Basitçe açıklayacağım.
Filistin 1900'lü yıllarda Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanların ortak yaşadığı bir alandı.
Hıristiyanlar ve Yahudiler oldukça azınlıktı.
Nazi zulmünden kaçan Yahudiler, 1947'de Filistin'de yaşayan akrabalarının yanına gitti.
Bir yıl sonra sokak savaşları, eylemler olmaya başladı.
İsrail işgalci Yahudileri belli bir alana toplayarak devletini ilan etti.
İngiltere ve Amerika maddi desteği sağladı.
Ama bu aşamadan sonra Filistinli halkın olduğu mahallerde çatışmalar, baskılar arttı.
Filistinli halkın bazıları evini terk edip toplanma kamplarının olduğu alanlara gittiler.
Çünkü kamplara Yahudiler karışmıyordu.
İsrail "Terk edilmiş araziler kanununu" çıkarttı.
Bu kanuna göre Filistinlilerin boş bıraktığı evlere, arazilere el koymaya başladı.
İşgalci Yahudileri o evlere yerleştirdi.
Kamplara giden Filistinliler o günden sonra evlerine bir daha dönemedi.
"Ama efendim Filistinliler topraklarını sattı"
diyorlar ya...
Peki öyleyse Şimdi İsrail o satılan evlerin satış sözleşmelerini veya tapularını göstersin.
Hayır. Bir tane satın alınmış tapu gösteremezler.
Birde şöyle düşünün, topraklarını yüksek fiyata satan Filistinliler neden hala su, elektrik olmayan çadırlardan oluşan kamplarda yaşıyor?
Yüksek fiyata arazisini satan adam daha konforlu bir hayat yaşıyor olmaz mıydı?
(Bu arada zulme dayanmayan bir gurup Filistinli evlerini sattı. (Sekiz ailedir bunlar) Ama bu gurup binde 9 oranında bir guruptur. Onlar arazisini sattı diye Filistinli halk tarafından dışlandılar ve ülkeyi terk ettiler. Bu sekiz ailenin sattığı toprak tapusunun haricinde İsrail'in başka aldığı tapulu arazi yoktur)
1961'e gelindiğinde İsrail bu defa ev ve toprak vergisi kanunu çıkarttı.