Söz konusu insanlık olunca hangi yatak rahat, hangi ev sıcak olabilir ki şimdi. Görüyorum, duyuyorum bir şekilde şahit oluyorum fakat neden, neden uzanamıyor kollarım. Tam da insanlığın insana bu kadar ihtiyacı varken neden bu canımı acıtan yoksunluğum. Zihnimde defalarca kaldırıp atıyorum beton yığınlarını, acımasız soğuktan donmaya yüz tutmuş insanlığımın üstünden. Ben kaldırdıkça bir diğeri düşüyor tam yüreğimin orta yerine. “Pes etme, zayıflatma kurtuluşa olan inancını, sakin ol kaybetme direncini “ diyen derinlerim izin vermiyor henüz kaybıma. Tekrar yüklensem de tüm gücüm, tüm inancımla; bilmiyorum kaç nefes daha sağlar umudum, dinmek bilmeyen bu acımla.