Mengenede Zihinler
Puan vermedi·224 syf.··
2026 27. kitabı
Sondan başlayalım ve diyelim ki: "Belki Roger Graudy, Avrupa'da yetişmiş bir Hans'ta bazı taşları yerinden edebilir; ama Anadolu'nun suyundan içmiş Rauf'a değemez." Bu kitabın iddiası şudur: Batı'lı kültür/bilim yazıcılığı sakattır; dünyayı kendi merkezli tariflerinde emperyalizm/kapitalizm etkisi vardır. Bu bakış açısı yanlıştır. Bu yanlışlığı ispat için ufak derlemelerle "potpori" hazırlamış Graudy, dünyanın çeşitli coğrafyalarından verilerle. Hindistan, Çin/Japonya, İran, Afrika, Amerika vs... Bu derlemeler şu an günümüzde vikipedi'nin ilk paragrafı okunduğunda elde edilebilecek bilgilerden fazlasına sahip değildir, ne yazık ki! Ayrıca Graudy'inin Avrupa merkezli kültür ve bilim reddini açıklamak adına yeterince incelenmiş ya da tartışılmış durumda da değildir. Bu bilgileri serptikten sonra da kısa bir son bölüm ile Graudy'i der ki; yaşamak için medeniyetlerin kaynaşması gerekmektedir. Neden sorusunun cevabı ise bana "kapalı" kalmıştır. Örneğin sormak lazım Graudy'ye neden en iyisini tespit edipte onun istikameti üzerinden ilerlemiyoruz da; hepsini bir potada eritmeye çalışıyoruz! Ak koyunu kara koyunu neden belirlemiyoruz ki! Eğer Batı medeniyeti (ki gerçek anlamda bir medeniyet sahibidirler mi, tartışmak lazım) doğru yol üzerinde değil ise; neden ondan istifade etme gayesi. *** Rönesans- kapitalizm ilişkisi hakkında alıntı Rönesans, bir kültür hadisesi olmaktan daha çok, kapitalizmle sömürgeciliğin eş zamanda doğmaları hadisesidir. Kapitalizmle sömürgecilik iç içe ve sarmaş dolaş hâldedir. İkisi de kültür plânında, git gide Allah'a karşı kayıtsız bir tavır takınan ferdin güç gösterisinin övülüp yüceltilmesini esas alır. İkisi de hikmetten (bilgelikten) koparılan bilimi, tabiat ve insanlar üzerinde hâkimiyet kurma ihtirasının kölesi yapar. İşte o zaman
İnsanlığın Medeniyet DestanıRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20181,961 okunma
Puan vermedi·
Herkese merhabalar Rune sembollerini yalnızca Viking kültürüne ait gizemli işaretler olarak bilirdim. Bu kitap ise onların arkasındaki tarihsel, mitolojik ve sembolik anlamları farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Mu kıtası, Atlantis, Göktürkler ve eski uygarlıklar arasında kurulan bağlantılar; insanlığın geçmişine dair ne kadar çok bilinmeyen olduğunu düşündürüyor. Kitapta en çok ilgimi çeken noktalardan biri, sembollerin sadece birer işaret değil; insanın kendini, doğayı ve evreni anlamlandırma çabasının bir parçası olarak anlatılmasıydı. Her rune sembolünün farklı anlamlar taşıması, örneğin Fehu’nun bolluk ve bereketi, Uruz’un güç ve dayanıklılığı, Ansuz’un bilgeliği ve mesajları temsil etmesi, sembollerin insan hayatındaki yerini yeniden sorgulatıyor. Elbette kitapta anlatılan bazı konular, özellikle kayıp kıtalar ve kadim uygarlıklarla ilgili bölümler, insanda “Acaba gerçekten böyle olabilir mi?” sorusunu uyandırıyor. Ben de bu tarz eserleri kesin doğrular olarak değil; farklı düşünce kapıları açan, insanı araştırmaya ve sorgulamaya yönelten çalışmalar olarak görmeyi tercih ediyorum. Bence bu kitabın en güzel tarafı, sadece bir mitoloji ya da sembol kitabı olmaması. Aynı zamanda insanın kendi iç dünyasına dönmesine, geçmişle bugün arasındaki bağları düşünmesine vesile olması. Kadim bilgilerin bize hatırlattığı en önemli şey belki de şu: İnsan, tarih boyunca anlam arayan bir varlık oldu ve semboller de bu arayışın sessiz diliydi. Mistik konulara, mitolojiye ve insanlığın gizemli geçmişine ilgi duyanlar için farklı bir okuma deneyimi sunabilecek bir kitap. Her satırına inanmak zorunda olmadan, merakla ve açık bir zihinle okumak gerektiğini düşünüyorum. Keyifle okunsun, kitaplarla kalın
Kadim Bilgilerin Işığında RuneŞebnem Ekşib · Ceres Yayınları · 202319 okunma
Reklam
Pazarlamanın Sonu
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor. Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019'da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021'de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında birşeyler anlatmaya çalışıyor. İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram'da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna "meme" hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz 'takla attırarak' yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar] Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları,
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Pazarlamanın SonuCarlos Gil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262 okunma
Ferze’ye Dair
10/10
··
Beğendi
İlk bakışta Ferze, yalnızca bir şiir kitabı değil; hafıza, aşk, ayrılık ve varoluş üzerine düşünmeye çağıran sembolik bir eser izlenimi uyandırıyor. Kitabın adı olan “Ferze”, merak duygusunu canlı tutarken, kapakta kullanılan siluet, kanat ve kelebek imgeleri içsel dönüşüm ve ruhsal yolculuk çağrışımları yapıyor. Tematik yapı Kapakta yer alan kısa alıntılar, kitabın merkezinde insanın en temel duygularının bulunduğunu düşündürüyor: “Sevelim. Vaktimiz var! Vaktimiz varken sevelim.” Bu dizeler, hayatın geçiciliği karşısında sevgiyi öne çıkaran yalın ama etkili bir çağrı niteliğinde. Aynı zamanda kitabın karamsarlığa teslim olmayan, umut ve insanî yakınlığı önemseyen bir yönü olabileceğini hissettiriyor. Bir başka alıntı ise daha felsefi bir tona sahip: “Bütün şairler; yazan, yazmayan… Seven her yürek, kavuşamamıştır sevdiğine.” Burada “şair” kavramı yalnızca yazan kişiyi değil, derin duygular taşıyan herkesi kapsayan metaforik bir anlam kazanıyor. Aşkın eksiklik ve özlemle ilişkisi öne çıkıyor. Dil ve üslup Görünen dizeler, kısa cümlelerle yoğun anlam üretmeye çalışan bir şiir anlayışını yansıtıyor. Sözcükler doğrudan anlatımdan çok çağrışımlarla ilerliyor; bu da okurun metni kendi deneyimleriyle tamamlamasına alan bırakıyor. Örneğin: “Belki bir merhaba, Belki de bir önemi yoktur vedanın.” Bu tür ifadeler, gündelik kelimeleri varoluşsal bir sorgulamanın parçası hâline getiriyor. Şiirin gücü de büyük ölçüde bu sadelik içinde gizlenen çok katmanlı anlamlardan besleniyor. Görsel tasarım
FerzeRamazan Çetiner · Kuytu Yayınları · 202012 okunma
gökyüzündeki tüm yıldızlar/10
10/10
·424 syf.··
2026 15. kitabı
bu kitaptan çok bir beklentim yoktu açıkçası ama ortalarına geldigimde dedim ki: ya bu harika bir kitap? kusur bulamıyorum?? alo??? duology'nin ilk kitabından çok çok daha fazla sevdim. özetle: karakterlerle bağ kurduğum, ara ara şok olduğum, keyiflendiğim, kıkırdadığım ve bitirdiğimde ağzıma güzel bir tat bırakan bir duology oldu. spice çok tadinda( 0.5/5 filan), plot çok çok daha ön planda. ikinci kitap ilkine bin basar bence. filmi yapılsa en ön sıradan izlerim, part 1 part 2 müko olur. aşırı şairane bir kitap olduğundan geçmesi için mümkünse ingilizce okuyun derim. aşağıda spoilerlar var. !!!! highlights: -ione ve elm. o kadar harika bir slow burn, o kadar derin, o kadar kıymetli geldi ki. ilk kitabın ravyn ve elspeth faciasından sonra bu çifte bayıldım bayıldım bayıldım. -spirit'in vahşiligi. neither kin nor friend olması hoşuma gitti. -kitaptaki süprizlere bayıldım. hiç beklemediğim yerden beklemediğim olaylar kişiler çıkıp durdu -nightmare'in elspeth'in söylediklerinin hep tersini "elspeth öyle söyledi" diye söylemelerine haykırarak güldüm -iki farklı mekan arasında kitabın geçiş şekli harikaydı. en heyecanlı yerinde diğer kısma geçiyor bu kez onu en heyecanlı yerinde bırakıyor vs vs elimden asla düşüremedim. -kitabın ŞAİRANEliği. kitap kesinlikle ingilizce okunmalı. ilk kitapta biraz abartılmıştı ama bu kitaptaki şairanelik seviyesi chef's kiss. normal cümleler bile içime içime aktı bayıldım. bayıldım. -aile soylarının agaç isimlerinden oluşması ve agaçların kutsallıklarının olması, two alders, spirit of tree, yews, falanı filanı... ben çok sevdim. ağaç teması harika konsept. (hangi ağaçlar olduklarına dair bir fikrim yok) -nightmare'in jespyr'i taşıma konusundaki ısrarı <3 -nightmare 'in içinden ara ara çıkan sheperd king. bir anda spoiler verip ekibi şok
İki Çarpık TaçRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20241,313 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:38
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf tarafından 1929’da yayımlanan feminist bir deneme kitabıdır. Kitabın temel tezi: “Bir kadının kurgu yazabilmesi için parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.” Buradaki “oda” kelimesi sadece dört duvarı olan fiziksel bir alandan ziyade ekonomik özgürlük, zihinsel bağımsızlık, toplum tarafından kabul görme ve yaratıcı alanı simgeler. Peki kadının kurgu yazabilmesi için neden bir odaya ihtiyacı vardır? Bunun cevabı aslında çok basittir: Kadının tarih boyunca eğitim ve ekonomik imkânlardan mahrum bırakılması, edebiyat dünyasındaki erkek egemen yapı, kadın yazarların görünmezliği, yaratıcılık için özgürlük ve maddi güvence gerekliliği, toplumsal cinsiyet rolleri ve daha fazlası. Woolf kitabında bunu çok güzel bir örnek ile özetler. Woolf, Shakespeare’in bir kız kardeşi olduğunu düşünür ve onun Shakespeare ile aynı yeteneğe sahip olsa bile toplum yüzünden başarılı olamayacağını anlatır. Bu örnek tarihsel eşitsizliği göstermek için kullanılır (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. basım, s. 44). Bu durum yalnızca edebiyat dünyasında değil, sanatın farklı dallarında da görülmüştür. Örneğin müzik tarihinde Maria Anna Mozart, yeteneğine rağmen kadınlara dayatılan toplumsal koşullar nedeniyle Wolfgang Amadeus Mozart’ın gölgesinde kalmıştır. Bu örnekler gösteriyor ki kadınların tarih boyunca geri planda kalmasının nedeni yetenek eksikliği değil, onlara tanınmayan imkânlardır. Virginia Woolf bu eserinde yalnızca bir gerçeği dile getirmekle kalmaz, kadınların var olabilmesi, üretebilmesi ve kendi seslerini duyurabilmesi için gerekli olan alanı da görünür kılar. Bu yönüyle Kendine Ait Bir Oda, geçmişi anlatırken bugüne de ışık tutan güçlü bir eser olmayı sürdürmektedir.
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202648,2bin okunma
Reklam
Reklam