“İlkeler doğrultusunda mı yola çıkarsın? Aman ne karmaşık şey! Bir tanık gibisin sen. Müzeye gidip tabloları seyreden birisin. Şunu demek istiyorum, tablolar orada ve sen de müzedesin, hem çok yakınında resimlerin hem de iyice uzağında. Ben, bense bir tabloyum. Rocamadour da bir tablo, Étienne de, bu oda da bir tablo. Sen bu odaya baktığını, gördüğünü sanıyorsun ama odada bile değilsin.”
“Bir gece dişlerini Oliveira’nın omzuna geçirdi, kanatıncaya kadar ısırdı, kendinden geçmiş bir halde yan dönmüştü Oliveira, işte o an gizli, sessiz ve karmaşık bir anlaşma oldu aralarında, La Maga’nın onun elleri ile ölmek istediğini hissetti Oliveira, ondan bekliyordu evet, La Maga’daki gizli, karanlık bir yan, bir varlık, yok olmak, ortadan kalkıvermek istediğini bildiriyordu, ağır ağır öldüren son kılıç darbesini sırtına indirmesini söylüyordu, sırtından yıldızlar fışkıracaktı, her tür soruya ve dehşete imkan veriyordu.”
“Rekabetten korktuğum filan yok. Tam tersine. Bunu göremiyor musun? Rekabet edeceğimden korkuyorum ben - beni asıl korkutan bu. Bu yüzden ayrıldım tiyatro bölümünden. Ben herkesin değer yargılarını kabule korkunç bir şekilde koşullanmışım diye, alkışlardan ve insanların benim için deli divane olmasından hoşlanıyorum diye, bunun doğru olması gerekmez ki. Bundan utanıyorum.Bıktım usandım. Tam bir hiç kimse olacak cesaretim olmamasından usandım. Kendimden de, bir çeşit ses getirmek isteyen herkesten de usandım.”