Son söyleyeceğimi başta söyleyeyip öyle yazıya geçmek istiyorum. Babam olmak üzere şehit/gazi babalarının ve evladını kaybeden tüm babaların gününü kutlarım.
Başlıkta da yazdığım gibi aslında kutlama yazısından çok kendimle ilgili iç dökme olacak.
Dün yanımda babam vardı. İkimize ekmek arası hazırlamak için bir şeyler kesiyordum. Hızlı hızlı domates doğuruyordum, bıçak elimden kaydı ve gümmm parmağıma girdi. Kestiklerimin arasında parmağımda vardı. Anlayacağınız her türlü elimin lezzeti eklendi..:) Bu kesiği şöyle tarif edeyim o bıçağın soğukluğunu kesilen etimin içinde hissettim öylesine kesmiştim. Babam normalde mesafeli bir kişi. Beni canhıraş halde görünce hafif panik halde Nolduuu demeye başladı, sonra kesiğimi sardı. Bütün bunlar olup bitinceye dek, akan kanımın rengiyle domates daha da karardı, tıpkı hayallerim gibi..
Evet bugün babalar günü.. Ben baba olmak için amiyane deyimle yanıp tutuşan biriyim.
Ortaokul da Türkçe öğretmenim vardı Tülay öğretmen. Kadın bana ortaokul dönemimden tutun, okul bittikten sonra yolda ne zaman karşılaşsak şu sözü söylerdi; Oğlum, sen ileride çok iyi bir koca, çok iyi bir baba ve yapmak istersen de çok iyi bir öğretmen olursun demişti. Öğretmenim, ben bir dönem öğretmenlik yaptım ama söylediğiniz sıfatlardan iki tanesi eksik kaldı. Söylediğiniz sıfatlara, söylediğiniz kadar yaraşır mıyım onu da bilmiyorum be öğretmenim.
Her babalar gününde acaba ben ne zaman baba olacağım diye düşünürdüm fakat bu sabah farklı bir şey düşündüm. Ne zaman baba olacağımdan çok ne zaman babalık duygusunu bana tattırma da yardımcı olacak bir kadına güveneceğim, ne zaman ona kendimi bana zarar vermeyeceğini, ruhumda tahribat bırakmayıp, benim güvenimi iyi niyetimi suistimal etmeyeceğini ve ihanet etmeyeceğini bileceğim biri olacak diye düşündüm. Bu