onur uzun

onur uzun
@onuruzn
Puan vermedi·160 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 23:30
Serinin ilk kitabı Yerdeniz Büyücüsü’nde büyücümüz Çevik Atmaca, Ged’in büyüme hikâyesine tanıklık etmiştik. Ursula K. Le Guin, bu yolculukta hırsların, yanlış kararların ve insanın kendi gölgesiyle yüzleşerek dengeyi bulma sürecini fantastik ögelerle harmanlayarak etkileyici bir anlatı sunuyordu. Atuan Mezarları, serinin ikinci kitabı ve bu kez bir genç kızın büyüme hikâyesini okuyoruz. Aslında bu roman; kişinin dış etkenlerin biçtiği kalıplardan sıyrılıp kendi değer yargılarını keşfetmesi ve özgürlüğüne ulaşma sürecini anlatıyor. Böylesine derin bir temayı yazar, güçlü bir atmosfer ve sağlam bir olay örgüsüyle okura aktarıyor. Özellikle kitaptaki karanlık labirent motifi, kişinin kendini bulma yolculuğu için oldukça etkileyici bir metafor. Serinin ilk kitabında insanın kendi karanlığıyla bütünleşmesi anlatılırken, Atuan Mezarları karanlıktan aydınlığa çıkışın hikâyesi olarak öne çıkıyor.
Atuan MezarlarıUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20215,1bin okunma
Reklam
6/10
·303 syf.··
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 12:51
Sarı yüz yüzeyde bir kıskançlık hikâyesi gibi dursa da içeriği bireysel, toplumsal ve ahlaki katmanları olan bir anlatı. Okuyucuyu sık sık sorularla ve ikilemlerle baş başa bırakan, kimi noktalarıyla rahatsız edici bir kitap. Kuang, tüm bu temaları doğru veya yanlış kalıbına sokmayarak okurun kendi kararını kendisinin vermesini sağlıyor. Kitap boyunca okur birçok soruyla karşı karşıya kalıyor, etik kavramını sık sık sorguluyor. Örneğin baş karakterimiz June, söylediği yalanlara kendisi de o kadar inanıyor ki bir noktada okuyucu da ona inanmak, tıpkı June’un yaptığı gibi onu aklamak istiyor. Başka bir deyişle ana karakterimiz, duygu sömürüsüyle okuyucuyu manipüle ediyor. Yaptıkları yüzünden June mu suçlu, yoksa onu bu hâle getiren sistemin çarkları mı? June aslında başından beri emek hırsızlığı yapacak bir kişi mi, yoksa edebiyat dünyasının çekişmeli ve karanlık atmosferinde yer bulabilmek, en büyük hayalini gerçekleştirebilmek için oyuna ayak uydurmak zorunda kalmış bir kurban mı? Roman aynı zamanda bir topluluğun haklarını savunmak ya da şahit olduğumuz olaylarda doğru ve yanlışları dile getirmek için illa ki o topluluğa ait olmamız gerekip gerekmediği sorusunu da sordurtuyor. Kitap boyunca bu soruların hiçbirine net bir yanıt verilmiyor ve işte tam da bu noktada romanın rahatsız ediciliği devreye giriyor. Okur, bazı noktalarda kendi değer yargılarını sorgulamak zorunda kalıyor; bu da huzursuzluk yaratıyor. Yazar, günümüz edebiyat dünyasında önümüze “çok satan” olarak sunulan kitapların, edebi başarısından ziyade bir pazarlama başarısı olduğu gerçeğini açıkça gösteriyor. Görünürlüğün çoğu zaman edebi değerin önüne geçtiğini bir kez daha hatırlatıyor. Kitabı biçimsel açıdan değerlendirdiğimde; okuyucuyu yormayan, oldukça sade ve akıcı bir dille yazıldığını
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
7/10
·344 syf.··
2025 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 22:20
İlk bakışta basit bir aşk hikâyesi gibi görünse de alt metinleri okunduğunda, ilişkilere, yalnızlığa ve kendini kabullenmeye dair önemli konuların işlendiği bir kitaptı. Kitap boyunca Adelaide’ın yaşadığının aşk mı yoksa bir takıntı mı olduğunu sık sık sorguladım. Karşı taraftan gelen her yanlış harekete rağmen Adelaide’ın onu aklamaya çalışması, “Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup adına aşk diyorsunuz.” tadında bir hikâye oluşturuyor aslında. Yaşanan ikili ilişkilerde alma-verme dengesinin, güven duygusunun ve sevginin ne kadar önemli olduğunu; bunlarda bir aksama olduğunda bireyin yavaş yavaş nasıl çöktüğünü görüyoruz. Özellikle kitaptaki şu alıntının durumu güzel özetlediğini düşünüyorum: “Aşk zor, karmaşık ve acımasızdı, evet; ama aynı zamanda kolay olması gereken bir şeydi — rahat ve güvenli olmalıydı. Adelaide’ın hissettiği şeyse bunların hiçbiri değildi; daha çok kalbi yavaş yavaş rendeleniyormuş gibiydi. Rory’nin sürekli planlarını iptal etmesi, ona sevdiğini söylememesi, Adelaide’ı hayatındaki özel biri olarak tanımlamaktan kaçınması, her seferinde yeni yaralar açıyordu.” Kitabın sonlarına doğru Adelaide’ın kendini kabullenmesi ve farkına varması bana çok iyi geldi; ancak karakterin neler hissettiğini daha derin okumak isterdim. Genel olarak, okunması kolay ve mesajları yerinde bir kitaptı.
1000Kitap
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,895 okunma
8/10
·368 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 15:02
Kitap, yaşadığı aşk acısını unutmak için Feribe’nin Mazi İmha Merkezine gitmesi ve ardından yaşadığı olayları konu alıyor. Kitabı birçok açıdan çok beğendim. Öncelikle yazarın dili çok akıcı, sayfalar birbiri ardına akıp gidiyor. Her şeyin başlangıcı aşk acısı olmasına rağmen olayların sadece bu konu etrafında kalmayıp insanın kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmesi gibi konulara değinmesini çok sevdim. Çok fazla depresif ve melankolik olacak bir temanın Feribe gibi muzip bir karakterle ele alınmış olması kitabı kesinlikle çok daha okunaklı bir hale getirmiş. Kadın bir karakterin geçmişin yükünden arınmasını oje metaforu üzerinden anlatılması güzel bir detaydı. Kitapta sevmediğim noktalardan biriyse karakterlerin günlük hayatta fazla ağdalı bir dil kullanmaları oldu. Bu, karakterleri biraz gerçeklikten çıkartıp yapay bir hale getirmiş. Genel olarak sevdiğim ve okurken keyif aldığım bir eserdi.
Edebiyat
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,4bin okunma