“-Herkes geçer diyor, geçer mi Olric?
Herkes ne bilir acımı,
Herkes ne bilsin acımızı!…
Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan,
O nefeste boğulmaktan sıkıldım ki nefessizlikten değil nefesten boğulmaktır marifetimiz Olric…
-Evet Efendimiz.
-Bana katıldığını bilmek güzel. Arada ses vermen güzel; içimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan.”
“-Olric, bana edilgen bir kelime söyler misin?
-Emin misiniz?
-Evet Olric. Hem de en yakıcı olanını söyle!
-Silinmek Efendimiz, yeterince edilgen mi?
-Fazlasıyla edilgen…”