Allah’a havale etme mevzusu, haksızlığa uğradığını düşünen kişinin haksızlık edenin büyük bir gazaba muhatap olmasını içten içe dilemesinden öte değildir. Bu durum fütüvvet ahlakına ters düştüğü kadar doğru olanın bu olduğuna dair yanılgı ile de çok yer edinmiş bir halde.
İnkisâr Etme Gönül İnkisâr etme gönül, Bu dünyada kalan mı var? Ömür boyu yeter sana, Seni senden alan mı var? Dünya seni ne bilsin, Sen kendinde gizlisin. İçindeki seni inkisâra Kurban etmeyesin. Kurbanda kıymet bilen mi var? Âlem ne ki, sen ne olasın? Bir edepsizlikten beri durasın. Varsa hatan, aynada Yüzüne vurasın. Seni senden başka gören mi var? Unutma, Rabbine sığınır her kul. Sen de içinde Rabbini bul. Şu dünyada kim kime kul? Seni sende seven mi var? İnkisâr edersin boş yere, Kan içinde hayat yok yine. Karnı aç olan var, Kalbi tok yine. Tıkabasa yediğin lokmayı Elinden alan mı var?
Reklam
Sevdiğim adam.. Karanlıklarımın tek ışığı. Bir babadan çok daha ötesi olduğunu bilmek,sana olan sevgimi her geçen gün biraz daha büyütüyor. Çünkü bir insanın kalbini en güzel çocuklar anlatır bunu bilirim. Bir çocuğun gözlerindeki güven, onun nasıl bir insan olduğunu sessizce söyler. Miniğin gözlerinde gördüğüm o güven senin nasıl güzel bir baba olduğunun en büyük ispatı benim için. Ve sen sadece sevdiğim adam değilsin, aynı zamanda dünyanın en güzel kalplerinden birine sahip bir babasın benim içimde. Eksik kalanları tamamlayan, Sevgiyle iyileştiren, Sarıp sarmalayan, Koruyan,kollayan. Ev güvenli limansın sen. Bazen seni izlerken içimden uzun uzun susuyorum. Çünkü bazı duyguların sesi olmuyor. Bir çocuğun saçını okşayışında, bir gülüşünü duyunca gözlerinin içinin parlayışında, yorulsan da sevginden hiçbir şey eksilmeyişinde öyle güzel bir yanın var ki. İnsan sevdiği adamın merhametini gördükçe daha çok seviyor. Ben de seni öyle seviyorum işte. Dokunabileceğin tüm kalplere dokunuşun, İçinde yer edenlerin güzelliği öyle sarıp sarmalıyor ki içimdeki çocuğu. Belki bu yüzden hayallerim hep sana çıkıyor. Belki bu yüzden geleceği düşündüğümde aklıma bir tek sen geliyorsun. Çünkü ben yalnızca seni özlemiyorum. Seninle yaşayacağım günleri de özlüyorum. Henüz gerçekleşmemiş anıları bile özlüyorum bazen. Hayalini kurduğum küçük bir kız çocuğu var benim. Gözleri gülerken sana benzeyen, ellerini tutarken kendini güvende hisseden, sen eve geldiğinde koşarak boynuna sarılan bir kız çocuğu. Onun saçlarını toplarken yüzündeki sabrı, düştüğünde onu kaldırışını, korktuğunda sımsıkı sarılışını hayal ediyorum.
#YKS (Tyt-Ayt) #ÖSYM
Üzerinde durulması gereken bir başka önemli konu ise ÖSYM sınavlarında zayi olan millî servetin ekonomiye kazandırılıp eğitim alanında kullanılmasının gerekliliğidir. Bir vida, küçük bir ustura ve birkaç gram plastikten oluşan ve bunları monte etmek için üst düzey bilgi ve teknolojiye gerek olmayan basit bir kalemtıraş bile Gazze’de rakamlar günbegün değişmekle birlikte 80 binin üzerinde sivili katleden soykırımcı İsrail’e siyasi-ekonomik-askerî destek veren Almanya’dan ithal edilmektedir. Rakamlar yıldan yıla değişmekle birlikte her yıl TYT’ye, ortalama 3 milyon; AYT’ye de ortalama 2 milyon olmak üzere toplamda yaklaşık olarak 5 milyon adayın girdiği YKS’de adaylara verilen kalemtıraşın ithalat maliyetini en az 5 TL’den hesaplarsak yıllık 25 milyon TL gibi astronomik bir rakam, tek kullanımlık çöp olmakta; öte taraftan ise ekonomik gerekçeler gösterilerek öğretmen alımları olabildiğince kısılarak tasarruf edilmeye çalı- şılmaktadır. Ki bu rakam, yaklaşık olarak 41 öğretmenin (bu bir okul demektir) bir yıllık maaşına tekabül eder. Eğitimde tasarruf olmamalı, aksi takdirde çağın gerisinde kalmak kaçınılmaz olacaktır. (Ayetullah Kızıl, Tarihe Not Düşmek, Fecr Yayınları, Ankara 2026, s. 18)
Batı ve Doğu felsefeleri arasındaki fark.
Söz ve düşünce arasındaki uyum, esasen Doğu felsefesi ile Batı felsefesi arasındaki temel farktır. Hindistan’da bir filozof, kendi öğretisini hayata geçirmekle yükümlüdür. Felsefeyi uygulamaya yönelik yaparlar; çünkü aradıkları şey kurtuluştur, entelektüel gevezelik değil. Oysa Yunanistan ve Almanya’da geliştirilen büyük sistemlerde böyle bir amaç ve ilişki göremiyoruz. Onlar bir sistem geliştirir ve onu sürdürürler. Kimse filozofun bir bilge olmasını beklemez. Aslında Batı’da bilge diye bir şey yoktur; bilgelik Doğu’ya özgüdür. Örneğin, Taoist ustalar entelektüel şarlatanlar ya da profesörler olarak düşünülemez. Çünkü onlar için felsefe bir meslek değildir; hayatları düşünceleriyle sıkı sıkıya bağlıdır. Öte yandan, Batılı filozofların hayatla hiçbir bağlantısı yoktur ve felsefelerini hayatın içinden değil, koltuklarından inşa etmişlerdir. Örneğin, Martin Heidegger muazzam bir sözel mucittir. Ancak hayatına baktığımızda, onun Nazi propagandası yapan bir faşist olduğunu görürüz. Ya da özgürlüklerden söz eden John Locke, aslında bir köle tüccarıydı.
Felsefe
İyi mi geceler?
 “Bir şey var adını koyamadığım, kırılmaktan öte, parçalanmak gibi toplamaya çalıştıkça, dağılıyor. dağılıyorum, bir şeyler var, halledemiyonum.”💭 Turgut Uyar
1000Kitap
Reklam
Reklam