Türkler, kendi ülkülerine niçin "Kızılelma" demiştir, bunun sebebini bilmiyoruz. Yalnız bu addaki saflık ve tabiîlik, Türk ülküsünün çok eski olduğunu göstermek bakımından manâlıdır. Kızılelma adı, ülkünün, aydınlar-dan önce halk arasında doğduğunu gösterse gerektir.
Kızılelma ülküsü, Osmanlıların parlak çağlarında iyice belirip şekillenmiş ve konak konak, Türk büyüklü-ğünün, yükseklik fikrinin, ilâhî bir gayenin timsali haline gelmiştir. Bu büyük düşünce olmasaydı, XI. yüzyılda Anadolu'ya gelen, ençok bir milyon Türk, Bizans'ın Asya ve Avrupa'daki topraklarında rastladıkları diğer Türklerin birkaç tümenlik Hıristiyanlaşmış döküntüleri-nin yardımı ile de olsa, bu dünya çapındaki devleti kurup dört kıta (dördüncüsü Okyanusya'dır) üzerindeki teşki-lât ve medeniyet şaheserlerini yaratamazlardı.
Bu arada ilginç bir bilgi daha öğrendim. O da Hitit ülkesindeki bütün topraklar mabede ve krala aitmiş. Kral, hatta kraliçe istediği kimseye toprağın bir kısmını bağış yaparmış. Bağış alanın da devlete karşı savaşta asker vermek, vergi vermek gibi sorumlulukları var. Annem, "Osmanlı Devleti zamanında da, padişahlar istediklerine istedikleri kadar toprak vermiş. Bugün 'ağa' dediklerimiz öyle toprakların sahipleri" dedi.
Tarihimizde Tanzimat devri denilen(uyanık istibdat devri)’ne kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun mukadderatı , padişahın tam salahiyetli sadrazam’ın elindeydi.Divan-ı Hümayun ‘a padişahın adına başkanlık eder, padişahın rızasını aldıktan sonra devleti harbe sokabilir veya şartları çok ağır da olsa bir sulh akdedebilir. Padişahın” al şunu, kaldırın şunu!” demesi derhal, sorgusuz ve muhakemesiz idam edilmesi için kafiydi.
Birinci Ahmet, saltanat veraseti ananesini değiştirince, Osmanlı şehzadeleri de cellat pençesinden kurtuldular, buna mukabil Hürriyet’ten mahrum oldular; padişah babaları öldü veya tahttan indirildi mi, sarayda bir odaya hapsedilirler ve Mahvestlerinde hükümdarlık sırasının kendilerine gelmesinin hüzün ve elem içinde beklerlerdi.
Herhalde masallardaki şehzadeler değildir. Sultan birinci Ahmet’e kadar, Osmanlı şehzadeleri ancak padişah babalarının zamanında gün görürler, bir prensin tadabileceği dünya lezzetleri ile mesut olurlardı; babanın ölümü ve büyük kardeşin tahta oturmasıyla devlet selameti için vücutlarının ortadan kaldırılmasına Şeriat cevaz verir ve idam olunurlardı.
Sayfa 28 - Doğan kitap/Reşad Ekrem Koçu·Kitabı okudu