"Güneşte demlerim, senin çayını Yüreğimden süzer öyle veririm.🎶
Müzik
KPSS'ye çalışıyoruz diye hâliyle babamızın, annemizin gençliğindeki hükümetinde neler yaptığını biliyoruz. Ondan evvel bizim 90 kuşağı zaten okumayı, araştırmayı seven son kuşak kaldı. Ecevit'i de, Erbakan'ı da iyi biliriz. Ama şöyle bir şey var psikologlar daha iyi bilir: Yanlış bilmiyorsam Almanya'da mı ne ağır bir ilaç varmış. Bu ilacın dozajını kaçırırsan işin içinden çıkılmaz bir duruma geliyormuşsun. İdeolojilerle, halka dayadıkları senaryolarla algıyı öyle bir kör ediyor ki siyasiler adam daha gençliğinde aynı şeyleri yaşadığının farkında değil. Mesela Ecevit gençliğinde ülkeye yapmadığını bırakmadıysa bu dönemde de başka birisi yapmadığını bırakmıyor. Mesela şimdi büyüklerime sorsam kimisi Ecevit'e iyi diyecek kimisi de kötü diyecek. İyi de mesele bu değil ki. Sen 90 kuşağını senin gençliğin gibi olmasın diye pür dikkat yetiştirdin ama sen mal değneğisin...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Belki de Allah gönlümdeki o boşluğu ve üzüntüyü doldurmak istedi
Selamlar, uzun zamandır buralarda yokum. Başıma gelen ve beni hem gülümseten hem de düşündüren bir olayı anlatmak istedim. Bir aralar yediğimin içtiğimin ayrı gitmediği, her yere beraber gittiğimiz her şeyi beraber yaptığımız bir arkadaşım vardı. Onunla yapmayı en sevdiğim iki aktiviteden biri bir anda hadi şuraya gidiyoruz deyip spontane gelişmiş gezmelerimiz (tabii öyle çok da gezemiyorduk onunla, ailesinin izin vermediği söylüyordu), bir diğeri de aynı anda aynı kitaba başlayıp yorumlamalarımızdı. Sınav haftası bile görüntülü konuşarak çalışırdık, her konuda birbirimizi cesaretlendirirdik öyle bir hayatımda yer edinmek. Nitekim sonra bu arkadaş kendi isteğiyle koca bir arkadaşlığı bir vedaya dahi sığdırmadan bitirdi, konuşmaya çalışsam da ne fayda o içindeki kıskançlığı dinledi. Bir süredir her yerde karşıma çıkıyor hesapları ve ben onu çok özlediğimi fark ettim. İşte tam olarak bu günlerde ise başıma şöyle bir şey geldi: Şu anki arkadaş grubumdan bir arkadaşım ilk önce final haftalarında beraber görüntülü mü çalışsak diye bir teklifte bulundu. Bir süre geçti, beraber gezmelere başladık. O eski arkadaşımla gidemediğim birçok yere dahi gitmek için planlar yaptık. Hepsinden de oldukça keyif aldım ve o içimdeki yalnızlık da azalmaya başladı. Aynı zamanda birbirimizi cesaretlendirip bir yaz anaokulunda çalışmaya başladık. En son da dün akşam bana bir mesaj attı. "Eslem aşkım bu arada baş belalar ve başyapıtları kitabını satın aldım. Beraber okuyalım mı başlamadıysann, senden ınfluence olup aldım." Düşününce o çok özlediğim ama beni hayatından silip atan arkadaşımın yeri nasıl da dolmuştu, üstelik tam da onu özlediğim zaman diliminde ve çok hızlı bir şekilde. Çok daha güzel bir hâlde. Bunu bize niye anlattın diye soracak olursanız eğer, hayatımdan çıkıp beni bir boşluğa
Duygu ve Düşünce
Futboldan anlamayan nadir erkeklerdenim. Anlamamaktan kastım bir topun peşinde koşmayı mantıksız bulmak değil futbolun matematiğini bilmemem. Mesela ben X takımı tutup takımımda Ali Veli'nin faul yapmasına veya faul yaptı diye gösterilmesine muhalefet olamam. Faul ne demek onu bilmiyorum daha. Ne demek olduğunu geçtim mantığını kestiremem. Biri gelsin bana mantıklı şekilde, dosdoğru anlatsın anlarım ama bana faulün ne olduğunu dosdoğru öğretenle başka birisinin bilgisi bir değil. Ben mesela öğrenirim hakemin faul kararını öğrendiklerim çerçevesinde belki kabul etmem ama hakem yılların emektarıysa ya ebesinin hörekesinden amlar olayı ki delil de gösterir. Futbol spordan başka birazda yoğurdun siyah olduğunu somut olduğunu kanıtmaktır. Ben yoğurdu beyaz bilirim öyle yerim ama futbol erbabı onun siyah olduğunu ispatlar.
Hevesim öyle bir kırıldı ki sanki kalbimden bir parça eksildi, ben bile tamamlayamıyorum..
Gece
bana öyle geliyor ki geceler, dünyanın her yerinde ruhumuzu birazcık yıkayıp arındırmak içün bulunmaz bir fırsattır.