Orhaneli
MIHAL GAZİ VE TURGUT ALP: Bu iki namlı kumandan ise kuvvetlerini Bursa üzerine teksif etmişler, gece gündüz cihat hareketi ile meşguldüler. Diğer taraftan Orhan Gâzi fetih hareketine devam ediyordu. 1321'de Mudanya'yı zapt ederek Bursa'nın dış dünya ile son bağlantısını da kesti. Ardından Adrenos önüne gelerek, tekfura kaleyi teslim etmesi karşılığında topraklarında huzur içerisinde yaşama imkânlarını tanıdı. Hisarı boşaltan kale tekfuru ise dağa kaçarak Orhan Gazi'nin çekilmesini beklemeye başladı. O gidince tekrar dönüp kalesine sahip olacaktı. Ancak gazâ ve cihat yolunda pek istekli ve hevesli olan genç şehzade yaya olarak dağa tırmanarak tekfurun sığındığı dağ kalesi önüne geldi. Tekfur korku ve heyecandan karşı durama-yıp kaçmaya çalışırken bir kayadan yuvarlanıp paramparça oldu. "Kim ki Allah'a eş, koşar o gökten düşen av gibidir. Yırtıcı kuşlar onu hemen kaparlar" hükmü onun sonunu görenler için ibret oldu. Tekfurlarının öldüğünü görenler Orhan Gâzi'nin ayağına düşerek boyun eğmek zorunda kaldılar. Orhan Gâzi, Adrenos ilini böylece eline geçirdi ki burası o günden bugüne Orhaneli namıyla anılmaktadır.
19. yüzyılın sonlarındaki anadoluya bir bakış..
Bu dönemde, Osmanlı Devleti, siyasal ve çağdaş özgürlükleri yok eden baskılar altında giderek çürüyüp giden ve gelecek krizlerde yıkılacak olan monolitik bir imparatorluktur. Aydınlar köşelerine çekilmekte ya da yabancı ülkelere kaçmakta, toplum yaşanmakta olan olayları bilmemekte, anlamamaktadır. Nitekim Irak ve Musul petrolleri Almanya'ya peşkeş çekilmekte, devlet memurlarının aylıkları verilemezken Kabe'ye, Necef, Kûfa, Bağdat gibi yerlerdeki camilere hazineler gönderilmekte, Boğaziçi'nde ise, Salah Birsel'in anlattığı oryantal bir "Dolce Vita" yaşanmaktadır. Rumların ve genellikle Müslüman olmayanların yaşamları, uygar, varlıklı, keyifli ve mutludur. Tanzimat öncesinde adalarda yaşayan Rumlar, Ege kıyılarındaki kentleri sistemli biçimde kolonize ederek oralarda yaşayan Türkleri içerilere sürmüşlerdir. Doktor Mağmumî Ayvalık'ta, lokantada önüne getirilen Rumca yazılmış yemek listesini okuyamamakta, garsona derdini pandomimle anlatmaya çalışmaktadır. İzmir temiz düzenli bir kenttir, ama tramvaylarındaki "Sigara içilmez" yazısına kadar hiçbir levha Türkçe değildir. 1890'lı yıllarda büyük bir kolera salgını ülkeyi kasıp kavurmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti, imparatorluğun sağlık işlerini yönetmek için Bongowsky adındaki bir yabancıyı işbaşına getirmiş ve kendisine bir de paşalık rütbesi vermiştir. Genç Doktor Şerafettin Mağmumî bu kadro içinde kolera ile savaşmak için önce Bursa-Balıkesir bölgesine, ikinci kez Adana, Adıyaman, (Kahraman) Maraş, (Gazi) Antep, Haleb, Beyrut ve Şam'ı kapsayan bölgeye (bu kez Grup Başkanı ve müfettiş olarak) gönderilmiştir. Genç doktorun gittiği yerlerde yalnız kolera değil, kanlı diarhea, dizanteri, tifo ve bulaşıcı olan ve olmayan bütün hastalıklar kol gezmektedir. Bursa'da lağımlar içme sularına karışmaktadır. Atranos'ta (Orhaneli)
pdf
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bursa’nın Fethinde Ahi Hasan’ın Rolü
Orhan Gazi, Bursa’nın fethi için yola çıktığında, Ahi Hasan’ın yanında olmasını ısrarla istemiş ve bu konuda babası Ahi Şemseddin’den ricada bulunmuştu. Bursa kuşatması sürerken, fethin kilit noktası olan Atranos (Orhaneli) Kalesi alındığında hisar burcuna ilk çıkan kişi Ahi Hasan oldu. Ardından 1326’da Bursa’nın zaptı sırasında burcun üzerine tırmanıp ilk ezanı okuyan ve ilk bayrağı diken de yine bu gözü pek Ahi reisiydi. Ahi Hasan, burcu ele geçirdikten sonra diğer ahilerin ve gazilerin şehre girmesini de sağladı. Bu kahramanlığıyla, yüzyıllar sonra İstanbul surlarına ilk bayrağı dikecek olan Ulubatlı Hasan’ın âdeta öncüsü oldu. Üstelik Ulubatlı Hasan da Bursalıdır.
SEN YETER Kİ YAPTIR, İÇİNE GİRMESEN DE OLUR!...
Orhaneli'nin Küçükorhan köyünde bir cami yapılmıştı. Bu caminin yapımı sırasında Vali özel idareden önemli ölçüde katkı koymuştu. Köy muhtarı yemekli bir davet vermiş, valiyi ve beni de davet etmişti. Beraber gittik, ikramlardan Sonra Vali Vey ve kalabalıkla camiye geldik. Vali Zekayi Gümüşdiş caminin kapısından şöyle bir baktı ve muhtara hitaben, "Hayırlı olsun evladım, hayırlı olsun," dedi. Ben olsam bu kadar maddi manevi destek verdiğim bu ibadethanenin (bari) içine bir girerdim...
Sayfa 183 - Gufo Yayınları·Kitabı okudu
Atma Birader!
Orhaneli Avcılar Derneği'ni ziyaretimde bir çan, ucuna bağlanmış uzunca bir ip görmüştüm. Ne işe yaradığını sordum, avcılar şöyle anlattı. "Bir avcı konuşurken sınırı aşarsa, bol keseden atarsa ipi çekeriz, çan ötmeye başlar. Bu, 'atma birader yeter' anlamına gelir" Demek ki birileri çan çalmadan durmak lazım.
Sayfa 187 - Gufo Yayınları·Kitabı okudu
Orhaneli gerçi Orhan Gazi yaklaştığında direnecekmiş gibi görünüyordu ama Osmanlıların daha ilk hücumunda kalenin komutanı dağlara kaçtı ve burada düşmanları tarafından takip edilirken,çaresizlik içinde bir kayadan düştü ve öldü.Şehir bunun üzerine talana açık hale geldi ve surları yıkıldı; ancak Orhan Gazi'nin kesin emri üzerine yerel halka karşı şartlar elverdiğince esirgeyerek davranıldı.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Alıntı