Hayatı ve ne için var olduğunu bir kez olsun sorgulamayan insan kendi kendine var etmediği hayatındaki kurallarını kendi belirlemek ister. Dini kuralları hiçe saymayı modernlik sayar. Kendi inançlarını belirleyerek adeta yeni bir din yaratır. Yarattığı dinin merkezine ise kendisini koyar
Tüm inançlı insanların ahlaksız, tüm inançsız insanların ahlaklı olduğunu hayal edelim. Bu durumda bile din suçlanamaz. Çünkü; burada dindarların dine rağmen ahlaksız oldukları sonucu çıkar. Din insanlardan ahlaklı olmalarını istiyorken insanlar buna rağmen ahlaklı olmuyorlarsa bu, dinin yanlışlığını değil, insanların yanlış yolda olduğunu gösterir. Din insanlara, haksız yere cana kıymayın, adaletli olun, hırsızlık yapmayın, hakkı gözetin, insanlara kötü sözler söylemeyin, barışı esas alın demesine rağmen insanlar buna devam ediyorlarsa dine karşı hareket etmiş olurlar. Yapan kişi dindar olduğunu iddia etse de bu kişinin kötü eylemlerinin faturası dine çıkartılamaz.
Günümüz okumuşlarının anlayışına göre din gerekli değildir. Ya onun yerini bilim alacak ya da çoktan aldı bile. Oysa tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de tek bir aklı başında kişi dahi dinsiz yaşamamıştır ve yaşayamaz da. Aklıbaşında kişi diyorum çünkü aklı başında olmayan kişi tıpkı bir hayvan gibi dinsiz yaşayabilir. Aklı başında bir varlık ise dinsiz yaşayamaz. Çünkü öncesinde ve sonrasında neyi yapması gerektiği konusunda ona hakikaten yol gösteren sadece ve sadece dindir. Din insana yaratılışı gereği verildiğinden aklı başında hiçbir insan dinsiz yaşayamaz..
İnsan tıbbi açıdan etten, kemikten ibaret maddi bir varlık gibi gözükse de herkes bilir ki insanı insan yapan ne eti ne de kemiğidir. İnsan, ruhu ya da başka bir ifadeyle manevi yönüyle insandır.