Fatma Mertoğlu

Fatma Mertoğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2018 00:00
·
2018 1. kitabı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Anlasaydı aşkın dilinden sevilenler, sözler yürekten yüreğe yol olur ,kalemden kağıda intihar etmezlerdi. Sevda iki kişiden taşmaz üçüncü kişilerce bozulmazdı mahremi... … Fatma Mertoğlu
İnsan ve Duygular
Dalgalar
“Ah hayat nasıl da korktum senden” dedi Rhoda,ah insanlar, nasıl da nefret ettim sizlerden! Nasıl da dürtüklediniz beni, nasıl da araya girdiniz, nasıl da itici göründünüz Oxford Street’te metroda karşı karşıya oturup birbirinize gözlerinizi dikerken nasıl da sefildiniz! Şimdi doğrudan Afrika’yı göreceğim bu dağa tırmanırken zihnimde ambalaj kağıdıyla sarılmış paketlerin ve sizin yüzlerinizin izleri var. Siz beni lekelediniz ve bozdunuz. Üstelik çok da kötü kokuyordunuz, bilet almak için kapıların önünde kuyruğa girdiğimizde. Herkes grinin ve kahverenginin muğlak tonlarında giyinmişti, tek bir mavi tüy bile yoktu bir şapkaya tutturulmuş. Hiçbiri bir şey değil de öteki şey olacak cesarete sahip değildi. Bir günü geçirebilmek için nasıl bir ruh ölümü talep ettiniz, ne yalanlar, eğilip selam vermeler, sürtünmeler, dil ustalığı ve yaltakçılıklar! Nasıl da zincirlediniz beni bir noktaya, bir saate, bir iskemleye ve kendiniz de karşıma oturdunuz! Bir saati ötekinden ayıran beyaz alanları nasıl da aldınız elimden ve onları kirli topraklar haline getirip kağıt sepetine attınız yağlı pençelerinizle. Ama onlar benim hayatımdı.
Sayfa 177·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Bazılarımız nefes alabilmenin, yaşayabilmenin, hissedebilmenin yokluğunu görmediğimizden, varlığını hiçe sayarak yürürken yaşam yolunda, bazılarımız bir sonraki nefesinin mücadelesinde bulabiliyordu kendisini bir anda. Henüz hiçbir şey başlamamışken, insanlar süregelen hayatlarına devam ediyorlardı; sabah işyerinde giymek üzere gömleğini ütüledi bir adam ve bir kadın üzerini örtüyordu istediği oyuncak alınmadığı için ağlarken, salonda uyuyakalmış çocuğunun, başka bir kadın annesini hiç aramamıştı o gün zaten yarın akşam yemeğinde beraber olacaklar diye. Bir caddede yol önceliği için araçlarını kenara çekip kavgaya tutuşmuştu bir kaç genç, bir başka yerde de birbirini boğazlıyordu neredeyse, taraftarlık uğruna bir başkaları. Bir kadın yüzüğündeki taşın küçüklüğüne üzülürken, bir adamda çok sevdiği aracını parlatmakla meşguldü. Bir sevgili diğerini terk ediyordu vefasızca ve bir başkası sevdiğine evlilik teklif ediyordu kalbinde hissettiği derin aşkla. Kredi borçlarından yakınıyordu biri ve servisini beğenmediği garsonu işinden ediyordu bir diğeri. Bir alt komşu üst komşuya sesten yakınıyor, bir kadın biraz vakit bulmuş kitabını okuyordu. Gecenin sonunda erken ya da geç çoğu uyudu, ancak bu bazıları için son uykuydu. Uyananlar ya da zaten uyanık olanlar için kâbusu başlatan; kimilerine korkunç bir ses, ürkütücü bir karanlık, endişeye sevk eden siren sesleriyken, kimileri için; bir enkaz, yaralanma fiziken ve sevdiklerini kaybettiğinden ruhen ya da son bir nefesti son vedasını edemeden. Birçoğu daha önce çok defa duymuştu savaş haberlerini, görmüştü savaş altındaki insanlığın çaresizliğini fakat hiçbir şey aynı değildi şimdi, çünkü kendileriydi bu kez savaşın kurban edilenleri. Öyle ya çoğu zaman ‘bize neydi’ diğerlerinden, varlığımızın insanlığı bir bütün kıldığını
Felsefe-Düşünce