Murakami yine üzmedi. İki dünya arasında akıp giden harika bir kurgu yarattı. Her gün özenle açılan çukurlar ve bu çukurlara kar dolması aklıma geliyor. Gölgesiz aslında huzurlu muyuz?
Yazarın Mutsuzluk zamanlarında mutluluk adlı kitabı bu kitabı gölgesinde bıraktı. Sanki öteki kitapta bütün konunun özünü işlemiş ve bu kitaba işin sulandırılmış kısmı kalmış. Fikir , öz aynı fakat yoğunluk bakımından Mutsuzluk zamanlarında mutluluk kesinlikle açık ara öne geçti benim için
Frued kendi kendine psikanalizin mümkün olmadığını iddia etmiş. Karen Horney de açık ara bir kendine yardım kitabı yazmamış da durumun çetrefilliğini gözler önüne sererek durumun ''ne kadar mümkün?'' olduğu ile ilgilenmiş. Genelde hastalar üzerinden bir değerlendirme yapılıyor. En azından psikoterapinin ne kadar çetrefilli olduğunu bilirsek bu durumu o kadar ciddiye alıp konuyu enine boyuna ele almış oluruz. Zira Freud hafife alınırsa kendi kendine psikanaliz girişiminin tehlikeli bile olabileceğini söyler. Ayaklı bir saatli bomba gibiyiz . Geri sayım devam ederken hangi kabloyu keseceğimiz elzem
İlk bölümlerde bulunan psikolojik tahliller ve kaybolma hikayesi çok güzel ilerledi. Fakat son kısımlar biraz daralttı ve zorlama geldi. Sonlara doğru kitabı bırakmaya kadar gittim.