Kolumdaki saat de konuşmaya başladı bir süre sonra, çı­karıp attım. Her gittiğim yere saat koymuşlar Muazzez, ala­yı konuşuyor, tekmili birden senden haberdar. Depresyonum kolumu dürtüyor bir yere gittiğimizde, bak saat var orada di­yor, bir bakıyorum pis bakışlı, sıntan bir yelkovan seninle il­gili atıp tutuyor Muazzez. Unut, unut, unut, unut diye nasi­hat vereni var, yazık, yazık, yazık, yazık diye acıyanı, ağla, ağla, ağla, ağla diye dürteni, yalnız, yalnız, yalnız diye dal­ga geçeni, geçer geçer geçer diye teselli edeni bile var Muaz­zez. Çete olmuş bunlar, yelkovan çetesi. Terk edilmiş insanların geçtiği yerlere pusu kurup dalga geçiyorlar Muazzez, Allah belalarını vere... Yelkovanların kâbusundan kurtulamadım Muazzez. Rüyalarında tik tak tik tak attılar, uyandığımda anamı ağlattılar. Otobüse biniyorum, otobüsteki herkesin saati konuşmaya başlıyor. Muazzez diye atan onlarca saat, gel de derdini “Ne bakıyon lan? diyen otobüs ahalisine anlat. Depresyonunu­zun üstüne gidin, sözünü okudum bir yerde Muazzez, kalk­tım gittim. Saatçiler çarşısında tur attım. Bütün yelkovanlar esnaf olmuş, kapıda dikilmiş sanki, buyurun Muazzez içeride diyor, buyur ediyor beni dükkâna. Bütün saat dükkânlarında seni aradım Muazzez, ne alaka bilmiyorum ama saatçiler çarşısında kahrımdan ölüyorum. Sonunda yığılıp kaldım çar­şının ortasında. Ambulans çağırmışlar Muazzez, Allah seni inandırsın, ambulansın sireni bile hani, hani, hani diye se­ni sordu bana. Soluğu psikolog koltuğunda aldım nihayetinde. Oraya da koymuşlar Muazzez. Psikologun saati şişmiş dert dinlemek­ten, yetti, yetti, yetti diye geziyor yelkovanı. Şikâyetiniz ne­dir, diye sordu adam. Şimdi ben Muazzez, tanımadığım ada­ma seni mi şikâyet edeyim? Saatler dedim, konuşuyor. Ne di­yor diye sordu, anlattım ben de. Gördüğüm bütün
Sayfa 196
"Delilik bulaşıcıdır, derlerdi de inanmazdım," diye homurdandı Heather, kapüşonunun altından. Okuldan kaçmak saçmalık derecesinde kolay olmuştu. Müdirenin yazdığı izin kâğıdı sayesinde zaten derslere katılmam beklenmediği için en azından akşama kadar kimse yokluğumu fark etmeyecekti. Şüphe uyandırmamak için çantamı toplamamıştım. Okul üniformasının üzerine geçirdiğim pembe, yeşil çizgili sweatshirt'ümün cebindeki telefonum ve cüzdanım dışında başka bir şeye ihtiyacım yoktu. Böylece geriye bekçinin sigara molasına çıkmasını bekleyip kapıdan fırlamak dışında bir şey kalmamıştı. Heather otobüs terminaline giden yolu yalnız aşmama izin vermemişti. "Bu kafadan çatlak maceranın başlamadan bitmediğinden emin olmalıyım," demişti yokluğunun benimkinden önce fark edileceğini ve geri dönmesi gerektiğini söylediğimde.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Hoş kime âşık olmadım ki. Matematik öğretmenime. Otobüs şoförüne. Gazeteci çocuğa. Tanrım, sabahın kör karanlığında kalkıp camda beklerdim onu görmek için." "Hep erkeklere mi?" Ella başını salladı. "O zaman daha kadınları icat etmemişlerdi," dedi.
Yenilgi Günlüğü
Pazartesi benim adımı bağışla... "sabah uyandırıldığında pazartesiydi bunu iyice bildi, ağzı çirişli yersiz, ürkek, yeni yaratılmış gibi coşkun bir göke uyumsuz ama kararlı durmaya, direnmeye, aşk olmaya sanki elleri ve beyni hemen çalışkan kesildi sonra birden bir ışık bir ışık bir ışık hazır bir biçimlenmeyi aldı geldi çünkü -anlar gibiydim- biraz yenildi hemen bir coşkuya gidiverir alışkanlığı oturur tıraş olur, ekmek kızartıp yer kolunda sonsuz bir güç, elinde hüner olağan sanıverir doyumsuz karanlığı inanırım böyle başlar bütün pazartesiler yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi çünkü yoktur dağların ve yaratılışın öncesi insan uzatır ellerini bir perdeyi çeker ve pazarsızlık kişiyi şaşkın eder siner buğular gibi düşüncemize her şeyin en haklısı en incesi beklemek bir tepenin mutluluğunu bir acının yakıp geçmesini beklemek.."
Sayfa 272·Kitabı okuyor
Şiir
Anlamsız ve moralsiz geçen bir gün, otobüs beklerken kaldırımdaki bir ağaca istemsizce dokunmuştum. Ağacın nemli kabuğu soğuk bir ateş gibi avucumun içini yaktı. Göğsüm buz gibi, sayısız yarıklara ayrılarak parçalandı. Canlı bir şeyle canlı başka bir şeyin buluşmasını, artık elimi çekip daha fazla ilerlemem gerektiğini, hiçbir şekilde inkar etmenin yolu yoktu.
Sayfa 158 - Teşekkürler - Han Kang, 2007.·Kitabı okudu
Alıntı
Otobüs deyip geçmeyin: Yıldırım aşkı için seçilmiş isabetli biryer değil. Rastlantıya inanılırsa bir otobüs bile cennetin beklemeodası olabiliyor. Ben tesadüfen karşılaştığım kimseleri her zamandostlar tarafından tanıştırılanlara tercih etmişimdir: Çünkü birleşmemizi düzenleyen yazgı, sanırım, gizemli bir biçimde onu zenginleştirmeyi sürdürecektir. Ve hesapta olmayan olay hayata sıcaklık verebilecek tek güç olarak kalıyor.