Öyküm Bahar Yıldırım

Öyküm Bahar Yıldırım
Eleştiriye açık , çiçeği burnunda , karalamaları olan kendi halinde bir anne, eş ve wattpat yazarıyım.. Benim bebek adımlarıma destek olursanız çok sevinirim... Beğenirseniz oylarınızı, beğenmezseniz eleştirilerinizi bekliyorum.
Anestezi teknikeri
Mersin
Çanakkale, 6 Mart 1992
94 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·48 syf.·
2024 27. kitabı
Stefan Zweig
7.3/10 · 91,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2024 28. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2024 17:55
Herkese Selam 10/10 Gönül isterdi ki size harika cumartesi gününden bol deniz manzaralı yeşillikli bir reels hazırlamak ama maalesef biz sağlıkçılar için pekde mümkün olmuyor o yüzden bunu la iadare ederseniz zevinirimşimdi gelelim kitabımıza Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez, güvenlik bir yanılsamadan ibarettir. Zamanı geri döndürmek mümkün değildi. Ama yine de… Bazen insan dilekte bulunmaktan başka bir şey yapamıyordu. Ama en tekinsiz olanı da onu takip eden şeydi. Arkasını dönüp de bakmaya cesaret edemediği o tehditkar varlık. Benden kaçamayacaksın! Herşey, Simon’un başına gelen bütün herşey… Bir trafik kazasıyla başladı. Ailesiyle çıktığı yolculukta, tıkanan trafiğin sebep olduğu yol değişikliği onun bütün hayatını altını üstüne getirdi. Halası ve abisi dışında kimsesi kalmayan Simon yatılı bir okula başlar. Peşini bırakmayan kabusları ise onu takip eder. Sürekli gördüğü o ahşap kapı. O kapının görülme sebebi neydi? Arkasında ne vardı? Ve bu neden bu kadar önemliydi?
Psikolojik-Gerilim
KarabasanWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20162,628 okunma
10/10
·74 syf.··
2024 25. kitabı
Herkese Selam🩵 10/10 Bu postu hazırlarken son satırları yeni bitirdiğimi ve gözyaşıma mani olmaya çalıştığımı bildirmek isterim. Kadınım… Toprağım… Ruhumda Kanatlarım Bu arada zihnindeki kötücül sesler yine izleyici koltuğunda en ön sıraları işgal ediyordu. mutsuzluk tüm bedenimizi sardığında büyük bir merak duygusu başlar. Bu merak özellikle çevremizde mutluluğu yeteri kadar hak etmediğini düşündüğümüz insanların hayatlarını araştırma ve onların hayatlarına dahil olma çabası şekline göre kendini gösterir. Kimliğini bulmuş varlığını anlamlandırmışmış insan bile gelecekle ilgili kaygılar yaşar. Bildiğiniz üzere geçen birkaç gün önce yazarımız @saydamt Tuğba Hanım’ın ilk kitabını okuyup yorumlamıştım. Bugün sizlere ikinci kitabıyla birlikte geldim. İkinci kitabı da en az birinci kitabı kadar beni etkiledi. Birinci kitabın devam kitabın devamı aslında🩵 İlk kitapta biliyorsunuz ki kayıp bir kedi ile başlamıştı her şey ve sonunda bambaşka bir şekilde bitmişti. Bu kitap da bizi aynı şekilde şaşırtmaya devam ediyor. Karakterimiz gözlerine bu sefer bir akıl hastanesinde açıyor. Buraya nasıl düştü? Neden düştü? Nasıl kurtulacak? O sadece çok yaralı bir kız çocuğu. Çocukluk travmalarıyla boğuşmuş, hep aldığından fazlasını etrafındakilere dağıtmış. Sevgiyi bile. Yaralı. Elinden tutanı olsaydı gene de böyle mi olurdu? Yada hak ettiğini verseydiler. Aslında bu kısa öykü kalbinizi biraz kırabilir. Daha fazlasınıda yapabilir. Ben kitaba öyle girdim ki durumu fazla içselleştirdim hatta. Kısa ama yüreğe dokunan bir öyküydü… ilk kitaptan kalma bazı boşluklar bu kitapla kapandı. Bu karakterle hepiniz içsel bir yakınlaşma duyacaksınız. Eminim. Acılarına yaşadıklarına, tek tek dahil olacaksınız… Peki sonunda bu varoluşsal sancılar çeken isimsiz kadın karakterimize ne mi
Varoluşsal Sancılar
DerinlikTuğba Saydam · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024235 okunma
10/10
·86 syf.··
2024 24. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2024 10:33
Herkese selam 10/10 Hepimizin öyküleri var bu hayatta. Bazıları yaşadıkça yazılmaya bazıları ise yazdıkça yaşanmaya değer bulunan… #alıntı Karşınızda kalemiyle yeni tanıştığım ama kitabın daha önsözünde kendisine yardımcı olan öğretmeninin yazdığı giriş cümlesinde, dibine düştüğüm canım yazarım @saydamt (Tuğba Saydam) ‘ın kitabı Hiçlik ya da Her Şey… Çevresindeki her şeyi suçlama huyu babasından, kendisini sevmeme huyu ise annesinden genetik bir miras olarak aktarılmıştı. #alıntı Hiçlik ve Her şey… Birbirinde bu kadar tezat ve birbirine bu kadar yakın iki kelime. Hayatımızın her alanını kaplayan bu iki terim bir kitapta nasıl mı işlenirdi? İşte tam olarak böyle. Aslında olmasını istediğimiz hayatlardan uzakta, ama bir o kadar içinde yaşarken Her şey ve hiç; her an peşimizde. Yüzüne haykırmak istediğimiz insanlara, gülümsememizi göstermek zorunda kaldığımız, istemediğimizi söylemekte zorlandığımız, hayırı cevap olarak veremediğimiz bir hayata hepimiz bazen sıkışırız. Kitapta tam olarak böyle bir karakter öyle güzel kurgulanarak bizlere tercüman oluyor ki anlatamam. Yapmak istemediklerini yapmak zorunda hissedip, özgüvenini kaybetmiş olmanın verdiği yükle yürümek kada zoru yoktur bu hayatta. İftiralara maruz kalmak ve hayatta sırf nefes almak için var olmak. Ne kadar üzücü. Hele ki böyle bir hayata sıkışmış bir sürü insan olduğunu düşünürsek… Kitabı okurken gerçekten öyle dersler aldım ki anlatamam. Artık gerçekten kendimi rahatsız hissettiğim hiçbir şeyde olmayacağım kesinlikle. Küçücük bir iftiranın nerden nereye geleceğini okurken sinirlerim alt üst oldu gerçekten. İnsanlar kendi işlerinden ziyade başkasının hayatlarıyla o kadar ilgili ki kitabı okurken bir kere daha anladım bunu. Yazarımız günlük hayatımızda aslında herkesin başından geçebilecek bu konuyu öyle
Varoluşsal Sancılar
Hiçlik ya da Her ŞeyTuğba Saydam · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024347 okunma