Overthinker Günlüğü: Kitabı Açmadan Önce 45 Dakika Düşünenler Kulübü
Bir kitabı elime aldığımda aslında ilk sayfayı açmadan çoktan romanın içine girmiş oluyorum. Çünkü zihnim overthinker moduna geçiyor:
“Acaba bu kitap gerçekten bana bir şey katacak mı?”
“Bitiremezsem yarım bırakmanın vicdan azabıyla yaşayabilir miyim?”
“Bu kitabı okursam başka hangi kitapları okumaya vakit bulamayacağım?”
Daha kapağı açmadan, 3 alternatif son yazmış, kahramanların kimlerle evleneceğini tahmin etmiş, hatta filminin fragmanını kafamda görmüş oluyorum. 🤯
Ama sonra fark ediyorum ki aslında ben kitabı okurken, kitap da beni okuyor. Satırların arasında kendi düşüncelerimi, takıntılarımı, küçük savaşlarımı buluyorum.
Belki de kitap okumak, overthinker’lar için en güvenli terapi odasıdır. Ne kadar düşünürsen düşün, sayfalar sana kızmaz. Tam tersine, her fazladan düşünceyi yeni bir paragrafa çevirir.
O yüzden ben de diyorum ki: Overthinker olmak bazen lanet değil, gizli bir süper güçtür. Çünkü biz kitabı okurken, aynı anda 10 farklı ihtimali de yaşamış oluyoruz.
Sonunda?
Sayfa biter, düşünceler bitmez. Ama en azından yalnız olmadığını bilirsin: 45 dakika boyunca ilk sayfayı açmaya cesaret edemeyenler kulübüne hoş geldin. 🤣