Oysa akıl, yoktan düşünce yaratır. Yoktan var etmek bir düşünce, yoktan var ettiğini düşünmek bir hayaldir. İnsan düşünmez, düşündüğünü hayal eder. Akıl sadece Tanrı, beyinse bir çocuk tarafından korunabilir. İnsanı koruyansa ölümdür. Bir hayal organıyla yaşadığı sürece kendine zarar verecek olan insanı sonsuz acıdan kurtaran ölüm, doğumdan üstündür.
"Amin!"
Aklının korunması için Tanrı'ya ilk yalvaran insanın dileği yerine getirildi. O günden bu yana insanın aklı, Tanrı tarafından korundu. Belki bir kasada belki de cennette. Çünkü aklın, insan bedeninden kaçabileceği beş delik ve akıl yoksunu bedende delilik vardı. Akıl korundu. İnsan, beş duyulu bir hayvan oldu. Bedeni ölümlü, aklı korunan, beş duyulu bir hayvan. Tanrı'nın insan olarak doğacağı güne kadar böyle sürecek. Aklı, insanla öldüğü gün öpüşecek. Hayattakilerse son ana kadar koklayacak, duyacak, görecek, tadacak, dokunacak ama asla düşünemeyecek. Çünkü aklı alınmış insana bırakılmış olan beyin, sahibine sadece hayal veren bir organdır.
İlişki, boşlukların dolması ve dolulukların boşalması üzerine kuruludur. Gözyaşları, menopoz terine karışır, ancak nadiren ahçik(kadın) delirir. Bu durumda ölümler gelir. İntihar, cinayet ve kaza yoluyla.
Eksi on dokuz.
Sıfırın ve hayatın altında 19.
Soğuk, artık bir tutkal.
Her şeyi her şeye yapıştırabilen bir tutkal.
Deriyi çeliğe, iyiyi kötüye, buzu aleve, kumaşı plastiğe, dostu düşmana, eti kemiğe, çirkini güzele, sesi dudaklara, aşkı nefrete, dili dişe, mermiyi namluya, ayı göğe, özgürlüğü duvarlara, insanı oğluna, rüyayı uykusuzluğa, ışığı karanlığa, geçmişi sonsuzluğa, şarkıyı kulaklarıma, yüzümü kara, hayatı ölüme, beni ruhuma...