"... Daha ne istiyorlarsa yapacağım. Anlıyor musun Mansur? Bunlara karşı müdafaaya mecbur olmak bana çok çirkin geliyor.
Artık anlıyorum. Beni kendi kendimle, azabımla ve cinnetimle yalnız bırakmayacaklar. Kendi kendimle yalnız kalabilmek için ne lazımsa yapacağım."
Muvâzenemi kaybediyorum, öyle mi? Muvâzene dediğin ne? Dünyamı kaybediyorum. Dünya benim için artık o dünya değil. Kırk sene içinde yaşadığım hakikatler, başımı bir yastık gibi dayadığım emniyetler, üstüne binalar kurduğum nisbetler, avucumdan kayıp gidiyor. Hiçbir şey eskisini andırmıyor. Her şeyin içinden bir başka yüz çıkıyor.
HUSREV: Hayat bir şeyi yapınca o şey tamamdır. Olur musu, olmaz mısı yoktur. Hayat yapar, izah etmez ve kabul ettirir. Bütün sanatı burada. Bizse hayattan soramadığımız hesapları bir tasavvurdan isteriz.
NEVZAT: Mantıktan da büsbütün vazgeçemeyiz ya.
HUSREV: Kim diyor vazgeçin diye? Amma onunla her şeyi halletmeye bakmayın! Hadiselerin sırrı en az mantığındadır. Nasıl ki tablonun kıymeti en az çerçevesindedir. Çerçeveyle ne uğraşırsın? Tabloya bak! Korkarsın!
Hayatta neler olur, olduğu için inanırız. İş hayale binince itirazlar üst üste yağar. Çünkü sadece bir tasavvurdur, bir nazariyedir, hayatın kendisi değil. Ne kadar benzeri olursa olsun, kendisi değil.