BALIKÇIー Ver de söküklerini ben dikeyim... Dakikalardır uğraşıyor, bitiremiyorsun!
İBRAHİM ETHEMー Nefsimi meşgul etmeye bakıyorum. O beni meşgul edeceğine ben onu meşgul edeyim... Mümkün olsa da bir yandan söksem, bir yandan diksem...
ŞAKÎKー Ne yiyip içiyorsun?
İBRAHİM ETHEMー Ne bulursam onu...
ŞAKÎKー Rızkını aramıyor musun?
İBRAHİM ETHEMー Aramıyorum. O gelip beni buluyor.
ŞAKÎKー Daha çiğsin! Rızkını arayıp sen bulacaksın, ama bulanın sen değil, O olduğunu bileceksin.
(Önce Şakîk, sonra İbrahim Ethem ayağa kalkar...)
ŞAKÎKー Şükür bahsinde ne yaparsınız siz?
İBRAHİM ETHEMー Bulunca şükrederiz, bulamayınca sabrederiz.
ŞAKÎKー Horasanın köpekleri de böyle yapar!
İBRAHİM ETHEMー Ya siz?
ŞAKÎKー Bulunca dağıtırız, bulamayınca şükrederiz.
İBRAHİM ETHEMー İnandıramadınız. Ümidim boşa çıktı. Allah'tan dilerim ki, bir gün, bu yolu tam gösterebilecek birini çıkarsın karşıma!
BİRİNCİ DERVİŞー Allah bir gün belki de seni çıkarır senin karşına...
İBRAHİM ETHEMー Beni ikiye mi böler?
BİRİNCİ DERVİŞー Kaça isterse ona böler. Her gün aynada ikiye bölünmüyor musun?