Dünyalık zevkleri bir tarafa bırakıp , yoksulun haline bürünen Sultan-ul Ulema oğlu Mevlana Celaleddin Rum-i kendi boşluğunu Şems ile dolduran ve gerçekten aşkın tarifesini kendi bünyesinde bulan bir Zat-I Müşran. Yaşayışını şiirlerle anlatmaya çalışmış ve aşkını şiirsel bir lirikle anlatan Mevlana , sadık dosta her zaman arzu duymuştur. Zalime bile gösterdiği tavazu sayesinde hoş görülü davranmıştır. Hamdım , Piştim , Yandım. Ölümü bile Vuslat yani bir kurtuluş dosta yakınlık olarak görüyor Mevalana. Yine yazarımız niceliklerle ele aldığı bir kitap olmuş. Yazarımızın kelimeleri yalın , kalemi her daim keskin olsun… Okay Tiryakioğlu
“Eğer Hak, ten hanesini yıkarsa inleme, şikayet etme. Şunu iyi bil ki, aslında sen, ten zindanımda mahpussun. Ölüm gelip de orası yıkılınca kurtulacalsın.”
“Bir gün,” dedi Mevlana, gözleri maviliği gitgide derinleşen göklerin sonsuzluğunda, “bana ‘falanca zat hiç günah işlememiştir,’ demişlerdi. Ne cevap verdim bilir misin Hüsameddin?”
“Bilmem Efendim.”
“ ‘ Keşke günah işleseydi de sonra pişman olsaydı.’ dedim. Peygamberimiz buyururlar ki, ‘ Eğer siz, hiç günah işlemeseydiniz, ALLAH sizi yok eder ve günah işleyip hemen arkasından tövbe eden bir kavim yaratırdı.’ Günah elbette ki kötüdür; ancak onda, insanın kibrini kıran ve boynunu bükerek olgunlaştıran yüceltici bir taraf bulunur.”