10/10
·127 syf.··
2023 2. kitabı
BİR GÜN DÜNYAYA BİR KADIN GELDİ. HAYATI SIFIRLA BAŞLADI, EKSİDE SONLANDI. ARDINDA İSE YAŞANMAMIŞ KOCA BİR HİÇ BIRAKTI. Bir insan eğer yaşam denen koca oyalamaca dünyasına bir kadın olarak gözlerini aralamışsa bırakın sıfırı ekside başlar hayata. Yaşam denen o acımasız kulvarda, erkek egemenliğinin o garip buhranında kendini zamanında eksiden kurtarabilirse ne mutlu. Kurtaramazsa işte o zaman dünya ona mutlu bir son hazırlamaz. Kadın ta en başından bunun farkındadır. O yüzden durmadan,yılmadan defaatle mücadelesini verir. Bu kez adı FEMİNİSTE çıkar. Bir yerde kendi fikirlerini söylemeye kalksa bırak ya bu feminist ayaklarını deyip en başından kesin hüküm konulur kuracağı cümlelerin her birine. Ama kadın çok şey değil, sadece kendi olmak ister. Kendi olabilmek içinse ölümü dahi göze alır. Gerçek dünyaya bir dönüp baksak her gün dünyanın farklı bir yerinde, ülkemizin farklı bir şehrinde bir kadın cinayetiyle karşılaşıyoruz. Sebep aranıyor, öldüren kişiyi aklamak için binbir neden ortaya konuluyor. Peki sorarım, ölüm ne zaman haktır bir insana ya da hak mıdır? Gayri müdafaa dışında asla ölüm de ötesi de berisi de hak değildir. Hak gören zaten insan değildir. Bu konu o kadar uzar gider ki tarih hep kadınlar konusunda tekerrür ediyor. Devir değişiyor, zaman evriliyor, ırklar medeniyetler, dinler, diller, görüşler, kültürler değişiyor ama kadının konumlandığı o garip, güçsüz, bağımlı, kendi olabilmeye karşı çıkma eğilimi değişmiyor. Ve ne yazık ki hepsinin sonucu yine erkeğe bağlanıyor. Hatta yeri geliyor kadın dahi tek hakkı buymuş gibi inandırılıyor. Erkektir yapar, erkektir döver, söver, aldatır… Peki ya kadın, kadındır yapar dediğimiz ne var. Çok mu konuşur? Alışveriş mi yapar? Gezer mi? Bunların tümü evet olsa bile bunların karşı cinse yahut kime zararı var. İşte
2023 Okuma Raporları
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 198726,5bin okunma
7/10
·518 syf.··
2023 4. kitabı
Bu yazarın, kadın karakterleri duygusal açıdan bir erkeğin ilgisine muhtaç yapmasına bir kitapta daha rastlamıştım. Günah Kadar Suçlu'daki savcıyla bunda ki polis müfettişi kadın, karakter yapısı olarak aynı ve ikisi de erkeğin ilgisine muhtaç. Liska (Kovac'ın ortağı polis) da aynı şekilde ilgiye muhtaç. Yazarın kafa yapısı 80'lerin etkisindeydi hala herhalde. Neyse, kitapta uzun zaman boyunca bir oyalamaca varmış gibiydi, bir türlü ilerleme olmuyordu. Biraz kendimi zorlamam gerekti devam etmek için. Son bir kaç bölümde hareketlendi. Bu yüzden çok sürükleyici diyemem. Ama devam etmeye değer, çünkü bitince akılda soru işareti bırakmıyor yani herşey mantıklı bir sonuca ulaşıyor. Üzücü bir durum da oluyor ama o ne kadar gerekliydi tartışılır. Kovac ve Liska'yı sevdim. Genel olarak da iyi gibi. (Kitabın adını neden "paranoya" koymuş anlamadım. "Platonik" koysa daha iyiymiş ama o da aşk romanı adı gibi diye koymamış herhalde. )
ParanoyaTami Hoag · Koridor · 2007703 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
Eserin içeriğinden etraflıca bahsetmek ve karakterleri detaylıca mütaala etmek niyetinde değilim, bunu gayet başarılı bir şekilde yapan arkadaşlar var, o incelemelerden birini şuraya bırakıyorum: #103849183 Bu incelemeyi yazmamdaki muradım hasbihaldir, belki de sorularıma yanıt bulmaktır. *** Şeyh Galib Hazretleri, Hüsn'ün Aşk'a aşkıyla başlıyor serencama. Fedakâlade, nitekim ne demişti Fuzuli Hazretleri: "Âşk odu evvel düşer maşuka, ândan âşıka, Şem'i gör kim yanmadan yandırmadı pervâneyi" Fakat Hüsn'e verilen ihtarda, "Hâhiş-ger isen de bî zebân ol / Kızsın kerem eyle sen gerân ol" dendi. Hüsn aşk ateşiyle yandıktan sonra nazenin bir edaya büründü, naz makamına çekildi. Aşk, aşıktı evvelinde de lakin bu nazlanma ona aşkını müdrik ettirdi. Kabilesinden Hüsn'ü istedi, kabile ona kavuşman için Kalb Diyarına gitmelisin dedi. Aşk, Gayret'e "Sen âhı buhâr-ı ser mi sandın /Feryâdımı bî eser mi sandın" dedi. Yola revan oldu. Türlü zorluklara göğüs gerdi, yolda tuzaklara düştü meded istedi o Yüce Sultan'dan, ismi Azam'la yeniden güç buldu, zorlukların üstesinden geldi Suhan'ın vesilesiyle. Lakin bir yer vardı ki güzellik büyük bir tuzak oldu, onu esir etti. Onu çıkılmaz bir serencamın içine attı. Neyi varsa kaybetti Aşk, yeniden çıktı, yeniden savaştı yoldaki engellerle lakin hiçbir yol katedemedi. Bir kaç adım öteye dahi gidemedi. Nereye giderse gitsin Hoşrüba'nın putlu kalesinde deveran edip durdu hep. Suhan yardıma yetişti, "Yakmazsan eğer bu hoş serâyı / Bulmazsın ebed o dil-rübâyı" dedi. Yakmak, aldandıklarından elini eteğini çekmek miydi? Sevgili'den uzaklaştıran meşguliyetleri hiç etmek, yok etmek miydi? Ve kale yanınca Ah kılıcı yeniden zuhur etti, Aşkar yeniden geldi bineği oldu. Bir yanılma belki de nefsani bir hata Aşk için çok
Aşk
Hüsn-ü AşkŞeyh Galip · Tekin Yayınevi · 20151,682 okunma