onur şenel

onur şenel
@onursenel
Kötülüğün Sıradanlığı
8/10
·256 syf.··
2026 6. kitabı
O'Connor’ın on öyküsünden oluşan “iyi insan bulmak zor” her bir öyküsüyle sıradan insanın iç dünyasının karanlık; acımasız, yalancı, hilekâr, menfaatçi, bencil ve umursamaz yönlerini gösteriyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz, bildiğimiz ya da kendimize yakın hissettiğimiz insanların takındıkları sahte yüzlerin altındaki gerçekleri gösterirken, kötülüğün istisna ya da sıra dışı bir özellik olmadığını, farkında olmasak da her gün karşılaştığımız kişilerin içinde olduğunu vurguluyor. Öyküler, çocuk, yaşlı, aptal, akıllı, cahil, bilgili, zengin veya fakir farklı tipte insanları kötülükte birleştiriyor. Gerek ana karakter gerekse yan karakterler kendi çelişkileri ve içsel karanlıkları ile kitaba adını veren “İyi insan bulmak zor” deyiminin altını dolduruyor. Kitapta yer alan öykülerden ilki olan “iyi insan bulmak zor”; geziye çıkan bir ailenin başına gelenleri konu alır. Birlikte gezilecek yer konusunda oğlunun ailesi ile fikir ayrılığı yaşayan babaanne sonunda kaderine razı olur. Yine de yol boyunca oğlunun başının etini yemeyi bırakmaz. İkna etmek için hapisten yeni kaçmış azılı bir katilin yollarına çıkabileceğini dahi söyler. Yol boyunca da talepleri hiç bitmez. Öykü bir yandan bencilliği işlerken diğer yandan vicdanın herkeste bulunan bir özellik olduğuna dair inancımızın ne kadar yanlış olduğunu vurgular. İkinci öykü olan “ırmak”; farklı sınıflardan insanların birbirlerinin yaşamlarına karşı kayıtsızlığını ve bencilliklerini konu alır. Bir çocuğun bakıcısının evine götürülmesi sonucunda fakirlerin yaşamıyla karşılaştığında başından geçenleri işlerken, kötülüğün ve yalancılığın sınıf ayrımı gözetmediğini ortaya koyar. “Düşmanla gecikmiş bir karşılaşma”; üniversiteden mezun olacak bir gencin savaş gazisi bir general olan dedesini mezuniyet törenine dâhil etmesini konu
1000Kitap
İyi İnsan Bulmak ZorFlannery O'Connor · Metis Yayıncılık · 2020275 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yerel Kültür, Toplumsal Yargı ve Sömürgecilik
8/10
·184 syf.··
2026 7. kitabı
Parçalanma, insan yaşamının toplumun kuralları karşısında parçalanmasının zamansız ve evrensel bir öyküsü. Bu parçalanma kitapta, önce kişinin kendi toplumu içinde sonra da başka bir toplumun dayatması sonucunda iki farklı haliyle gösterilir. Nijerya’nın yerli kabilelerinden biri olan İgbo (Umuofia) özelinde inançların ve geleneklerin işlevleri, sonuçları ve anlamları tartışılırken hayatını toplumun yargılarına göre “saygıdeğer” bir kişi olmaya çabalayan Okonkwo’nun başından geçen olaylar aktarılır. Bütün hayatını babasının toplumun gözündeki değersizliğinin kendi üzerindeki izlerini silmeye adamış olan Okonkwo, güreş ve savaşlarda tüm kabilede ve çevre kabilelerde adını duyurmuş, güçlü, zengin ve saygı duyulan bir konuma yükselmiştir. Üç eşi ve çok sayıda çocuğu ile güzel bir aileye sahip olmuş ancak daha da yükselerek en üst konuma ulaşmayı hedef edinmiştir. Öykü boyunca Okonkwo’nun toplumun kurallarına nasıl katı bir biçimde uyduğu ve kendi değerlerini bu kurallar üzerinde temellendirildiği görülür. Bu toplum, bazı üyelerinin de sorguladığı geleneklere sahiptir; ikiz doğan çocuklar ormanda ölmeye terk edilir, bir çocuğun ölümünün bedelini masum olan başka bir çocuk ödemek zorundadır; tanrıların aracıları olarak görülen kişilerin kararları ne kadar ürkütücü olursa olsun uygulanmalıdır; bazıları toplumdan dışlanmalıdır, klanın içinde bile gömülmemeli lanetli ormanda çürümeye terk edilmelidir. Okonkwo kendisi için çok zor olan kararlara bile sorgulamadan uyar. Bunları sorgulayanları da eleştirir. Çünkü toplumun gözünde yükselmek onun için her şeyden önemlidir. Okonkwo Bir gün yanlışlıkla birini öldürür. Ceza olarak 7 yıl boyunca annesinin kabilesine sürülür. (çocuklar babalarına ait olmakla birlikte yaşamlarında ciddi bir sorun olduğunda annelerinin kabilelerine
1000Kitap
ParçalanmaChinua Achebe · İthaki Yayınları · 20191,085 okunma
"Deliler", uzaylılar ve toksik ilişkiler
8/10
·224 syf.··
2026 5. kitabı
Alfa Ayının kabileleri Philip K. Dick’in; gerçeklik, komplo, zaman, delilik, zihin okuma, kehanet ve dünya dışı canlılar gibi sık irdelediği kavramlar çerçevesinde kurulu bir roman; bir evlilik çatışmasından yola çıkarak gezegenler arası savaş ve komplolara varan bir casusluk öyküsüne evrilen, sürükleyici ve keyifli bir öykü. Aynı zamanda delilik ve toplumsal yargılar üzerine de bir eleştiri. Konusu kısaca şöyle; Güneş sistemindeki gezegenler, uydular ya da diğer gezegen sistemlerinin her birinde kendine özgü canlılar ve kültürler yaşamaktadır. Dünya (ki o da kendi içinde komünizm ile kapitalizm kavgası içindedir) ile Alfalılar arasında yıkıcı bir savaş gerçekleşmiş dünya kazansa da hassas bir denge ortaya çıkmıştır. Alfa sisteminin uydu gezegenlerinden biri olan alfa ııı m2 tam bu dengede sıradışı bir konuma gelmiştir. Bu uydu, yerleşimcileri aslında bir akıl hastanesi personeli ve hastalarından oluşan küçük bir koloni görünümündeyken savaş kargaşası sırasında hastaların denetimsiz bir özgürlüğe kavuştuğu kendine özgü bir yere dönüşmüştür. Hastalar, hastalıklarının çeşidine göre kendi içlerinde kabilelere ayrılmış ve ortak bir komisyonla uydu gezegeni yönetmeye başlamışlardır. Bu kabilelerin her biri hastalıkların çerçevesine göre şekillenmiş, kimi agresif ve saldırgan, kimi depresif ve içe kapanık, kimi hayaller ve sanrılarla yaşayan, kimi çöplük içinde, kimi de sürekli komplo teorileri ve şüphecilik içinde yaşayan çeşitli halklara sahiptir. Bu halklar kendilerini hasta olarak değil farklı özelliklere sahip topluluklar olarak görmektedir. P. K. Dick bu tabloya bir de telepati, kehanetler, görüler gibi çeşitli özellikler eklemiştir ki bunların hangisinin gerçek hangisinin hastaların sanrısı olduğu da sürekli birbirine karışır. Alfa III m2 işte bu halde, bir ölçüde
1000Kitap
Alfa Ayının KabileleriPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 2025228 okunma
SS içinde bir Sovyet Casusu
8/10
·340 syf.··
2026 4. kitabı
1945 yılına gelindiğinde fanatikler haricinde Almanya’nın savaşı kaybettiği ve durumdan çıkış yolları aramanın gerekliliği gizliden gizliye de olsa giderek daha fazla konuşulur olmuştur. SS içinde bile Hitler’in gerçeklikle bağının koptuğuna inananlar bulunmaktadır. Bu sebeple işler daha kötüye gitmeden Batılı müttefikler ile anlaşarak savaşı durdurmanın tek çare olduğu düşünülmeye başlanır. Avrupa’nın ortalarına kadar gelmiş olan Sovyetler ’in daha fazla alan kazanması hem Batılı müttefikler hem de Almanya açısından felaket olarak düşünüldüğünden bu noktanın Batı ile barış için bir ortak sebep olarak öne sürülmesi kararlaştırılır. Ancak bu tip bir anlaşma Hitler tarafından vatana ihanet olarak kabul edildiğinden her şey çok gizli yürütülmelidir. Bununla birlikte Hitler’in çevresinde, üst yönetimde ve Nazi önderleri arasında ciddi hizipleşmeler ve düşmanlıklar bulunmaktadır. En tepedekilerden Himmler, Göring ve Bormann birbiri ile yıllardır rekabet halinde olup her biri kendi adamlarından oluşan bir teşkilata sahiptir ve birbirlerini ifşa etmek için fırsat kollamaktadırlar. Bu yüzden ortama büyük bir güvensizlik hâkimdir. Bu sebeple Hitler sonrasındaki konumunu düşünen Nazilerin planlarını diğerlerine fark ettirmeden yürütmesi gerekmektedir. Kahramanımız Stirlitz, görevi için ülkesinden ve ailesinden yıllar önce ayrılmak zorunda kalmış, becerisi ve kurnazlığı ile istihbarat birimi içinde önemli bir konuma gelmiş Sovyet casusudur. Yıllar içinde mükemmel bir sicil yaratmış ve sadık bir Nazi görüntüsüyle güven kazanmıştır. Bu sebeple birçok önemli olayın sorgusu da kendisine verilmiştir. Stirlitz, bir yandan açığa çıkmamaya çalışırken öte yandan da olayları ülkesi için en faydalı olacak şekilde yönlendirmekte ve yaşananları gizlice rapor etmektedir. Stirlitz’in son
1000Kitap
Baharın On Yedi AnıJulian Semenov · Yar Yayınları · 20246 okunma
Hayaletler ve sanrılar
4/10
·144 syf.··
2025 12. kitabı
İthaki karanlık kitap serisinde yer alan yürek burgusu, sunumundan doğan "hayalet öyküsü" beklentilerine pek de karşılık vermeyen kendine özgü yapısı ile kimileri için "çarpıcı" kimileri için de "vasat" olarak sınıflandırılabilen bir eser olarak karşımıza çıkar. Öykümüz, taşradaki bir evde hizmetçilerle yaşayan iki küçük çocuğa bakıcılık yapmak üzere işe alınan bir kadını konu almaktadır. Olaylar yaşananların birinci elden kaleme alınmasıyla yıllar sonrasında aktarılır. Kahramanımızın gizemli ve üzücü öyküsü (bu yüzden yürek burgusudur) bir akşam buluşmasındaki dostlar toplantısında anlatılacak türden ürkütücü bir öykü olarak sunulur. Böylece ilk sahnede kahramanımızın yazdıklarını birlikte okumak için buluşan bir grup görürüz. Bakıcı kadın oldukça tuhaf ama zengin bir işveren tarafından işe alınır. İşverenin en büyük isteği ne olursa olsun kendisini asla rahatsız etmemesi ve hiçbir şey için aranmamasıdır. Kahramanımız taşradaki büyük eve geldiğinde dünya güzeli iki çocuğun kendisini beklediğini görür. Zamanla kendisinden önceki bakıcının öldüğünü ve evde garip şeyler olduğunu öğrenir. Sonrasında iki hayaletin eve dadandığını fark eder. Bunlardan birisi önceki bakıcı diğeri de eski bir çalışandır. Bir süre sonra adeta birer melek olan çocuklar konusunda da şüpheye düşecek ve bu hayaletlerle aralarındaki ilişkiyi sorgulayacaktır. Kitapta okur uzun bir süre kötü ve acayip şeyler olacağına ilişkin bir beklenti içinde tutulur. Ancak bu çok uzun hazırlık süresi sonuçta bu beklentiye denk bir yere varmaz. Sürekli benzer cümlelerle, gelmek üzere olan bir kötülükten bahsedilir. Ağdalı cümleler ve monologlarla içsel sorgulamalar ve şüphe yansıtılır. Oysa birkaç sahne dışında gerilim pek de yükselmez. Çözülmeye çalışılan bir bulmaca vardır ancak çözüm açık değildir ve
1000Kitap
Yürek BurgusuHenry James · İthaki Yayınları · 20182,373 okunma