlatan bir eser.. çok zorlanarak bitirdim gerçekten en son ne zaman bir kitabın bu kadar ittire kaktıra sonuna geldim hatırlamıyorum.. her kuşakta doğan erkek çocuklarına ya jose arcadio ya da aureliano adı koyuluyor ve "kişinin kaderi isminden pay alir" sözünü doğrularcasına jose arcadiolar güçlü kuvvetli heybetli birileri olurlarken, aurelianolar önsezili, içe kapanık ve mülayim kimseler oluyorlar.. bir süre sonra amcalar dedeler görümceler birbirine giriyor zaten.. ailede türlü çeşitli ahlaksızlıklar gırla giderken, torununun torununu gören ve ölene kadar evi çekip çeviren ursula nineye sempati duydum en çok.. her yeni jenerasyondakilerin başına gelenler bir öncekininkilerin tekrarı gibi oluyor, biraz fazla durağan ve sıkıcı geldi hikaye bu nedenle bana.. ama zevkler ve renkler tartışılmaz demişler, gabriel garcia marquez abimiz bu eserle nobel almış en nihayetinde.. beğenenleri de olur elbette..
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
8/10
·88 syf.··
2021 4. kitabı
sabahattin ali abimizin şiir yazdığını bilmiyordum açıkçası. romanlarıyla tanıyodum ben. hece ölçüsüyle yazmış çoğunlukla ve ilk eserlerini de şiirleriyle vermiş aslında ta 1933'lerde. kitaptaki şiirlerin %80'i falan da bestelenip şarkı haline getirilmiş şok oldum öğrenince. dağlar - sezen aksu, çocuklar gibi - sezen aksu, kızkaçıran - ahmet kaya, kara yazı - ahmet kaya, geçmiyor günler - ahmet kaya, aldırma gönül - edip akbayram, göklerde kartal gibiydim - volkan konak, kıyamadığım - zeynep baksi karatağ, melankoli - nükhet duru, yetmez mi - ferhat göçer.. gözden kaçırdığım daha fazla besteler de vardır muhakkak. sabahattin ali'ye saygım katbekat arttı. keşke 41 yaşında cinayete kurban gitmeseydi de daha nice eserler bıraksaydı ardında.
Toplu ŞiirleriSabahattin Ali · Puslu Yayıncılık · 201927,5bin okunma
8/10
kitaba daha bismillah deyip başlar başlamaz, anası babası eşkiyalarca öldürülen çocuk yaştaki yusuf, taşrada unutulmuş kasabalardan birinde kaymakamlık yapan yufka yürekli selahattin bey tarafından evlat edinilir. noooOooOoluyo kardeşim dersiniz ve kitabın siftah satırlarında kendini gösteren bu gerginlik ve aksiyonlar hikayenin bütününe de sirayet eder.. kaymakamın dırdırcı karısı şahinde, zaten yaşça yusuf'tan da küçük olan kızları muazzez'e pek ihtimam gösterdiği söylenemeyecek, kokoş ahbaplarıyla konken partilerinden geri kalmayan bir ablamızken, eve bir de köylü çocuğun gelmesinden hiç mi hiç memnun olmaz.. sonra ne mi olur.. sonrası spoiler olur söylemem.. ama taşrada devlet yetkililerinin, taşranın varlıklı ailelerinin yanında nasıl sünepeden hallice bir şekle şemale büründüğünü, memuriyetin kahir ekseriyetinin lüzumsuzluğunu, paranın her kapıyı nasıl açtığını ve parasızlığın insanı nasıl çaresizlik girdabına sürüklediğini söylesem, sanmıyorum ki spoiler vermiş olayım..
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Ataç Yayınları · 2019210,4bin okunma