Üzerinde durulması gereken bir başka önemli konu ise ÖSYM
sınavlarında zayi olan millî servetin ekonomiye kazandırılıp eğitim alanında kullanılmasının gerekliliğidir. Bir vida, küçük bir
ustura ve birkaç gram plastikten oluşan ve bunları monte etmek
için üst düzey bilgi ve teknolojiye gerek olmayan basit bir kalemtıraş bile Gazze’de rakamlar günbegün değişmekle birlikte
80 binin üzerinde sivili katleden soykırımcı İsrail’e siyasi-ekonomik-askerî destek veren Almanya’dan ithal edilmektedir. Rakamlar yıldan yıla değişmekle birlikte her yıl TYT’ye, ortalama
3 milyon; AYT’ye de ortalama 2 milyon olmak üzere toplamda
yaklaşık olarak 5 milyon adayın girdiği YKS’de adaylara verilen kalemtıraşın ithalat maliyetini en az 5 TL’den hesaplarsak
yıllık 25 milyon TL gibi astronomik bir rakam, tek kullanımlık
çöp olmakta; öte taraftan ise ekonomik gerekçeler gösterilerek
öğretmen alımları olabildiğince kısılarak tasarruf edilmeye çalı-
şılmaktadır. Ki bu rakam, yaklaşık olarak 41 öğretmenin (bu bir
okul demektir) bir yıllık maaşına tekabül eder. Eğitimde tasarruf
olmamalı, aksi takdirde çağın gerisinde kalmak kaçınılmaz olacaktır.
"Şunu merak ediyorum Pınar, arkadaşlar kendi aralarında bir konuyu sadece bir defa konuşurlar ve o konuşmayı kolay kolay unutmazlar. Ancak öğretmenler bir konuyu defalarca anlatırlar ve on iki yıl boyunca aynı konuları sürekli tekrar ederler. Sonra ÖSYM çıkar bu anlatılanlardan bazılarını sınavda 160 soru olarak sorar ve öğrencilerin çoğu bu sorulara doğru dürüst cevap veremezler. Soruların tamamını hatırlayabilen yani öğrenci tabiriyle ful çeken birkaç öğrenci çıkmasına rağmen hiçbirini hatırlamayan, yine öğrenci deyişiyle sıfır çeken binlerce öğrenci çıkar. Bu bana çok ilginç geliyor."
Türkiye üstün zekâlı, üstün yetenekli çocukları kullanamayan, eğitemeyen bir ülkedir. ÖSYM dediğimiz, kopya mekanizmasıyla dejenere edilmiş sistem de bu yetenekli çocukları elemiştir. Çünkü onların dikkati o test modeline uymaz, dikkatleri dağılır veya dikkatlerini başka türlü toplarlar.
Akademik testlerin çoğunda kısa süre olduğundan ve hızlı düşünmek gerektiğinden, bize akıl yürütme hızımızın zihin kalitemize işaret ettiği, tereddüt etmenin ve kararsız kalmanın sakıncalı olduğu ve her türlü bilişsel zorluğun kendi başarısızlıklarımızın göstergesi olduğu öğretildi.
Hızlı düşünüp hızlı davranan insanlara saygı duyarız ve "yavaş" olmak aptallıkla eş anlamlı kabul edilir.