“Sizin hamurunuzda ne eksik ise onunla imtihan edilirsiniz. Sabırsız mısınız örneğin, o sabır o hamura eksiksiz şekilde yedirilinceye dek dileklerinizin tehiri ile sınanırsınız. O hamur sizin hakkınızda en hayırlı olacak şekle gelinceye dek devam eder öğretiler.”
Sayfa 223·Kitabı okudu
Moore için iyi, bazen bir nosyon, bazen bir fikir, bazen bir nesne, bazen de bir pratikti, ancak bu fikir ya da nosyon kendisinden başka hiçbir şeyle özdeş değildi. O, herkesin iyinin "farkında" olduğunu, örneğin daha iyi bir yaşamın ne olacağına ve var olması gerekenin ne olduğuna dair herkesin bir fikri olduğunu düşünüyordu. İyi, sayıların da var olması gibi, kullanışlı bir nosyon olarak varken sayılar -İyi gibi- ağaçların, kayaların veya otobüslerin var olması gibi dünyada kendilikler olarak var olamazlar. Moore açısından İyi, "doğal olmayan" bir özellikti ve bu, doğal olmadığı kadar metafizik de olmayan bir şey anlamına geliyordu. Pek çok kişi için özgürleştirici olan da onun "doğal olmayan" kelimesini daha geleneksel olan “aşkın” kelimesiyle değiştirmesiydi.
Sayfa 86·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Gerçekten de, çevremde yaşayanlardan hiçbiri beni pek fazla ilgilendirmiyor.Benim sevdiğim insanlar çok, çok uzun zaman önce bu dünyadan ayrılmışlar örneğin, Papaz Galiani, Henri Beyle (Stendhal),Montaigne.” Nietzsche
Kullanıma bağlılık' nöral bir ağın ancak işlevselliği kullanıldığında düzgünce gelişebileceği anlamına gelir. Yine, tıpkı bir kas gibi. Gelişim sırasında, belirli ağların 'hassas dönemleri' vardır ve bu dönemlerde normal olgunlaşmanın meydana gelebilmesi için belirli deneyimlerin yaşanması gerekir. Buna verilebilecek örneklerden bazıları, kolay öğrenilebilmesi için hayatın ilk senelerinde uygun girdilere ihtiyaç duyulan dil ve bir bebeğin bebeklik döneminde gözlerden normal girdi almadığı takdirde olması gerektiği kadar keskinleşmeyen görme becerisidir (örneğin, bebeğin gözleri fiziksel olarak bir nedenden dolayı kapalı tutuluyorsa veya sadece karanlıkta tutuluyorsa). Hassas dönemlerde gelişim açısından gerekli olan duyusal veya fiziksel deneyimleri yaşamayan çocuklar yaşlarından çok daha küçük görünebilir ve kaçırdıkları bu becerileri öğrenmek için daha fazla tekrara ihtiyaç duyabilir çünkü beynin hassas dönemi geride kalmıştır.
Sayfa 428·Kitabı okuyor
Psikoloji
Biz günlük hayatta enerjiyi kesintisiz akan bir su gibi hayal ederiz. Örneğin bir musluğu çevirdiğinizde suyun akışını milim milim ayarlayabilirsiniz. Ancak Max Planck, doğanın en küçük ölçeğinde işlerin böyle yürümediğini keşfetti. Mikro dünyada enerji, sürekli akan bir sıvı gibi değil, tek tek paketçikler halinde gelir. Bunu merdiven basamaklarına benzetebiliriz: Bir merdivende ya 1. basamakta durursunuz ya da 2. basamakta; ama 1,5. basamakta havada asılı kalamazsınız. Fizikte enerjinin bu basamaklı, paketli yapısına "kuantum" (kesikli) denir. Bu paketlerin boyutu (Planck sabiti - H-bar) o kadar inanılmaz derecede küçüktür ki, biz günlük hayatta bu basamakları hissetmeyiz; her şey bize pürüzsüz ve akışkan görünür. Ancak atom seviyesinde bu basamaklar dünyayı kurtaran birer bariyer görevi görür.
Hiperuyarılma ve disosiyatif tepkiler arasındaki farkları anlamak da bu çocuklarla çalışırken önem kazanır. Burada, bu yanıtların neye benzediğine dair kendi deneyimlerinizi tartışın. Örneğin, hiperuyarılma yaşayan çocuklar hareketli olmaya meyillidir. Kıpır kıpır olurlar, ses çıkarırlar ve kendilerine söz verilmeden konuşurlar. Yapmaları gereken şeyi yapmadıklarını kolaylıkla anlarsınız. Ancak disosiyatif çocuklar başkalarının arasına karışma eğilimi taşırlar. İyi notlar almasalar da 'iyi' çocuklar olarak görülürler, İki durumla başa çıkmak da zor olabilir. Hiperuyarılma yaşayan çocuklar kendi adrenalin akışlarını sağlayabilirler ama mümkün olduğunca sakin kalmamız, sesimizi alçak tutmamız, gerekirse dizlerimizin üstüne çökmemiz, onlara yaklaşmamız ve kararlı bir tavırla konuşmamız gerekir. Bu çocukları örnek olarak gösterip onları akranlarının önünde utandırmamaya da dikkat etmek gerekir. Bunu yapmak korku yanıtlarını sadece daha da arttırır. Yine de onlara herkes için ortamın ruh halini belirlemekten sorumlu olduğunuzu ve başkalarını endişelendirmelerine veya üzmelerine izin vermeyeceğinizi anlatmanız da gerekir. Sakin olun, hakimiyetinizi koruyun ve adilane davranın ama korkmayın.
Sayfa 424·Kitabı okuyor
Psikoloji