“Allah’a andolsun ki, benim için ondan(Hz. Hatice’den) daha hayırlısı yoktu… Halkın çoğunun kafir olduğu bir zamanda o, bana iman etti. Halkın çoğunun beni tekzip ettiği bir zamanda o beni tasdik etti. Herkesin benden yüz çevirdiği bir zamanda, o, servetinin tümünü bana bıraktı. Halkın evlatlarını benden uzaklaştırdığı bir zamanda Allah, ondan bana evlat verdi.”
Hz. Hatice’nin güzel ahlakı, fedakarlığı ve Hz. Resul’e nasıl yardımcı olup destek çıktığı kısa ve öz olarak anlatılmış. Açıkçası daha çok ayrıntı duymak isterdim :’) Fakat yine de ve Hz. Hatice’nin hayatını baştan sona kısaca okumak güzeldi.
Soluğunuz değil midir kemiklerinizin yapısını ayağa diken ve sertleştiren? Hiçbirinizin gördüğünü hatırlamadığı bir düş değil midir, kentinizi kuran ve içindeki her şeyi yapan?
O soluğun gelgitlerini bir görebilseydinız eğer, başka bir şey görmez olurdunuz. O düşün fısıltılarını işitebilseydiniz eğer, başka hiçbir ses duymazdınız. Fakat görmezsiniz, işitmezsiniz de ve her şey yolundadır.
Gözlerinizi bulandıran peçeyi onu dokuyan eller kaldıracak. Kulaklarınızı dolduran kili onu yoğuran parmaklar delecek.
Göreceksiniz, işiteceksiniz. Ama körlüğü tattığınız için üzüntü, sağır olduğunuz için pişmanlık duymayacaksınız.
Çünkü o gün bütün varlıkların saklı amaçlarını bileceksiniz ve karanlığı kutsayacaksınız, ışığı kutsadığınız gibi.
Şimdi bu inanç ve bilgiyle diyorum ki, sizler ne bedenlerinizde hapissiniz ne de evler ve tarlalarla sınırlısınız. Siz ki dağın yukarısında yaşar ve rüzgârla dolaşırsınız.