Herkese selam 10/10
Hepimizin öyküleri var bu hayatta. Bazıları yaşadıkça yazılmaya bazıları ise yazdıkça yaşanmaya değer bulunan… #alıntı
Karşınızda kalemiyle yeni tanıştığım ama kitabın daha önsözünde kendisine yardımcı olan öğretmeninin yazdığı giriş cümlesinde, dibine düştüğüm canım yazarım @saydamt (Tuğba Saydam) ‘ın kitabı Hiçlik ya da Her Şey…
Çevresindeki her şeyi suçlama huyu babasından, kendisini sevmeme huyu ise annesinden genetik bir miras olarak aktarılmıştı.
#alıntı
Hiçlik ve Her şey… Birbirinde bu kadar tezat ve birbirine bu kadar yakın iki kelime. Hayatımızın her alanını kaplayan bu iki terim bir kitapta nasıl mı işlenirdi? İşte tam olarak böyle. Aslında olmasını istediğimiz hayatlardan uzakta, ama bir o kadar içinde yaşarken Her şey ve hiç; her an peşimizde. Yüzüne haykırmak istediğimiz insanlara, gülümsememizi göstermek zorunda kaldığımız, istemediğimizi söylemekte zorlandığımız, hayırı cevap olarak veremediğimiz bir hayata hepimiz bazen sıkışırız. Kitapta tam olarak böyle bir karakter öyle güzel kurgulanarak bizlere tercüman oluyor ki anlatamam. Yapmak istemediklerini yapmak zorunda hissedip, özgüvenini kaybetmiş olmanın verdiği yükle yürümek kada zoru yoktur bu hayatta. İftiralara maruz kalmak ve hayatta sırf nefes almak için var olmak. Ne kadar üzücü. Hele ki böyle bir hayata sıkışmış bir sürü insan olduğunu düşünürsek…
Kitabı okurken gerçekten öyle dersler aldım ki anlatamam. Artık gerçekten kendimi rahatsız hissettiğim hiçbir şeyde olmayacağım kesinlikle. Küçücük bir iftiranın nerden nereye geleceğini okurken sinirlerim alt üst oldu gerçekten. İnsanlar kendi işlerinden ziyade başkasının hayatlarıyla o kadar ilgili ki kitabı okurken bir kere daha anladım bunu. Yazarımız günlük hayatımızda aslında herkesin başından geçebilecek bu konuyu öyle