📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İzin verirseniz, sizlere küçük bir hikayem var.
Geçen gün bu sahneyi ele geçirip, sesimizi duyurmaya karar verdik.
Bunu yaptık çünkü bıktırdılar bizi!
Evet! Yorulduk! Tükendik! Umudumuzu yitirdik!
Çünkü günümüzde tiyatro ve sanat gerçekten kokuşmuş halde.
Doğru! Leş kokan genel kurul odaları, devlet memurları, ticaret, reklamcılık, tekdüzelik, rahatına düşkünlük, boş zaman, can sıkıntısı, bürokrasi ve yalan dolan!
Bir tek sanat yok !
Zavallı sanatım! Sanat artık yok!
Sanat insanlara yaşadıklarını hissettirebilir.
Sanat, erkek ve kadın ruhuna erişbilir.
Sanat topluma şuur getirir. Bizleri daha iyi birer birey yapar.
Sanat evrensel olabilir.
Sınırsız, her türlü dinden ve ırktan bağımsız.
Sanat, bir silah olabilir. Ama bir dekor asla!
DIŞARIDAKİ HAYVANLAR DOMUZDAN İNSANA, İNSANDAN DOMUZA VE TEKRAR DOMUZDAN İNSANA BAKTILAR AMA ŞİMDİDEN HANGİSİNİN HANGİSİ OLDUĞUNU AYIRT ETMEK İMKANSIZDI .
Eğer düşüncelerini söyleyebilseydi yıllar önce insan ırkını devirme çabasına giriştiklerinde hedeflerinin bu olmadığını söylerdi. Büyük üstat'ın onları isyana teşvik ettiği gece sabırsızlıkla beklediği şey, dehşet ve katliam manzaraları değildi. Hayalinde bir gelecek canlandırabilse, açlık ve kırbaçtan kurtulmuş, hepsinin eşit olduğu, hepsinin kendi kapasitesine göre çalıştığı, Üstat'ın konuşma yaptığı gece kendisinin ön ayaklarıyla kaybolan ördek yavrularını korumuş olduğu gibi güçlülerin zayıfları koruduğu bir hayvan toplumu olurdu bu. Nedenini bilmiyordu ama bunun yerine her yerde hırlayan vahşi köpeklerin dolaştığı ve yoldaşlarının şaşırtıcı suçlarını itiraf ettikten sonra paramparça edilmesini izlemek zorunda kaldıkları, kimsenin düşüncelerini söylemeye cesaret edemediği bir devir gelmişti.