Sungurca, heybetli gövdesiyle, heyelan halindeki bir dağ gibi gürül gürül girdi içeri, “ Düşman iki yüz bini aşmış mevcuduyla yaklaşıyor,” dedi belirgin bir tedirginlikle.
Alparslan hiç istifini bozmadı, “ Biz de onlara yaklaşıyoruz.”
“İki el, bir ağız açıp,
Över olsam Tanrı güzel.
Gönlüm, özüm, iki gözüm,
Sever olsam Tanrı güzel.
Cebrail’le gökten inen
Tanrı ilmi Kuran güzel.
Hem okuyup, hem anlayan,
Edep üzre duran güzel.”
DEDE KORKUT
Şeyh Hamşa dedi ki,’ Yol uzun, ömür kısadır oğullar; bu halde yol aşmak ise ancak ALLAH’ın ipine sımsıkı sarılmakla olur; zira O dilerse, bin yıllık ömrün muvaffakiyetini, bir ana sığdırır. Lakin yakin gerektir oğullar.’
Bir insanın çektiği açılardan nasıl geri dönüş yapabileceği veya küllerinden doğup intikamını göğsünü gere gere düşmanlarına vurduğu darbelerle beslenebilen bir liderden bahsediyor kitap. Üstâd yazarımın kalemiyle kitabın sayfalarında bu zamana kadar zalim, acımasız diye tabir edilen Cengiz Han ( Timuçin) ne bedeller ödeyerek nice zaferler kazandığını anlatan güzel bir eser sunmuştur bizlere. Düşlerini süsleyen Umay gelinin gönlünü fetih edemediği tek kaledir aslında Cengiz Han’ın. Üsdâdım sayın Okay Bey’e bu güzel eserinden dolayı teşekkürü borç bilirim. Kaleminiz keskin olsun.