Babalar Günü yılın en uzun gününe denk geldiğinde insanın yâdı da uzuyor. Güneş geç batıyor, anılar daha uzun gölgeler bırakıyor. Araya başka düşünceler, başka işler giriyor ama insan dönüp dönüp aynı yere varıyor.
Ben bugün dönüp dönüp hastane bahçesindeki o çınar ağacına vardım.
Babamla en uzun sohbetlerimiz o ağacın altında oldu.
İnsan bunu yıllar öncesine ait bir hatıra sanıyor duyunca. Çocukluğa, gençliğe ait uzun bir zamana...
Değilmiş.
Ölmeden birkaç hafta önceymiş.
Bir ömür aynı evin içinde yaşayıp da konuşamadığın şeyleri bazen birkaç haftaya sığdırıyorsun. Hayatın garip tarafı bu. Vakit bolken ertelenen cümleler, zaman daraldığında kendine yer buluyor.
O günlerde neyi konuştuğumuzu bugün tek tek hatırlamıyorum. Ama konuştuğumuzu hatırlıyorum.
Bazen insan kelimeleri unutuyor da, hissettirdiklerini unutmuyor.
Aradan yıllar geçti.
Çınar hâlâ orada mı bilmiyorum.
O bankta şimdi biri oturuyor mu bilmiyorum.
Hastanenin duvarları aynı renkte mi, onu da bilmiyorum.
Ama bazı yerler yıkılmıyor.
İnsan ayrılıyor, zaman geçiyor, şehir değişiyor ama bazı yerler olduğu gibi kalıyor. Bir ağacın gölgesi gibi. Hafızanın içinde duruyorlar.