Necip Fazıl tarafından kaleme alınan İbrahim Ethem adlı tiyatro eseri, Belh Sultanı İbrahim Ethem'in yaşamış olduğu değişim ve dönüşümü konu almaktadır. İbrahim Ethem piyesi beş perdelik bir oyundur. Oyunun başkişisi İbrahim Ethem'dir. Belh sultanıyken tacını tahtını terk edip dervişlik yoluna düşen, Veliler kervanının şanlı öncülerinden İbrahim Ethem Hazretlerinin hayatından sahneleri görmek mümkündür.
İbrahim Ethem rahat sarayında lüks içinde yaşarken dervişliğe ilgi duyar. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise saray çevresi etrafında sürekli ziyaretler gerçekleştiren dervişlerdir.
Dervişleri makamında kabul eden Ethem, dervişlere bana dervişliği anlatın der. Dervişlik anlatılacak bir şey değildir yanıtlarına karşı oldukça sinirlenir. Dervişleri sürekli kapı kapı gezmekle çalışmamakla, emek sarf etmemekle suçlar. Dervişler bizim işimiz Allah'ı zikretmektir, anmaktır söylemlerinde bulunurlar. Dervişin birisi Sultan'a zikri şu şekilde tarifte bulunur: Zikr, dudakla anmak değil, gönülle anmaktır. Zikri kalbe indirmek lazım...
İbrahim Ethem dervişlere karşı çok ağır söylemlerde bulunur. Bu söylemlere örnek vermek isabetli olacaktır.
İBRAHİM ETHEM- Siz, tevekkül ehli değil, teekkül ehlisiniz ! Hazır yiyiciler... Hazreti Ömer'in bu söz... Cami köşelerinde pinekleyip tevekkül satanlara verdiği cevap... Biliyor musunuz ?
Ethem tam manasıyla dervişliği öğrenmek ister ve sarayından ayrılmaya karar verir. Bu yolda karşısına çıkan veli kişiler dünyadan elini eteğini çekmesi gerektiğini Ethem'e söylerler. Çobanlık yapar ve bu süreç içerisinde nefsi ile aşırı derecede mücadele içine girer ve Allah'a dua eder nefsinin bu zorluğundan kurtulmak için. Ethem çile dönemindedir. Tam manasıyla derviş olmak için geçilen safhalardan birisinde.
Gerçek sultanlık gönüllere hükmetmektir; İnsanları sevgi ve örnek davranışlarla etkilemek, makamdan üstündür. Balkanlar’da bir hükümdarın oğlu olan İbrahim Ethem’in, dünyevi saltanatı terk edip hakikati arama yolculuğunu anlatır. Sarayda büyüyen İbrahim Ethem, yaşadığı sarsıcı bir olaydan sonra iktidarın ve zenginliğin geçici ve aldatıcı olduğunu fark eder. Tahtını bırakır, malını mülkünü terk eder ve dervişçe bir hayata yönelir. Yolculuğu boyunca nefsini terbiye eder, sabır, kanaat ve teslimiyet öğrenir. Çobanlık ve hizmet gibi ağır işlerde çalışır; böylece benliğinden arınır. Sabır ve kanaat insanı olgunlaştırır; Zorluklara katlanan kişi, ruhen yükselir. Gerçek güç, nefsi yenebilmektir; İnsanın en büyük mücadelesi kendi benliğiyle yaptığı mücadeledir. Hakiki özgürlük teslimiyetle kazanılır; Allah’a yönelen insan, dünyaya olan bağımlılıklarından kurtulur. Üstadın tiyatro tasavvufi tarzında yazmış olduğu bir eser. Okumanızı öneririm.
İbrahim EthemNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20211,228 okunma
BİRİNCİ DERVİŞ Bizim işimiz Allah'ı zikretmek, anmak...
İBRAHİM ETHEM - Herkesin işi o değil mi?
BİRİNCİ DERVİŞ Dıştan öyle ama içten başka türlü... Zikr, dudakla anmak değil, gönülle anmaktır. Zikri kalbe indirmek lâzım...
İBRAHİM ETHEM - Dudak, kalbde olanın gayrini mi söy lermiş?
BİRİNCİ DERVİŞ - Hep öyle söyler! Kalb, dudağa hep yalanını söyletir?
İBRAHİM ETHEM (Düşünceli) Demek hep yalanını söyletir?
BİRİNCİ DERVİŞ - Hep!..
İBRAHİM ETHEM - Sen şimdi doğruyu mu söylüyorsun? BİRİNCİ DERVİŞ - Tam doğruyu söylüyorum.
İBRAHİM ETHEM - Peki, zikr kalbe inince ne oluyor?
BİRİNCİ DERVİŞ - Kalb temizleniyor, aydınlanıyor, onda dünya ilgisi diye bir şey kalmıyor.
Bugün dünyanın her yerinde hafakan bir buhran yaşayan tiyatro, birgün bizim tiyatromuz kurulursa, belki mide gurultusu seslerinden ve o güzelim mikâb içinde, camlarda uçuşan sineklerin başıboş kıvrımları kadar serseri gidip gelişlerinden kurtulur, mânaya ve aksiyona kavuşur.
️5 perdeden oluşan güzel bir tiyatro eseri okudum. İbrahim Ethem'i yeniden perde perde okumak, hissettiklerini derinden düşünmek çok değerli. Üstad olunca okuması da çok keyifli oluyor.
İbrahim EthemNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20211,228 okunma
İbrahim Ethem sormuş arkadaşı, "Senelerdir arkadaşız, söyle bakalım bende hoşuna gitmeyen şeyleri." İbrahim Ethem cevap verir, "Ben sana hiç o gözle bakmadım ki. Böyle birisi İbrahim Ethem, tahtını bırakıp zühtü ve derviş olmayı seçen sultan..
Necip Fazıl bu piyesinde İbrahim Ethem'in hayatını anlatıyor bizlere. Okumak lazım, öğrenmek lazım.
Şu dünya denilen güzel gözüken ama aslında boş geçici olan yer. Koskoca Sultan İbrahim Ethem kendi benliğine kavuşup dünyalığın kalbinde artık zerresi kalmaz. Sultan İbrahim Ethem'in ölüp kendine dönmesini Hakk'a dönmesini anlatan eser.
Hep söylerim meyletmeseydik şu dünyaya. İnsanın kavuşması gereken makam, olması gereken durum, kalbinden dünyalığı atıp Allah'ın birliğini yani Tevhidi hakim kılması gerekir. İbrahim Ethem öldürür nefsini, bulur kendisini.
Üstadın okuduğum ilk eseriydi. Bir solukta okudum. Aklım çok dolu olmasına rağmen yine de ilgimi çekmeyi ve beni düşündürmeyi başardı.
Bizler sultan değiliz,doğru. Ama belki de zamanında yaşamış sultanlardan bile daha rahat hayatlarımız var. Hamd olsun Allah'a tabi. Lâkin şimdi İbrahim Ethem'i okuyunca,insan düşünüyor. Rahat mekânlarımızda Allah'ı aramaya çalışıyoruz. Dişimize bir yemek takılsa dahi canımız sıkılıyor. Ufacık bir şeyi dert ediyoruz. Elbette büyük imtihanlar da yaşayabiliyoruz bazen fakat hâlimiz fena gözüküyor şu an baktığım pencereden bakınca. Allah'ım beni ,bizi affetsin.
Okumayı düşünenlere de tavsiye ederim. Üstada da Allah'tan rahmet diliyorum. Böyle bir eseri bıraktığı için Allah (c.c.) razı olsun.
İbrahim EthemNecip Fazıl Kısakürek
Bugün okuduğum üçüncü kitap olan, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in “İbrahim Ethem” adlı eserini bitirdim. 5 perdeden oluşan, yaklaşık 80 sayfalık bu biyografik piyes, Belh Sultanı İbrahim Ethem Hazretleri’nin tahtını, servetini ve dünyalık her şeyi terk ederek hakikat yoluna yönelişini anlatıyor.
Necip Fazıl Kısakürek bu eserinde kısa, oldukça etkileyici bir tiyatro metni ortaya koymuş. Kitabın dili son derece güçlü ve akıcıydı. Özellikle tasavvufi yönü ağır basan diyaloglar, insanı sadece bir hikâyenin içine değil, aynı zamanda derin bir tefekkür atmosferine de çekiyor.
İbrahim bin Ethem Hazretleri’nin dünya saltanatını bırakıp ilahi aşk yolunu seçmesi, kitabın en etkileyici tarafıydı. 8. yüzyılın en büyük sufilerinden biri olan bu büyük zatın hayatı, dünyevileşen insan için ciddi bir muhasebe vesilesi niteliğindedir.
Eserde geçen birçok tasavvufi cümle uzun süre zihinde kalacak türdendi. Üstad Necip Fazıl’ın manevi derinliği yüksek karakterleri yazmadaki başarısı burada da kendisini açık şekilde gösteriyor. Az sayfaya rağmen yoğun anlam taşıyan eserlerden biri olmuş.
Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan en güçlü düşünce şu oldu: “Ne mutlu ki dünyalık her şeyi Allah için terkedene...” Kısa, manası büyük, güçlü bir piyes okumak isteyenlere rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir eserdi.
Necip Fazıl'ın okuduğum ilk kitabı. Ayrıca roman-tiyatro türünde de okuduğum ilk kitap. Genel hatlarıyla ele alırsak üç ayrı konu başlığı içeriyor kitabımız.
. İbrahim Ethem
. Abdülhamid Han
. Siyah Pelerinli Adam
İlk bölümde İbrahim Ethem anlatılıyor. Diyaloglara eşlik eden derviş, vezir, çoban, maskara, meçhul şahıs, balıkçı, vali gibi karakterler de var. Beş perdeden oluşan tiyatro eseri İbrahim Ethem'in iç savaşını konu alıyor. Koskoca Belh sultanı, avcılığa meraklı, hanedanı şatafatlı İbrahim Ethem, arayışlar içerisinde ve sürekli olarak dervişlerle fikir alışverişinde.. Ama yeterli değil, ya aradığını bulamıyor ya da benliğindeki eksikliği tamamlayamıyor. Uyanışına ise bir ceylan vesile oluyor. Kitapta bu olay yer etmese de az çok biliriz hepimiz..
"İbrahim Ethem, birgün maiyyetiyle birlikte ceylan avına çıktı. Bir ara maiyyetinden ayrıldı. Pür-dikkat iyi bir av arıyordu ki, kulağına “Uyan!” diye bir ses geldi. Pek aldırmadı. Aynı ses bir daha tekrarlandı, sonra bir daha… Sonra her taraftan benzer sesler duymaya başladı. Sesler:
“- Ölüm seni uyandırmadan sen kendin uyan!” diyordu.
İbrahim bin Ethem hem şaşırdı hem de korktu. Ancak o sırada karşısına güzel bir ceylan çıktı. Bunun üzerine İbrahim bin Ethem o nazlı hayvanı avlama heyecanına düştü. Biraz evvel duyduğu sözleri unutup sadağından bir ok çıkardı ve yayına sürdü. Nişan aldı. Tam oku fırlatacaktı ki, nazlı ceylan gözlerini İbrahim bin Ethem’e dikip dile geldi:
“- Ey İbrahim! Rahman olan Allah, beni avlayasın diye mi seni yarattı?”
İbrahim bin Ethem baştan ayağa titredi. Gözleri bulut bulut oldu, atından atlayıp secdeye kapandı; tevbe etti. Cenâb-ı Hakk’a yalvardı:
“Ey lutf u keremi sonsuz olan Allah’ım! Benim hâlime de nazar kıl! Nice zamandır debdebe içinde ömür nefeslerimi zâyî etmişim… Ey Allah’ım!
Ne desem eksik ne söylesem tamam olamayacak. hazretin tacını tahtını bırakıp Allahı arayışı, temel konu bu olsa da zaman ve mekan farketmeksizin geçmişte nasılsa bugün de insanların bir çoğu (buna kedimi de katarım) ölmeyecekmişiz gibi ölüm denen şey sanki bize hiç uğramayacakmış gibi yaşayıp gidiyoruz. Allah affetsin.
Üstadın hem dervişlik mesleğin ve sade anlatımıyla mükemmel özetlemiş..
Sultanları Sultanı İbrahim Ethem...
İsim kaybolmuş bir derviş olmak
Hayat bazen öyle birşeyleri kazanmak için Feda etmek gerek...
Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, (d. 26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) Türk ve İslamcı şair, yazar ve fikir adamıdır.
Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.[2] 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi "...içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum." şeklinde tanımlar.
Bu tarihten sonra Türkiye'nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi'ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl'ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır.