ŞiirSeven

ŞiirSeven
@orkhan_iskender
Qeyrətsiz Keçmişin Qeyrətli Gələcəyi Olmur Heç Vaxt. İnstagram: @ahmet.ky_fan
Museologist and Archivist
Lenkeran State University
Lenkeran, Azerbaijan
Yardimly, Azerbaijan, 10 Şubat 1999
17 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Sitare
“Çeşmek Be-zen Sitare Ezmen Mekon Kenâre” Nerden çıktın karşıma böyle Sitare Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde Kirpiklerin yüreğime batıyor Telaşlı bir kalabalığın ortasında Ayaküstü konuşuyoruz Nedimin nigehban nergisleri gibi Üstümüzde bütün nazarlar Çok utanıyorum Sitare Dün oturup hesap ettim Sen doğduğun zaman Ben bir askeri mektepte talebeymişim Sen bilmezsin Sitare Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu Her akşam dokuzda yat borusu çalardı Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı Bir derin uykuya atardım kendimi Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum Gözlerin mi daha sıcak gülüyor Yoksa dudakların mı anlayamıyorum Seninle konuşurken Sitare Aklıma yıldızlar dökülüyor Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gülce
Uçurumun kenarındayım Hızır Ulu dilber kalesinin burcunda Muhteşem belaya nazır Topuklarım boşluğun avcunda Derin yar adımı çağırır Dikildim parmaklarımın ucunda Bir gamzelik rüzgâr yetecek Ha itti beni, ha itecek Uçurumun kenarındayım Hızır Civan hazır Divan hazır Ferman hazır Kurban hazır Uçurumun kenarındayım Hızır Güzelliğin zulme çaldığı sınır Başım döner, beynim bulanır El etmez Gel etmez Gülce'm uzaktan dolanır Uçurumun kenarındayım Hızır Gülce bir davet Mecaz değil Maraz değil Gülce bir afet Peri değil Huri değil Gülce beyaz sihir Gülce ölümcül naz Buram buram zehir
Şiir
Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak
Benim adım insanların hizasına yazılmıştır.  Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım  Ölüm ve acılar çatsaydı beni  Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak  Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.  Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım  Diri-gergin kasları konuşsaydım  “Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ”  “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan''  Bakın yaklaşıyor...”  Yazık, şairler kadar cesur değilim  Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan  Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim gövdem yıllar boyu sevmekle tarazlandı  Öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım  Bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında  Çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların  İnanmazdım dosyalara sığacağına  Gittikçe ışıldardım dükkânlar kararırken  Hüznün o beyaz etrafına sakallarım batardı. Benim adım bilinen cevapların üstüne mühürlenmiş  Ellerim tütsülenmiş  Evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında  Dirgenler, bakraçlar, tornavidalar  Bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar 
Şiir
Zakkum
Sen hala, gözümü alan güneş, üşüyüp yaktığım ateş, saatler sende durmuş gibi benimlesin. Sen hala, kanatları yorulmuş, diğerlerinden ayrılmış, göç etmeyen bir kuş gibi benimlesin.
Müzik
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Nazım Hikmet Ran