Ama sevdamızın nasıl filiz verdiğini öğrenmek istiyorsan ille de,
anlatayım ağlayarak konuşan biri gibi.
Bir gün vakit geçsin diye lancelot’nun sevda öyküsünü okuyorduk,
yalnızdık,
art niyet taşımıyorduk.
Okurken birçok kez gözlerimiz
karşılaştı,
birçok kez yüzlerimiz sarardı,
ama bir yer geldi,
kendimizi tutamadık artık.
İstek yüklü güler ağzı sevgilisinin öptüğünü dinleyince,
yanımdan hiç ayrılmayacak sevgilim de,
tir tir titreyerek öptü dudaklarımı.
Galehaut hem kitap, hem yazar oldu bize;
o gün başka bir şey okumadık.
Bunları anlatırken ruhlardan biri,
öteki ağlıyordu; hali öyle dokundu ki,
kendimden geçtim, ölüyordum sanki;
Yere düştüm, ölü bir beden gibi.
Eğer yeni bir Tanrı oluşturacak olsaydım,
mevcut Tanrı’da olmayan bazı özelliklerle donatırdım onu.
Hiç kimsenin iltifatını, övgüsünü, yağcılığını beklemezdi
ve bunları zorla elde etmek istemeyecek kadar gururlu olurdu.
Bu bakımdan kendinle saygılı bir Tanrı olurdu.