hayali olarak kadın, en yüksek öneme sahip; uygulamada ise tamamen önemsiz. sayfa sayfa şiir kitaplarını işgal etmiş ama tarihte yeri yok. kurmaca kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmediyor ama gerçekte ise parmağına bir yüzük geçiren herhangi bir oğlanın kölesi oluyordu. edebiyatta en çok ilham veren, en derin düşüncelere daldıran kelimeler onun dudaklarından dökülüyor oysa gerçek hayatta zar zor okuyabiliyor, harfleri tanıyordu ve kocasının malıydı.
“öyle ya, batan bir gemi, bana ölümsüzlük diploması verebilirdi. evet, bu balinacılık işinde ölüm vardır.
insan, kaşla göz arasında, ne oldum demeye vakit bulamadan, öteki dünyayı boylayıverir.
ama ne çıkar bundan?
bana sorarsanız, biz bu yaşama ve ölme konusunda çok yanlış düşünüyoruz.
benim asıl özüm, yeryüzündeki gölgem dedikleri şeydir bence. biz ruh işlerine bakarken, tıpkı güneşe suyun içinden bakan istiridyeler gibiyizdir bence; üstlerindeki ağır suyu, havaların en hafifi sanan istiridyeler gibi.
bence bedenim, asıl varlığımın tortusudur ancak. isteyen alsın bedenimi, evet alsın, çünkü o, ben değilim.
varsın gemi de batsın, bedenim de batsın dilediği zaman. ruhuma gelince, jüpiter gelse batıramaz onu."