Veronica Raimo’nun taze taze bitirdiğim Beni Yazma romanı, ilk sayfalarında beni biraz mesafeli karşılasa da kısa sürede tamamen içine çekmeyi başaran, çok katmanlı ve sarsıcı bir deneyim oldu.
Kitabın başlarında anlatımın dağınıklığı veya karakterin dünyaya bakışı yüzünden biraz sıkılır gibi olsam da, hikaye ilerledikçe S. ile aramda çok güçlü bir bağ kuruldu. S.'nin günlük hayatın detaylarından bahsedişi, kendisiyle ve yaşadığı absürt durumlarla acımasızca dalga geçmesi o kadar samimiydi ki, okurken kendimden de çok şey buldum. O alaycı ve ironik dil, aslında karakterin hayata ve yaşadığı travmalara karşı kurduğu muazzam bir savunma mekanizması gibiydi.
Ancak kitabın beni en çok sarsan ve üzen kısmı, bu kara mizah perdesinin arkasındaki o acı gerçek oldu. S.'nin sevdiği, güvendiği ve tutku duyduğunu sandığı bir insan tarafından manipüle edilmesi, açıkça tacize ve istismara uğraması içimi acıttı. Raimo, tutku ile istismar arasındaki o ince ve bulanık çizgiyi öyle keskin bir dille anlatmış ki, okurken karakterin o çaresizliğini ve uğradığı haksızlığı derinden hissediyorsunuz. En ağır travmaların bile hayatın o sıradan akışı içinde nasıl sinsice gizlenebileceğini görmek gerçekten çok etkileyiciydi.
Klasik gizemlerin dışına çıkıp modern, psikolojik derinliği olan, feminist ve sert bir metin okumak isteyen herkesin şans vermesi gereken bir kitap. Başlardaki o mesafeli havaya aldanmayın, kitap sizi hiç beklemediğiniz bir anda tam kalbinizden yakalıyor.
Beni YazmaVeronica Raimo · Medusa Yayınları · 202637 okunma
𝐌𝐢𝐬 𝐠𝐢𝐛𝐢 𝐬𝐞𝐧𝐝𝐫𝐨𝐦𝐬𝐮𝐳 𝐛𝐢𝐫 𝐏𝐚𝐳𝐚𝐫𝐭𝐞𝐬𝐢’𝐝𝐞𝐧 𝐬𝐞𝐥𝐚𝐦𝐥𝐚𝐫 𝐨𝐥𝐬𝐮𝐧 𝐝𝐨𝐬𝐭𝐥𝐚𝐫
Bugün size @hikmet_pencereci hanımın değerli kaleminden #kaderinizi kitabının yorumu ile geldim...
#kitabınkonusu
Zeynep Bursa’da yaşasayan zengin bir ailenin tek kız çocuğudur.
Babası onun mimar olup aile şirketlerinde çalışmasını isterken o hayallerinin peşinden koşup öğretmen olur.İlk görev yeri Hakkari Yüksekova' dır. Ailesi her ne kadar karşı çıksada kızlarının bu kararına da saygı duyarlar. Babası Fehmi Bey kızını ilk görev yerine yolcu ederken “her şeyine evet dedim Zeynep ama bir gün senden bir şey istediğimde sende bana evet diyeceksin” diye söz ister. Ama Zeynep nerden bilecekti ki günün birin de babasının onun için hayati bir karara evet demesini isteyeceğini. Gittiği görev yerinde Zeynep çok sevilir. Taki okula gelmeyen mevsimlik işçi olarak çalışan ailelerin çocuklarını okula göndermeyene kadar. Zeynep tek tek evlerine gidip aileleri ikna etmeye çabalarken bazıları ikna olur bazıları da düşman olur. İkna olmayan veliler Zeynep’in oradan gitmesi için tüm kötülükleri yaparlar.
Zeynep bu zorlu işin altından kalkmaya çalışırken yüreğinde filizlenen bir aşkın ortasında bulur kendini. Bu aşkın adı Barış Komiser’dir.
Fehmi Beyin kızı Zeynep’ten istediği hayati karar nedir?
Barış ve Zeynep’in aşklarını nasıl bir son bekliyor?
#kitaphakkındadüşüncelerim
Öyle güzel bir kitap okudum ki hikayenin içinde buldum kendimi. Olayları dümdüz anlatmayan okuruna yaşatan yazarları çok seviyorum. Sevgili Hikmet Hanım’da işte böyle bir yazar oldu benim için.
Kitap sadece aşk üzerine yazılmış gibi sakın hissetmeyin. Güçlü bir kadının idealleri için nelere göğüs gerdiğinin ispatıdır Zeynep öğretmen bizim için. Yılın en sevdiğim
Kaderin İziHikmet Pencereci · Az Kitap · 202127 okunma
🅢🅔🅛🅐🅜🅜🅜🅜
Keyifli bir gün geçirmeniz dileğiyle canım kitap dostlarım...
Bugün size @a7kitap ‘dan çıkan kalemini ve samimiyetini çok sevdiğim @a.yasemineren ‘nin #mevsimserisi ‘nin #ihtirasmevsimi kitabının yorumu ile geldim...
Ünlü yazar Franz Kafka ne kadar güzel tanımlamış;
“Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?”
❥ Güç Mevsimi, "Ne erdemle övünülmeli ne de kötülükten pişmanlık duymalı; iyi bir insan olarak doğmuş olmak dururken, bir suçlu yarattığı için doğayı mı suçlamalı?" sözüyle, insanın, varoluşu gereği içinde hınç, nefret, hırs ve intikam gibi olumsuz duyguların yıkıcı kuvvetini barındıran bir varlık olduğunu fısıldıyor…
❥ İntikam Mevsimi,Gücün sefaletini ve eşitsizliğin kefaretini tadanlar şimdi öyle bir kavşakta duruyor ki mutlak ile muğlak, intikam ile adalet birbirine nasıl karıştığını sorgulatıyor...
❥ İhtiras Mevsimi, Aşkın yeşilçam filmlerinde göründüğü gibi masum olmadığını,daha çok bir arzu nesnesi ve hedefe giden yolda nasıl araç olarak kullanıldığını gözler önüne seriyor...
#kitaphakkındadüşüncelerim
Öyle güzel bir üçleme okudum ki anlatamam.İlk kitaba basit bir aşk hikayesi okuyacağımı sanarak önyargılı başladım. Sonra ikinci ve son kitap bir an önce çıksın da okuyayım diye sevgili @a.yasemineren ‘nin tabiri caizse başının etini yedim ne zaman çıkacak artık demekten. İyiki de yemişim. Ben sadece bu muhteşem seriyi okumadım. Güler yüzlü,samimi ve naif bir yazar dost kazandım. Sizi çok seviyorum benim can yazarım. İyiki hayatımda yer aldınız iyiki...
Peki siz canım okur dostlarım @a.yasemineren kitapları ile tanıştınız mı? Tanışmadı iseniz bir an önce okuyun derim. Emin olun seri
Bugün masamda; öyle alelade bir tarih kitabı değil, zihnimi adeta tersyüz eden "Niçin Tarih?" var.
Bu kitabın bana kattığı en büyük değer ne biliyor musunuz? Geçmişi kuru, ruhsuz bir kronolojiden ibaret görmeyi bıraktım. Bugünü inşa eden o derin felsefi zemini fark ettim. Kitap bana tarihin sadece "ne olduğuyla" değil; o arkadaki mutfakla, yani "nasıl ve niçin yazıldığıyla" ilgilenen muazzam bir perspektif kazandırdı. Donald Bloxam, bildiğimiz o sığ ve didaktik kalıpları tamamen yıkmış.
Mesela sayfaları çevirirken öyle anlar oldu ki, kendimi antik çağın babası Herodot’un hemen yanı başında, sonra birden Orta Çağ’ın o dinsel tefsirlerinin arasında buldum. Oradan hop 20. yüzyılın çok katmanlı kültür tarihine zıpladık. Düşünsenize, yüzyıllar değişiyor, yöntemler ve felsefeler kökten sarsılıyor ama insanoğlunun o geçmişle bağ kurma, onu gerekçelendirme çabası hiç değişmiyor. İşte o kopmaz bağı tarihsel örneklerle öyle canlı görüyorsunuz ki içiniz ürperiyor.
Benim için "Niçin Tarih?", akademi dünyasının o soğuk koridorlarına sıkışıp kalmış bir metin asla değil. Tam aksine; tarihle, felsefeyle ve insanlığın o bitmek bilmeyen hafıza oluşturma çabasıyla dertlenen herkese hitap ediyor. Geçmişin tozlu sayfalarında kaybolalım diye değil; o sayfalardan bugüne, tam da şu an yaşadığımız ana güçlü bir fener tutalım diye yazılmış. Bugünü gerçekten anlamlandırmak istiyorsak, bu esere kitaplıkta mutlaka yer açmalıyız.
Hani sonuç olarak bu kitabı kimler okusun derseniz; tarihe sadece ezberlenecek kuru rakamlar gözüyle bakmayan, o tozlu sayfaların arkasındaki felsefeyi merak eden herkes okusun derim. Özellikle bugünün karmaşasını geçmişin o kopmaz bağlarıyla çözmek isteyenler bu eseri mutlaka kitaplığına dahil etmeli.
Niçin Tarih ?Donald Bloxham · Yeditepe Yayınevi · 20260 okunma
Bazı kitaplar vardır, son sayfayı kapattığında hikâye bitmez; seninle kalmaya devam eder...
Küllerinden Doğarken benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Bir solukta okudum, her sayfasında heyecanı, merakı ve duyguyu hissettim.
Kaleminize, emeğinize sağlık sevgili @fundaucuker. Yine harika bir hikâyeye konuk oldum.
Ama o son neydi öyle?
Şimdi gel de devamını bekle...
Bir gecede okuyup bitirdiğim bir kitaptı. Asla sıkmadı diyebilirim çünkü bir karakterin hikâyesinin bittiği yerde başka bir karakterin hikayesi başlıyor ve bu da insanı kitaptan ayıramıyo. Mustafa Kutlu okumaya başlanabilecek kitap bence bu olabilir nedeni yok öyle bir anda içimden öyle geçti. Bu kadardıııı
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma