Onur

Onur
İstanbul
22 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kaçarken düşenlerin, Düşerken de birbirine tutunanların hikâyesi bu.
10/10
·299 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Bir arkadaşımın benden ödünç kitap istemesi üzerine tekrar elime alıp altı çizili cümlelerini karıştırdığım, sonra kendimi neden inceleme yazmadım diye hayıflanırken bulduğum enfes bir macera. Tarık Tufan'ı ilk okuyuşumdu ve dil kullanımına o kadar hayran kaldım ki. Bu kadar duru, yormayan, sanat kaygısı taşımayıp inanılmaz estetik olan bir metin beklemiyordum hiç. Anlatımındaki üçlü yapıya ise deyim yerindeyse mest oldum. O kadar yumuşak, o kadar güzel yerlerde anlatıcı değişiyor ki. Hem olaylar, hem dil, hem duygular. Değişmeyen tek şey ise romanın kalitesi. Bazı romanlar yavaş yavaş, sindire sindire okunmak ister. Ama bu hikayenin sonunu görmek için benim gibi hiç durmamacasına okuyacaksınız. Karakterlerin psikolojik tahlilleri o kadar iyi yapılmış ki, yazarın adı bilinmese kadın mı erkek mi tahmin etmek neredeyse imkansızlaşır. Üç karakterin ruh iklimine bu denli hâkim olmak, şapka çıkarılmayı sonuna kadar hak ediyor. Sıhhi tesisatçı İshak'ın genç ve güzel ressam Jülide ile aynı anda ortadan kaybolmasıyla başlayan hikâye, tahmin edilemez oluşuyla beni sürekli içine çekti. Şimdi ne olacak'ı çok defa sorarken buldum kendimi. Böyle romanları daha çok seviyorum. Öngörülemez olmak ayrı bir heyecan katıyor esere. Öngörebildiğim tek şey karakterlerin onulmaz bir girdabın içinde debelenirken yanlarında bir sigara yakıp da dert yanmak istedikleri birilerinin olması isteği. Sırlarla, susuşlarla, kabullenişlerle, yenilgilerle, vazgeçişlerle dolu bir hikâye. Hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığına sizi inandıran bir hikâye. Kaçarken düşenlerin, Düşerken de birbirine tutunanların hikâyesi bu. Bizden yani. Biz gibi. Ne göründüğü gibi, ne de anladığımız gibi. Birbirine karşı sus pus fakat iç muhasebe ve iç monologları çok keskin ve derin olan bu yolculuk
1000Kitap
DüşerkenTarık Tufan · Profil Kitap Yayınları · 20188,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·115 syf.··
2020 1. kitabı
·
Anksiyete sahibi bir birey olarak bana hafakanlar bastıran bir yol hikâyesi kaleme almış Kutlu. Kadere ve birbirlerine teslim olan bir ailenin tutunma mücadelesi. Ve hayata tutunmak zorunda olan yalnızca kendileriymiş bencilliğini barındırmayıp bir çok paralel hikâyeyi de barındıran bir kitap Uzun Hikaye. İstasyonlar, tirenler, kasabalar ve imkansız kasaba aşkları. Kasabayı, kasaba insanını, aslında tüm taşrayı, olanca canlılık ve içtenliği ile anlatıyor Uzun Hikâye. Aile olmaya karşı azalan inançlara bir nebze çare...
Edebiyat
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,6bin okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2019 15:59
Kitap öyle güzel bir mozaik oluşturuyor ki, tüm öyküleri okuyup şöyle uzaktan seyredince Çingene Kızı yanında halt ediyor neredeyse. Portakal kokan Çukurova sokaklarından Bereketli Hilal'in koynuna, Kafkaslardan Balkanlara aşk hikayelerinden destan ve masallara geniş bir göğün altına serpilmiş öykülerden oluşuyor Misak'ın Aynaları. Thamadeler, Dengbejler, Hz.Ali'ler, Hüseyinler, Yılkılar, Kanaviçeler ve sevdalarla örülü sıcacık öyküler sizi bekliyor Misak'ın Aynalarında. Kutlubay'ın dupduru, sımsıcak anlatımı hiç sıkmıyor. Dicle gibi akıyor tüm öyküler dimağınızdan içeri. Uzun zamandır elimde olmasına rağmen henüz okuduğum için pişmanlık duyduğum bir kitap. Sevgiyle öneriyorum. Kapağına da ayrı bir selam iletirken kitaptan altı çizili bir cümleyi de hemen şuracığa bırakmak isterim. " Pencere, bir tavanı olan her yer için "dışarı" demek."
1000Kitap
Misak'ın AynalarıM. Fatih Kutlubay · Ketebe Yayınları · 2019167 okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2019 01:07
Hâlâ ağzımı normal bir şekilde kapatıp etrafa normal gözlerle bakamıyorum. Tek kelime yeterli olacak sanıyorum. MUAZZAM. Süngü bir programda şöyle bir cümle kurmuştu. “ Yazar, bildiği(gördüğü) veya hissettiği bir şeyi anlatır. Bunun dışında bir şey anlatması mümkün değildir.” Bu konuşmayı dinlediğimde henüz kitabın başında sayılırdım. Afili bir cümle olarak not almıştım kenara. Daha sonra başka bir cümle daha kurdu, aynı program olup olmadığından emin değilim fakat mealen şöyle diyordu “ Duygular, çekilen acılar dünya üzerinde kaç tane insan varsa o kadar kişi tarafından yaşanmıştır, çekilmiştir Ve yazarlar da bu duyguları yazar. Herkes aşk acısı çekmiştir ve herkesin yaşadığı şey aşağı yukarı aynıdır. Siz isteseniz de farklı bir acıdan bahsedemezsiniz ama o acıdan farklı bahsedebilirsiniz. O zaman sanatçı oluyorsunuz ve yaptığınız şey anlam buluyor günümüz dünyasında.” Süngü böyle yapmış. İnanılmaz bir kurgu ağıyla yapmış hem de. Romanda “Boş yere söylenmiş tek bir kelime bile yok.” gibi iddialı bir cümle geçiriyor ama onun hakkını nasıl verdiği bırakalım da siz okuyucuların hayretlerine kalsın. 415 parçalı bir yapboz hazırlamış bizim için sevgili Güray Süngü. Yapboz sevmeyen ben, kalkamadım başından bir parça daha, bir parça daha diye diye. Karakterin başından geçen hadiseler o kadar titizlikle yontulmuş ki, bu burada sırıtıyor dediğim her ne varsa aslında ne muazzam titizlikle çizildiğini çözgü kısmında bir bir görüyorum. Olayı sürekli ileriye taşırken sizi “neden?” kısmına o kadar yumuşak bir biçimde geçiriyor ki, bir anda nesnel zaman ile kurgudaki zaman arasındaki bir parkta bir nesnele bir gerçeğe sallanıp duruyorsunuz salıncakta. Park, mühim bu arada. “…yaşadığın her şey gerçektir ve sen insan olarak yalnızca hissettiklerinin etkisiyle sürdürürsün yaşamı.”
Edebiyat
Düş KesiğiGüray Süngü · İz Yayıncılık · 20181,056 okunma