Yediğiniz zehirler midenizden ziyade ruhlarınızın etrafında yağ bağladı. Kocaman bir yağ tulumu olup başkalarının elemini kendi kusursuz saydığınız hayatlarınızla kıyaslayıp daha bir keyifle yediniz. Yediniz. Aç olan mideniz değil, ruhunuzdu bilemediniz. Doymayacaksınız. Kemirgen dilleriniz, semirgen bencilliklerinizle siz. Hiç doymayacaksınız.
Hepimizin kaderinde bir cinayet var. Ya işlenmiş ya da işlenecek. Başka birinin ölümü üzerine inşa edilen hayatların zehri akıyor genzimizden. Kutsal kitapların ilk hikâyeleri boşuna cinayetle başlamaz.
Kimin kim olduğuna önem veren bu dünyanın kimseye önem vermemesi üzerine düşünmeye başladığımız anda her şeyin altüst olacağını bildigimizden olsa gerek, hiçbirimiz gerçekten kim olduğumuzun peşine düşmüyoruz. Sadece hayali bir tanrinin kulu olduğunu sanmak yetiyor insana.
Bir coğrafyanın kimliğini, tarihinde neyin tekerrür ettiği, belirler. Ne zaman ki bu ülkede, tarih, tekerrür eden patlamalardan ibaret olmaz, belki o zaman başka hikâyeler yazılır... ve de şu soru artık sorulmaz: Bir bomba kaç kez patlar?