Köpek Kalbi
Kitabı bitirdikten bir süre sonra düşünmeye ihtiyacım olduğunu fark ettim. Yine çok güzel bir bilim kurgunun yanında sistem eleştirisi kitabı okudum. Öyle güzel eleştirmiş ki Bulgakov yaşadığı Rusyayı... Sınıfsal farklar, devletin topluma gösterdiği tutum. İki farklı çıkarım yaptım aslında bu kitaptan. Biri herkesin dediği gibi sistem eleştirisi diğeri ise insanların nasıl bireyci oldukları. Bilim uğruna her şeyi yapabileceklerine inanmaları. Özellikle ikinci kısım da Frankestain romanını anımsattı bana. Çünkü onda da bilim için bir insan yapmaya çalışırken canavar yapıyor. Köpek Kalbinde de masum bir canlıyı insana dönüştürmeye çalışıyor. Ve bir de insanlar çok doğru düzgün varlıklarmış gibi Şarik'in yaptıklarını beğenmiyor.
Sistem eleştirisinden çok benim bu durum dikkatimi çekti açıkçası. Ve bir de psikolojik yanı vardı kitabın. Bizlerin karakterlerinin de oluşumunda çocukken yaşadıklarımızın etkisi çok büyüktür. Şarik köpekken sürekli küfür edilen, hatta üzerine kaynar su dökülen bir canlıdır. Bu yüzden insan olduğundan onun iyi bir canlı olmasını beklemek çok anlamsız olurdu. Ben yaptıklarına hiç kızmadım, şaşırmadım, aksine üzüldüm. En mükemmel yaratılan canlının en acımasız olduğunu gördükçe daha da çok üzülüyorum.
Kısaca kitap benim için üçe ayrılıyor. Sistem eleştirisi, psikolojik boyut ve bireylerin çıkarları.